AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Toparlanma

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Toparlanma    C.tesi 17 Eyl. 2011 - 12:34

Her zamandan daha erken uykusu gelmişti bugün. Esneyerek odasına doğru ilerlerken neden böyle olduğunu düşünmeye başlamıştı kendini yorgun ya da uykusuz hissetmiyordu tek istediği şey uyumaktı. Odasına vardığında oda arkadaşının kitaplarını toparladığını gördü. Arkadaşı lizzy " Ben kütüphaneye gidiyorum istersen sen de gel " dediğin de esneyerek " Benim biraz uykuya ihtiyacım var liz belki sonra size katılırım " diyerek elindeki kitaplarını çalışma masasının üzerine yerleştirdi. Hemen ardından hızla kıyafetlerini değiştirerek kendini yatağına attı. Kafasının yastığa koyar koymaz bir kaç saniye uykuya dalmıştı ve uykuya daldığı anda rüya görmeye başlamıştı. Başlangıç olarak hoş bir rüyaydı gördükleri arkadaşları ve o bir lunaparkta eğleniyorlardı. Belki de en çok hayal etmeyi sevdiği şeylerden biriydi lunaparkta eğlence, hızlı tren, korku tüneli ve diğer her şey. Ama bu sefer bu rüya her zamankinden daha kısa sürmüştü çünkü bir anda ortamı kaplayan karanlık gök yüzü ile birlikte arkadaşları bir bir ortadan kaybolmaya başlamıştı. Yalnızlık elbette onu korkutan şey bu değildi daha çok etraftaki sislerin artmasının ardından sislerin içinde ortaya çıkan karartı onu endişelendirmişti. Bu karartı kesinlikle iyiye işaret olamazdı, karartı ona yaklaşırken o hareketsiz kalıyordu. Sanki bir şekilde hareketi biri tarafından engellenmiş gibiydi aynı şekilde yardım için çığlık bile atamıyordu ne kadar bağırırsa bağırsın sesini kendi bile duyamıyordu. Karartının içinde belirlemeye başlayan silüet ile kalp atışları hızlanmaya başlamıştı. Silüetin yüzünü gördüğünde gözleri kapatarak için den "Hayır bu imkansız, bu gerçek değil gerçek olamaz " diye tekrarlarken birinin nefesini ensesinde hissetti ve çok geçmeden nefesin sahibi konuşmaya başlamıştı. İlk olarak "Beni özledinmi sevgili Louise" dedi. Yutkunduktan sonra gözlerini açtı amcası karşısında duruyordu sanki hiç bir şey olmamış gibi görünüyordu sanki hiç ölmemiş gibi. Onun öldüğü bilse de kendini bunların gerçek olmadığına inandırmaya çalışsa da başaramıyordu. Sinsi gülüşüyle amcası tam karşısındaydı işte ve sonra aniden az önce beraber eğlendiği arkadaşlarını bağlı bir şekilde amcasının yanında belirdiler. Amcası elinde asası ile Louise in yanına gelip "Evet sevgili Louiseim önce hangisinden başlamamı istersin biliyorsun eskiden bu tür oyunları seninle ne kadar çok oynardık o günleri özlemediğini söyleyemezsin"dedi. Duyduklarından sonra tekrar hareket etmeye çabalamıştı ama olmuyordu işe yaramıyordu son çare durmayacağını bilmesine rağmen onunla konuşmaktı. "Amca bırak onalrı onları öldürmeni istemiyorum bunu yapma lüfen artık eskisi gibi olmak istemiyorum her şeyi unutmak istiyorum hem de her şeyi" dediğinde ağlamaya başlamıştı. Ama amcası onu duymazdan gelerek arkadaşlarının yanına ilerlemeye başlamıştı Louise arkasından "Hey sana diyorum lütfen dur bir kişinin daha ölümüne tanık olmak istemiyorum yapma bunu amca" diye haykırdı. Ama haykırışı bile işe yaramamıştı amcasının ardı ardına yaptığı lanetler yüzünden arkadaşları kanlar içinde can çekişmeye başlamıştı. Çırpınıyor kurtulmak için bir şey yapmaya çalışıyordu ama hareket edemiyordu tek yapabildiği göz yaşlarıyla olanları izlemekti.
......
Gözlerini bir anda açtı neredeyse nefes alamayacak haldeydi tüm vücudu ise ter içinde kalmıştı. Yatağına oturmuş bir süre nefesinin normale dönmesini beklemeye başladı, gözlerinden ise hala yaşlar akmaya devam ediyordu. Kısa süre sonra ise nefesinin düzelmesi ile göz yaşları da dinmişti. Gördüğü bu rüya geçen gün ki bayılmasının bir yan etkisi olmalıydı. Keşke o günle ilgili hatırladığı tek şey Timmy olsaydı. Timmy onu o günden sonra kaç kere düşünmüştü sayısı hatırlamıyordu ama onunla bir daha karşılaşmamıştı yani ortak salon ve yemek saatinde onu bir kaç kez görmüş olsa da etrafı arkadaşları ile çevriliyken yanına gidip ona bir selam vermekten bile çekinmişti. sonuçta o gün olanların tüm suçlusu kendisiyken nasıl gidip konuşabilirdi ki. Timmy nin bir anlık aklına gelmesi biraz olsun rahatlamasını ve kabusu bir nebze geri de bırakmasının sağlasa da tekrar uykuya dalamayacağını biliyordu. Bu yüzden üzerinde ki her şeyi çıkarıp üzerine bir elbise geçirdi. Terli olduğu için pijaması su gibi olmuştu ve tabi çamaşırları da. Havanın soğuk olmasına aldırmadan elbisesini üzerine geçirip odasından ayrıldı. Saat gece yarısını sadece bir kaç dakika geçmiş ve tüm okul çoktan uykuya dalmış olmalıydı. Tabi kendi gibi bir kaç kişi de olabilirdi okulda ama kimin umurundaydı. Onun şu an tek istediği rahatça nefes almaktı ve sırf bu nedenle ana kapıyı hafifçe aralayarak avluya çıktı. Göl kenarına falan gitmek gibi bir derdi yoktu zaten incecik elbisesiyle oralarda bu havada oturabileceği bir yer olmadığını da biliyordu. Üstelik yağmur yağsa bile ki gökyüzünden anladığı kadarıyla yağmur pekte uzakta değildi. Avlu hem nefes almak hemde korunmak için en ideal yerdi. Havadaki oksijeni ciğerlerine çekerken avlunun kenarlarından bulunan taşlardan birine oturdu. Hafifçe esen rüzgar saçlarını uçururken üzerindeki sıcaklığı da alıp götürüyordu. Muhtemelen bir kaç saniye sonra üşümeye başlayacaktı.


Rp Out:Gelecek Var

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 17 Eyl. 2011 - 16:48

Ne yaparsa yapsın bir türlü uyuyamıyordu. Yatakta dönüp durmaktan aşırı derecede sıkılmıştı. Gözlerini her kapattığında aklına tek bir şey geliyordu oda louise… Son zamanlarda onu fazlasıyla düşünmeye başlamıştı. Garip bir kız olduğu kesindi ama kesinlikle tatlı biriydi. Louise’le ilk karşılaştıkları gün gelmişti aklına yine louise üzerine düştüğünde ne kadarda sinirlenmişti. Hatta kavga bile etmişlerdi. Ama sonra bir şey olmuştu. Tuhaf bir şey… Kız bir anda bayılmıştı. Uyandığındaysa bambaşka biri olmuştu. İlk tanıştığı sinir bozucu, son derece kendini beğenmiş, küstah, hazır cevap , bencil kız gitmiş yerine sevimli, anlayışlı, hatasını kabul edip özür dileyebilen , son derece nazik ve tatlı bir kız gelmişti. Kabul ediyordu ilk tanıştığı kıza sinir olmuştu ama daha sonra yani bayıldıktan sonraki halini sevmişti. Onu yakından tanımak bile istemişti. O günden sonra onunla ne yazık ki bir daha hiç konuşma fırsatı olmamıştı. Onu bir çok kez görmüştü ama timmy yanındaki aşırı derecede dedikoducu arkadaşlarını bırakıp onun yanına bir türlü gidememişti. Sadece sıklıkla ona bakıp gülümsemekle yetinmişti. Louise hem tam bir cadı hem de oldukça tatlı olabiliyordu. Acaba gerçekte hangisiydi? Bunu oldukça merak ediyordu. Hızla yattığı yerden doğruldu. Uyuyamayacağı kesindi yatakta sürekli dönüp durmanın bir anlamı yoktu. Bu yüzden giyinip dışarıya çıkmaya karar verdi. Dolabına gidip eline ilk geçirdiği kot pantolonla tişörtü üzerine geçirdi. Havanın soğuk olma ihtimaline karşıysa ceketini giydi. Genel olarak okuldaki herkes dışarı çıkarken cüppesini giyerdi ama o muggle’ların kıyafetlerini giymeyi seviyordu. Oldukça uzun bir cüppeyle dolaşmaktansa onu sıcak tutabilecek bir ceket daha cazip geliyordu. Dolabı kapatıp yatağının başındaki küçük masanın üzerinden asasını aldı. Fakat bunu yaparken o kadar dikkatsiz davranmıştı ki masadaki su bardağını düşürüp kırmıştı. Öfkeyle ''Lanet olsun'' diye söylenerek etrafa baktı. Uyanan olmamıştı. Bu iyiydi. Hızla yere diz çökerek cam parçalarını toparlamaya başladı ama bu uzun sürmedi. Cam parçalarından birinin elini kesmesiyle birlikte son bulmuştu. Acı ve öfkeyle '' ahhh '' diye mırıldandı. Bu gerçekten harikaydı. Önce dikkatsizliği yüzünden bardağı kırmıştı. Cam kırıklarını toplarlıyım derken de elini kesmişti. Bugün sakarlığı gerçekten hat safhadaydı. Normalde uğraşsa hem bu kadar sakar hem de bu kadar dikkatsiz olmayı asla başaramazdı herhalde. Hem niye cam kırıklıklarını toparlamaya uğraşma gibi bir girişimde bulunmuştu ki o bir büyücüydü. Tek bir sözcük ve asa hareketiyle bardağı onarabilirdi. Ama o normal bir muggle gibi cam kırıklarını toparlamaya girişmişti. Aklı kesinlikle yerinde değildi. Asasını eline götürüp önce sargı büyüsü yaptı. Ardından bardağı eski haline getirerek yerdeki kan lekesini temizledi. En başından bardağa büyü yapsaydı şimdi her şeyi eski haline getirmek için bu kadar zaman kaybetmeyecekti. Neyse ki odadaki herkesin uykusu derindi ve hiç kimse uyanmamıştı. Asasını ceketinin cebine koyduktan ve etrafa bir kez daha göz gezdirip her şeyin eskisi gibi olduğundan ve kimsenin uyanmadığından emin olduktan sonra odasından çıktı. Uzun süre boyunca okulda nereye gideceğini bilmeden dolaştıktan sonra biraz temiz hava almak için avluya çıkmaya karar verdi ve hızla merdivenlere yöneldi. Avlu genellikle en çok gittiği yerdi nedenini bilmiyordu ama avluda ders çalışmayı seviyordu. Herkes göl kenarına gittiği için avlu genelde sessiz olurdu ve buda avluyu timmy’nin ders çalışması için ideal bir yer yapıyordu. Hem temiz hava alıyor hem de ders çalışıyordu. Avluya çıktığında derin bir nefes aldı. Gözlerini gökyüzüne dikerek bir süre olduğu yerde kaldı. Gökyüzü kapalıydı ama tek tukta olsa yıldızları görebiliyordunuz ve ay onun güzelliğini gölgelemeye çalışan kara bulutlara rağmen tüm ihtişamıyla parlayıp insanın içini ısıtıyordu. Yüzüne çarpan rüzgarla birlikte yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Muhtemelen bu gece yağmur yağacaktı ama sorun değildi. Timmy yağmurlu havalarda dolaşmayı seviyordu. Ağır adımlarla yürümeye başladı. Hem havanın hem de soğuğun tadını çıkarmak istiyordu bu yüzden ceketini çıkarıp eline aldı. Yürürken taşların üzerinde bir karaltı olduğunu fark etti. Bu saatte hala ayakta olan birilerinin olduğunu düşünmek çok zordu. Tüm hogwarts profesörlerde dahiş olmak üzere bu saatte uyuyor olurdu. Bu saatte ayakta olanların ya bir derdi olurdu ya da çok nadirde olsa uyku tutmazdı acaba o hangisi yüzünden buradaydı merak ediyordu. Yavaş yavaş taşların üzerinde oturan kişiye yaklaşmaya başladı. Çok geçmeden taşlarda oturan kişinin tanıdık biri olduğunu fark etti. Biraz daha yaklaştığında o kişinin louise olduğunu fark etti. Acaba bu saatte burada ne işi vardı. Dalgındı. Timmy’nn onun yanına geldiğini bile fark etmemişti. Üzerindeki elbise her ne kadar güzel olsa da böyle bir havada giyilmek için pekte uygun bir kıyafet sayılmazdı. Elindeki ceketi Louise’in omuzlarına koyduktan sonra gülümseyerek '' Elbise oldukça güzel sana da çok yakışmış ama böyle bir havada giymen için çokta uygun bir kıyafet değil '' dedi. Daha sonra gülümsemesini koruyarak ''Fazla dalgındın geldiğimi fark etmedin bile iyi olup olmadığını merak ettim sadece iyisin diğmi? Eğer rahatsız olduysan gidebilirim '' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 17 Eyl. 2011 - 19:15

Rüzgar bedenini tatlı bir şekilde okşamaya devam ederken o yavaş yavaş üşüdüğünü hissetmeye başlamıştı. Bu hisle birlikte elleriyle kollarını sıvazlardı. Sürtünmenin vücuduna verdiği sıcaklıkla şu an idare etmesi gerekecekti. Çünkü ne içeri girmek için içinde bir istek ne de ceket almak için ayaklanacak hali vardı. Hala gördüğü kabusun etkisiyle odasına bile dönebileceğini düşünmüyordu. Sabahın ilk ışıklarına kadar bu sessiz avluda kalabilirdi soğuğa daha fazla dayanamayacak hale geldiğindeyse en fazla giriş salonuna kadar gidebilirdi hepsi bu. Düşüncelerin den uzaklaşmak adına başını gök yüzüne kaldırdı. Gökyüzü her ne kadar yağmur bulutları ile kaplanmış olsa da bir iki yıldızın ışığı dikkatini çekmiş ve onlara bakmaya başlamıştı. Ama bir kaç saniye sonra birden daldı bir şey düşündüğü ya da hayal kurmaya hazırlık için değil tamamen istem dışı bir şekilde rüyasında gördüğü son görüntüler gözünde belirmişti arkadaşlarının çığlıkları ve amcasının zevk dolu kahkahaları. Başını iki yöne salladıktan sonra başını kollarının arasına aldı ve "Düşünmekten vazgeç, düşünmekten vazgeç.... Bunu yapmak zorundasın, aklından çıkarmalısın " diye içinden tekrar ediyordu. Sanki bir şekilde kendini hipnoz etmeye çalışıyor gibiydi tıpkı rüyasında amcasının ilk gördüğü an da yaptığı gibi. Ama bu da tıpkı rüyasında ki gibi işe yaramamıştı çünkü bazı şeyleri söylüyor olmak onları yapılır kılmıyordu. Şu an ürkek küçük bir kız çocuğu gibi hissediyordu kendini ve korkuyordu hem de çok korkuyordu. Ama bu korkusu ne kabus ne de ölen birinin hayaletinin peşinde olmasından kaynaklanıyordu. Korkuyordu çünkü amcasının çok küçük yaşlarda içine yerleştirdiği katilin gün yüzüne çıkması ve bununla birlikte yapacaklarından endişe duyuyordu. Amcasıyla birlikteyken her ne kadar 7 yaşında küçük bir kız çocuğuymuş görüntüsü vermiş olsa da seçtikleri kurbanları öldüren tek kişi amcası değildi. Oda cinayet işlemişti belki asa ya da bir lanetle olmamıştı bu ama asası elinden alınmış ve bağlanmış bir büyücü her hangi bir yaratıkta kolaylıkla öldürebilirdi ki Louise için de bu durum oldukça kolay olmuştu. Amcasının ona öğrettiği tek bir kesikle bir kaç dakika da kurbanı bir cesede dönüştürebiliyordu. O zamanlar bunların hepsini onun için bir oyundan ibaretti ta ki gerçekleri öğrenene dek. Birinin canını almanın aslında ne kadar büyük bir suç olduğunu öğrenmişti önce ve tabi ki öldürülen kişinin yakınlarına olanlar. Gerçeği ardından içinde suçluluk duygusu oluşmaya başlamıştı. Yeni babası ise hiç birinin onun suçu olmadığını söylüyordu ve bununla birlikte o her zaman "Hiç bir çocuğun ailesini seçme hakkı yoktur" derdi. Bu cümlesine kim karşı çıkabilirdi ki haklıydı gerçek ailesinin kim olduğunu bile bilmeden bir katile evlatlık verilmişti. Sırf kan bağı olduğu için ve sonrası gözünden akan bir kaç damla yaşla kafasının boşaltıp göz yaşlarını sildi. Hala dalgındı ama bu seferki dalgınlığının kabusla bir ilgisi yoktu çünkü bu sefer düşündüğü kişi ona belki de ikinci bir yaşama şansı bahşeden yeni babasıydı. Ona bir söz vermişti ve elbette kendine bu sözler tutulmaması gibi bir şeyin söz konusu olmadığı türdendi.
_
Kısa süre sonra tüm düşünceleri sonlandığında kendini dalgınca etrafı izlerken buldu belki de hissettiği bu soğuk hava onu düşündüğünden daha fazla etkiliyor ve onu hareketsiz kılıyordu. Dalgınlığı nedeniyle üzerine konan ceketi ilk fark edişin de irkildi ve ani bir hareketle başını çevirdi. Gördüğü kişi karşısın da ise irkilmeyle birlikte oluşan korkusu yok olmuş ve gülümsemeye başlamıştı. Timmy onu görmeyi umut etmiş ama asla gerçekleşmeyeceğini düşünmüştü ama işte karşısındaydı. Üşümenin verdiği etki ile verdiği ceketi biraz daha fazla sarınarak "Teşekkür ederim bu en sevdiğim elbiselerimden biridir ve az önce dediğinde haklısın o yüzden hiçbir şey söylemicem sadece odam dan nasıl çıktığımı bilmiyorum" dedi ve sustu. Neden bu kadar detaya girme gereği duyduğunu anlamaya çalışıyordu doğru düzgün arkadaş bile olmadığı birine neden açıklama yapma gereği duymuştu. Kendini yine garip hissetmişti ki normal davranmaya karar verdi daha doğrusu herkes tarafından normal karşılanan hayalperest cici Louise olacaktı. Timmy nin son sözleri ileyse yine açıklama yapması gerekmişti bu belki de onu arkadaş olarak hayatına alacağı en büyük adımdı. Hafif sinsi bakışlarıyla ona bakarak "Evet dalgınım bu aralar, nedenini tam olarak anlayamasam da sahip olduğum yeni bir özellik bu dalgınlık. Tamam normal zamanlarda da hayallerime dalar giderim ama bu sefer durum farklı ve biraz da rahatsız edici. Ayrıca beni kesinlikle rahat ettiğini söylemeden geçemeyeceğim başım da birilerinin dikilmesinden hiç hoşlanmam o yüzden beni rahatlatmak adına neden yanıma oturmuyorsun " dedi. Son teklifi ile kalbi hızlı bir şekilde atmaya başladı ve hafifçe kızarmıştı. Timmy şu an ona hayallerini süsleyen bir prensten farksız görünmeye başlamıştı ki bunun iyi bir şey olduğun dan kesinlikle emin değildi.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 17 Eyl. 2011 - 21:28

Louise’le uzun süredir konuşmak istiyordu aslında ama bunu bir türlü başaramamıştı. Onunla konuşmak için ona doğru her ilerlemeye başladığında mutlaka sinir bozucu bir şekilde bir arkadaşı onu görüyor ve yıllardır onu görmemiş gibi davranarak koşup onunla konuşmaya başlıyor ve bir şeyler soruyordu. Onunla konuşabilme umudunuysa kısa süre önce kaybetmişti. Onunla her konuşmaya kalktığında mutlaka bir şeyler oluyordu çünkü… Onu tanımak için içinde nedense içinde büyük bir istek vardı. Gözlerini louise ‘in deniz mavisi gözlerine dikti. Gözleri o kadar güzeldi ki insan gözlerinde kaybolup gidebiliyordu. Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Hem çok güzel hem de oldukça tatlı görünüyordu. Bir dakika neler oluyordu? Daha düne kadar kızın tatlı bir baş belası olduğunu düşünürken şimdi oldukça güzel olduğunu düşünüyordu. Bu normal miydi? Yoksa stacy’ye karşı hissettiği şeylerin aynını ona karşı hissetmeye mi başlamıştı. Yoksa ondan hoşlanıyor muydu? Yok canım bu olamazdı. Kızı daha tanımıyordu bile şimdiye kadar onunla sadece 1 kez konuşmuşlardı. Aslında tam olarak konuştukları bile söylenemezdi. Daha çok kavga etmişlerdi ve çok sonra louise gözlerini açıp tamamen cici bir kız olduğunda normal bir şekilde konuşmaya başlamışlardı. Ama konuşmaları oldukça kısa sürmüştü. Yani sadece 1 kez yarım yamalak konuştuğu birinden hoşlanmasına imkan yoktu. En azından timmy böyle düşünüyordu. Öyleyse niye onun için endişeleniyordu? Neler düşünüyordu böyle o oldukça iyi bir kızdı. Onun için endişelenmesi doğaldı. Kim olsa endişelenirdi.

Gerçekten endişelenir miydi? Sadece tesadüf eseri tanıştığı bir kız için herkes endişelenebilir miydi? Evet endişelenirdi. Derin bir nefes aldı. Hayır endişelenmezdi. Kimi kandırıyordu ki? Louise’in ilk cümlesinden sonra daha da nesi olduğunu ve neden odasından kendini bir an önce dışarı atması gerektiğini merak etmişti. Fakat nesi olduğunu sormadı. Yalnız kalmak isteyeceğini düşündüğünden onu rahatsız edip etmediğini sormanın en iyisi olduğunu düşündü. Ve sadece onun iyi olup olmadığını merak ettiğini söyledikten sonra rahatsız edip etmediğini sordu. Eğer rahatsız ediyorsa çekip giderdi. İnsanları huzursuz etmek gibi bir niyeti olmamıştı hiçbir zaman ve şimdide böyle bir niyeti yoktu. Eğer Timmy’den rahatsız oluyorsa onu anlardı. Herkesin yalnız kalmak istediği zamanlar mutlaka olurdu. Timmy böyle zamanlarda en iyi arkadaşın bile katlanılması zorunlu olan bir işkence gibi göründüğünün farkındaydı. Çünkü onunda yalnız kalmak istediği zamanlar olmuştu onu anlayabilirdi. Hem gecenin bu saatinde böyle bir elbiseyle dışarıya çıktığına göre önemli bir sorunu olabilirdi. Timmy tüm bu düşüncelerinden Louise’in konuşmaya başlamasıyla kurtularak kendine geldi. Ve tüm dikkatini Louis’e vererek onu dinlemeye başladı. İlk cümlesinden sonra gülümsedi. Dalgınlık hayalperestlikten daha mı iyiydi? Yoksa daha mı kötüydü tam olarak emin değildi. Ama daha iyi olmalıydı herhalde… İkinci kelimesiyle birlikteyse yüzündeki hafif gülümsemesi tamamen silinmişti. Tam ona '' Rahatsız ettiğim için özür dilerim. Sanırım gitsem iyi olucak sana iyi geceler '' demek için ağzını açmıştı ki louise’in konuşmaya devam etmesiyle kapaması bir olmuştu. louise’in son sözleriyle birlikte yüzündeki hafif gülümseme tekrardan belirmişti. Kim bilir belki de arkadaş olabilirlerdi. Ya da… Düşüncelerinden kurtulmak için gözlerini kapadı. Tekrar gözlerini açtığında Louise gülümseyek '' Bu güzel davet için teşekkür ederim. '' diyerek louise’in yanına oturdu. Kalp atışları nedense bir anda hızlanmıştı. Gözlerini louise’in o içinde kaybolduğu deniz mavisi gözlerine dikerek '' Eğer çok özel bir soru olmayacaksa seni kendini bir an önce dışarı atmanı sağlayan şey nedir? ''dedi. Daha sonra gülümseyerek '' Canını sıkan bir şey mi oldu? Yoksa uyku mu tutmadı? '' diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 17 Eyl. 2011 - 21:58

Timmy ye söylediği son cümlenin ardından kalbi hala yerinden çıkacakmışcasına atmaya devam ediyordu. Neler oluyordu ne olmuştu da bir an da bu tür hislerin esiri olmuştu. Kendini lanetlenmiş gibi hissediyordu bayıldığı andan itibaren yaşadıkları yaptıkları o kadar garipti ki yani katil olmayı bile isteyebilecek kadar çılgınlığa sahip benliği şimdi onu aşık bir kız yapmaya çalışıyordu. Üstelik bu daha önce olduğunu sandı hislerden çok farklıydı Dean'in ona yardım etmesinden ona sahip çıkmasından hoşlandığı için ona aşık olduğunu düşünmüştü zaten sonrasında bunda ne kadar yanıldığını görmüştü. Ama Timmy onunla zaten tanışmaları ayrı bir tuhaflıktı. Onun üzerine düşüp özür dilememek ve asıl suçlunun o olduğunu göstermek için çabalamıştı. Tabi bu davranışın sonucu aralarında kavga çıkmasına neden olmuştu ve sonrası bayıldığı an o anı tekrar anımsamak bile istemiyordu. Ama ne kadar istemese de gördüğü kabus bazı şeylerin onun istediğine bağlı olmadığını gösteriyordu. Tekrar kalp atışlarına odaklandı düşüncelerinden öte öncelikle kendini sakinleştirmesi gerekiyordu üstelik yüzünün kızardığını da alev almış derece de ısı yayan suratından anlayabiliyordu. Kendini sakinleştirsede bu kırmızılıktan nasıl kurtulacaktı. Affedersin diye yanından ayrılıp odasına kadar koşup suratına pudra sürüp geri mi gelecekti. Bu düşünce de neydi şimdi saçmalıyordu evet kesinlikle saçmalıyordu. Şu an kendine gel diye çığlık atmak isterdi ama Timmy'nin yanında bu pekte iyi bir fikir sayılmazdı hem de hiç. aptalca şeyleri kenara bırakarak Timmy ile ilgilenmeye kadar verdi derin bir nefes aldıktan sonra ona söylediklerine karşılık ondan bir cevap beklemişti. En başta bakışları cümleyi biraz çevirerek söylediği için kötü hissetmesine neden olmuş gibiydi ama cümlenin geri kalanın dan oldukça memnun olmuş birine dönüşmüştü.

Timmy'nin yanında oturmasıyla normale döndürdüğü sandığı kalbi yine çalışmaya başlamıştı işte kalbinin derdi neydi kalp krizi geçirmeyi falan mı planlıyordu. Eğer durum buysa neden başka bir sebep bulmuyordu neden Timmy'ye tepki veriyordu. Artık kendini tanıyamıyordu kalbini de öyle tam tekrar normale döndüğünü düşünürken onunla göz göze gelmişti ama en azından bu sefer kalbini frenlemeyi başarmıştı zaten biraz daha heyecanını kontrol edemezse işte o zaman Timmy'nin kesinlikle onu revire götüreceği bir nedeni olacaktı. Konuşmaya başlamasıyla aslen odaklanacağı şeyler onunda ortaya çıkmıştı evet kelimeler onları anlamak ve cevap vermek işte bu tüm diğer şeylerden daha iyi bir davranıştı en azından soruyu duyana dek Louise böyle düşünmüştü. Bir anda tepkisizleşmiş yüzünde ki gülümseme kaybolmuş ve kalbi neredeyse atmaktan vazgeçmişti. titreyen sesini kontrol dahi edemeden " " Kötü bir kabus gördüm hepsi bu ama kabusun ne olduğunu sorma, sorsan da cevap alamayacaksın zaten " dedi. Cümlesini oldukça ciddi bir şekilde tamamlamıştı sanki Timmy bu söylediğine uymazsa onun canını yakacakmış gibi. Onun gülümsemelerine artık karşılık vermiyordu tek bir soruyla tüm cici kızlığı elinden alınmıştı sanki ve onu aynı hızla karanlığın içine atmıştı. Karanlık bakışlarıyla Timmy'yi daha dikkatli bir şekilde incelemeye başladı sanki onu ilk kez görüyormuş gibi. Ama gördüğü şeyden hoşlanmış bir insanın gülümsediği şekilde gülümsemeye başladı " Dediğim gibi bir kabus gördüm ama artık onu geride bıraktım sayılır şimdilik odama gitmek yerine nefes almak istiyorum peki sen neden gecenin bu saatinde buradasın"dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Paz 18 Eyl. 2011 - 14:24

Timmy Louise’in ilk sözlerinden sonra hafifçe gülümsedi. Rüyalardan etkilenmesi louise için normal sayılabilirdi ama kesinlikle timmy için normal değildi. Yani rüyalar çoğunlukla bilinç altılarının onlara oynadığı küçük oyunlardan ibaretti. Bazen can sıkıcı olabiliyordu gördükleri şeyler ama bu gördükleri kesik kesik görüntülerin bir anlamı yoktu. Eğer bir kahin değilseniz ve geleceği görme gibi bir gücünüz yoksa gördüğünüz şeyler için endişelenmenize gerek yoktu. Tabi bu timmy’nin fikriydi. Bazıları gördüğü rüyalardan fazlasıyla etkileniyordu. Tıpkı louise gibi… Gördüğü rüyanın etkisinde o kadar çok kalmıştı ki kendini dışarıya zor atmıştı. Ve rüyasında ne görmüşse o kadar korkmuştu ki kimseye anlatmak istemiyordu. Merak etmişti rüyasında ne görmüştü de bu kadar etkilenmişti. Sessindeki ciddilik timmy’i endişelendirse de ne gördüğünü sormamıştı. Louise’in ciddi bir şekilde söylediklerine karşılık olarak '' Tamam ne gördüğünü sormayacağım. Aslında ben sadece senin iyi olup olmadığını merak etmiştim. Ve sen iyi olduğuna göre sorun yok demektir. '' dedi. Bir rüyadan bu kadar etkilendiğine inanamıyordu. Yinede gördüğü kesik görüntülerin neler olduğunu öğrenmek için üzerine gitmeyecekti. Anlatmak istemiyorsa anlatmazdı. Louis’in yüzündeki o tatlı gülümseme bir anda yok olmuştu. Timmy nedenini bilmese de bu durumdan pek hoşlanmamıştı. Beklide gülmek louise’e yakıştığın için böyle hissetmişti. Yada louise’in uzaklara dalıp gitmesinden hoşlanmadığı için… Bekli de o ilk tanıştığı kızla Şuan karşısında duran kız arasında birden birçok ortak yön bulduğu için böyle hissediyordu. Sanki o tatlı kız kaybolmuş gibiydi. Aslında o tatlı kız gibiydi hala… Laf sokmaya başlamamıştı yada küstahça davranmıyordu. Belki de düşündüğü gibi olmamıştı sadece timmy’e öyle gelmişti. Gözlerini kızın gözlerinden ayırmayarak onu dinlemeye devam etti. Louise’in ona oldukça dikkatli bakması onu rahatsız ettiyse de bir şey demedi.

Sonuçta Louise hayal perest ve son zamanlarda dediğine göre dalgındı. Bu yüzden sessiz kalmasının iyi olucağını düşünüyordu. Louise’in son sorusundan sonra gözlerini gökyüzüne dikti. Ve bir süre sessiz kaldı. Aslında bu soruya tam olarak bir cevabı olduğu söylenemezdi. Neden burada olduğunu bilmiyordu. Sadece gözlerini her kapadığında louise aklına gelmişti ve bir türlü uyuyamamıştı. Neden sürekli son zamanlarda kendini onu düşünürken bulduğunu bilmiyordu. Aslında biliyordu ama bunun doğruluğundan emin değildi. Mantıksız geliyordu ona ilk kez tesadüfen karşılaştığı ve kavga ettiği kişiden hoşlanabileceği fikri. Hatta ondan hoşlanıp hoşlanmadığından bile emin değildi. Emin olduğu tek şey şuan kalp ritimlerinin oldukça bozulduğuydu. Ve tabi onun için ciddi şekilde endişelenmişti birde ama bunu tüm açıklığıyla ona söyleyemezdi. Gözlerimi her kapadığımda aklıma sen geliyordun ve ben bir türlü uyuyamıyordum. En sonunda yatakta dönüp durmaktan sıkılarak biraz temiz hava almak ve düşüncelerimden bir nebze olsun kurtulmak için kendimi dışarı attım diyemezdi. Derin bir nefes aldı ve gözlerini Louise’in gözlerine dikerek '' Nedensiz bir şekilde uykum kaçtı ve biraz hava almak için dışarı çıktım. İyi ki de kaçmış bak seninle karşılaştık ve sohbet ediyoruz '' dedi. Nedensiz bir şekilde uykusu kaçmış mış ne yalandı ama…. Bir süre ikisi de sessiz kaldıktan sonra '' E dersler nasıl gidiyor? Yoğun çalışma aktiviteleriniz başladı mı ? Kütüphaneden çıkma ve sınıfı geçebilme şansın olsun tarzındaki aktivitelerinizden bahsediyorum.'' dedi. Gerçi derslerle pek ilgisi olan birine benzemiyordu Louise ama insanları dış görünüşüne göre değerlendirmek yanlıştı sonuçta. Belki de oldukça çalışkan biriydi tüm o hayalperestliğine rağmen… Gerçi Louise’in derslerden söz etmek istediğini hiç sanmıyordu ama garipti konuşacak konu bulamıyordu. Louise’in o güzel gözlerine yine dalıp gidivermişti bir anda ve farkında olmadan ona biraz daha yaklaşmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Paz 18 Eyl. 2011 - 21:31

Yine üzerine garip bir tuhaflık belirmişti yine kendinden uzaklaşmıştı aslında artık kendisinin bile nasıl olduğunun farkına varamıyordu. Gerçekte kimdi amcası ile cinayetler işleyen o küçük kız mı yoksa yeni babasıyla kendi yarattığı küçük dünyasında hayaller kurup diğer insanlardan uzaklaşmayı seçen kız mıydı? Cevabı artık bilmiyordu tek bildiği keşke gerçekten yarattığı hikayelerin için de hapsolmayı başarabilseydi işte o zaman hayatı ne kadar kolay olurdu. Hatta belki hayalin de Timmy'nin bile bir yer olabilirdi Timmy ona neden bir an da böyle bağlanmıştı neden üstelik her iki yanı da aynı hisle ona bakıyordu. Sırf bu yüzden artık şüphe etmiyordu ona karşı olan duyguları gerçekti onu gerçekten seviyordu. Hatta sevmekte değil ona aşık olmuştu artık emindi ama ne ona bunu hissettirmek ne de dile getirmek istiyordu. Çünkü için de bulunduğu duruma bakılırsa çözmesi gereken çok şeyi vardı ve sırf sevdiği için bir kişiyi bunların içine çekmek bencillikten başka bir şey değildi. O an aklına birden Dean geldi her şeye rağmen ona ne kadar da kolay söylemişti onu sevdiğini yani şimdiye oranla bu bile ona olan aşkını kanıtlıyordu aslında. Zaten artık şüphe duymuyordu ama ona olan yakınlığına da engel olamıyordu. Üstelik zaten şu an cici Louise bile değildi. Birden değişmişti içindeki katil uyanmasa da ona yakın için de kötülük barındıran biri.

Yıllar boyunca bu halini bir kenara bırakmayı öğrenmişti babasından amcasının ona öğrettiği her şeyi silerek başlamıştı işe ve sonrasından sadece babasını dinlemişti. İlk başlarda başkalarıyla iletişim kurmada ve bir şeyleri yok etme dürtüsü yüzünden oldukça zorlanmış ve bir kaç kere başını belaya sokmamış değildi. Ama hogwarts'dan mektuba kadar her şey düzelmiş gibiydi ya da sadece öyle görünüyordu. Mektubu okuduğu ilk anda sevinmişti aslında çünkü babasının arkadaşları hep çocuklarının başarıları anlattıkların da o da babasının gururlandırmayı hayal etmişti. Belki bu kurduğu ilk hayal hayalperestliğinin ortaya çıkmasına neden olan olaymış gibi görünse de aslında durum hiç de öyle değildi. İlk yıla başlarken babasından ayrıldığı ilk an da hissettiği yalnızlık duygusu bütün yıl boyunca peşini bırakmamıştı. Zaten yaptığı yanlış arkadaş seçimleri de buna eklenince tamamen kendini dış dünyaya kapamış kendi için de bir hayal dünyası yaratmıştı. Orada mutluydu hiç olmadığı kadar gerçek anne babası hayatta ve şu an sahip olduğu babası yetişkinler arasından seçtiği sevdiği en iyi arkadaşı olmuştu. Ama hayaller artıkça zihni hayaller ve gerçekler arasında ki o ince çizgiyi göremez hale gelmesini sağlamıştı. Artık düşünmeden bile hayallerin içine düşüyordu sanki uyanıkken rüya görmeye zorlanıyordu ve bu da başka bir dışlanma nedeni olmuştu. Başta bu durumu kafasına taksa da sonradan alışmıştı hatta durumun böyle olması gerektiğine inandırmıştı kendini bir şekilde tek bir kuralı oluşmuştu. O da hayatına aldığı her kişinin ona yeni bir sorumluluk getireceği ve belkide yeni bir dert sırf bu düşünce yüzünden 3.sınıfa kadar arkadaşı olmamıştı aslında. Şimdi ise kabusunda kurban olmuş kişiler arkadaşlarıydı ve işte kuralı çiğnemiş olmanın ilk cezası belki de buydu. Çünkü kabusun da tek başına olsa yüzleşmesi daha kolay en azından sadece amcası onu öldürürdü ya da tanımadığı kişilere onlara da engel olmaya çalışabilirdi belki ama onlarla değer verdiği kişiler arasında elbette ki farklar olacaktı. İç benliği bunu düşünürken dışının ilgilendiği tek şey Timmy'di.

Çocuk geçen her saniye daha fazla hoşuna gidiyordu onu süzmek gözlerine içine bakmak onda onu öpme isteği uyandırsa da içinde ki diğer yanı ona engel oluyordu. O ise bu durumdan nefret etse de bir süre daha sadece konuşarak ya da bakışarak vakit geçirecekti. Timmy'nin söylediklerin den sonra gözlerin de söylediklerinin aksi bir şeyler sezmişti ve bu sezdiği şey üzerine gitmeye kadar verdi. Ona " Gözlerine bakılırsa aslında uykunun neden kaçtığını biliyorsun ama söylemiyorsun neyse sen bana kabusumu sormadığına göre bende sana bunun nedenini sormıcam. Hem ayrıca benimle karşılaşmanı böyle özetlemen ne hoş ben de seninle karşılaştığıma sevindim " dedi. Bakışlarında sadece iki duygu ön plandaydı şehvet ve tutku. Timmy'nin konuyu dağıtmak için mi yoksa sadece konuşacak cümle bulamadığın dan mı ki buna emin olamamıştı söylediklerine ise öylesine bir yanıt vermeyi uygun görüp "Dersler sıkıcı, aktiviteler de öyle ve şu an bu tür konular konuşmak istediğim en son şey " dedi. Sözleri biter bitmez birbirlerine giderek daha fazla yakınlaşıyorlardı ve bu onu öpme isteğini arttırsa da için deki şey onu hala engelliyordu. Yani sadece bir kaç santimetre daha yakın olsa çoktan dudaklarını kendini dudakların da hissedecekti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Cuma 30 Eyl. 2011 - 19:26

Timmy bu ani yakınlaşmalarına engel olmak için kendini oldukça zorlamıştı ama başarılı olamamıştı. Ondan uzak duramıyordu. Ona karşı hissettiği ama bir türlü kabullenemediği şeyler onu louise her dakika daha da yaklaştırıyordu. Beklide şuan buradan çekip gitmeliydi. Evet kesinlikle gitmeliydi. En mantıklısı buydu ama bir türlü bunu yapamıyordu.Ondan uzaklaşamıyordu. Gözlerine dalıp gitmişti. Uzun süren sessizliğin ardından sonunda timmy dayanamayarak '' Tuhaf bir kızsın biliyor musun? Yani bazen… bazen dünyanın en tatlı en sevimli en şeker aynı zamanda en güzel kızı oluyorsun bazense güzel ama bencil, kendini beğenmiş, ukala, sinir bozucu biri oluyorsun yani en azından ilk karşılaşmamızda böyleydin baştan dünyanın en çekilmez kızıyken sonra bir anda en şeker kızı oluverdin ''dedi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra '' Şimdi hangisi olduğunu merak ediyorum doğusu? Hem bir anda nasıl o kadar değiştiğini de… ''dedi. Gözlerini onun gözlerinden bir an olsun ayıramıyordu yine de gözlerinde gördüğü bir şey onu rahatsız etmişti. Sebebini ya da onu neyin rahatsız ettiğini bilmiyordu ve bu onun sinirlerine dokunuyordu. Yine de bu loıise e karşı olan hislerinden hiçbir şey eksiltmiyordu. Gözlerini bir an için onun gözlerinden ayırmayı başararak gökyüzüne baktı. Hava gittikçe kötüleşiyordu. Yağmurun başlaması ve ıslanmaları an meselesiydi. Timmy için sorun değildi tabi ama acaba louise için sorun oluşturur muydu? Konuşmaları yarım kalır mı sorusu beyninin içinde yankılanıp duruyordu. Bu gözlerinin louise’in gözleriyle buluşmasıyla son bulmuştu. Beynindeki tüm sorular bir anda uçup gitmişti. Daha kendine bile itiraf edemediği şey yüzünden kalp ritmi hala düzelmemişti. Peki neden itiraf edemiyordu ona aşık olduğunu kendine…

Neden mantığı bunu inkar etmekte bu kadar ısrarlıydı? Yeniden canının acımasını istemediği için mi? Ona yeniden canının acıyacağını ve kalbinin kırılacağını düşündüren şey neydi? Stacy miydi bunun olacağını ona düşündüren? Evet kesinlikle böyle düşünmesinin tek nedeni oydu. Ona aşık olmuştu. Stacy’e gerçekten aşık olmuştu ve bunu ona belli etmişti. Peki ne olmuştu? Timmy stacy’e hislerini belli etmişti oda onun duygularıyla bir güzel oynamıştı. Olan buydu. Sevgisini belli etmensinin karşılığında stacy hiç acımadan onun duygularıyla oynamış ve sonra da bir sevgilisi olduğunu söyleyerek bu berbat oyunu bitirmişti. Ona yani stacy gibi birisine nasıl aşık olduğunu hala anlayamıyordu. Nasıl bu kadar kör olabilmişti? Şimdi fark ediyordu da Louise’in ilk karşılaştığındaki haliyle stacy arasında birçok ortak nokta vardı. Belki de bu yüzden mantığı bu kadar inkar ediyordu bu aşkı belki de bu yüzden üzüleceğini ve yeniden kalbinin kırılacağını düşünüyordu. Üstelik louise’i tam olarak tanımıyordu. Hangisinin gerçek louise olduğu konusunda hiçbir fikri de yoktu üstelik. Ya gerçekte louise o çekilmez kızsa ya normalde stacy gibiyse… Bu düşünce aklını sürekli meşgul ediyordu. Timmy böyle bir olasılığı düşünmek dahi istemiyordu ama elinde değildi düşünüyordu. Kendini tam tersinin olduğuna inandırmak istiyordu. Louise’in iyi biri olduğunu düşünüyordu ve öyle olmasını umuyordu. Louise’in kötü biri olma ihtimalini tamamen kafasından uzaklaştırdı ve gözlerini louise’in gözlerine dikerek '' Biliyor musun hayalperestliğine rağmen aslında harika birisin. Gerçi seni tam olarak tanımıyorum ama herhalde mükemmel bir arkadaşsındır. Senin gibi birinin kötü bir arkadaş olacağını pek düşünemiyorum açıkçası. Arkadaşların çok şanslı.''dedi. Farkında olmadan ona biraz daha yaklaşmıştı. Neredeyse burun buruna gelmişlerdi. Ve timmy biranda kendine engel olamayarak onu öptü. Sonuçlarını hiç düşünmeden bir anda onu öpüvermişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Cuma 30 Eyl. 2011 - 22:09

Onun gözlerinin içine bakarken nefesini yüzünde hissedecek kadar birbirlerine yaklaşmışlardı. Aralarında ki mesafe sadece bir kaç santimdi hepsi bu ama içinde ki zavallı loiuse yüzünden bu bir kaç santim engelini bir türlü aşamıyordu. Nefesini yüzünde hissettiği her an onu daha fazla arzuluyordu. Onun dudakları hissetmek ona dokunmak şu an istediği yegane şeylerdi ama olmuyordu işte. Zavallı louise ona aşık olduğu halde kendini tutmaya çalışıyordu ve bunu başarması onu git gide öfkelendirmeye başlamıştı. Sonuçta aşk ne nefret duyguları birbirine çok yakın duygulardı ve Timmy'ye olan aşkı içinde kizavallıya olan nefret ile bir kaç saniyeliğine de olsa karmakarışık bir hale gelmişti. Karmaşıktı çünkü bu bakışlarının etkilemeye başlamıştı arzu dolu bakışlarını nefrete bırakmış ve ona garip bir şekilde bakmaya başlamıştı. Fark ettiğin de ise kısmen geç kalmış olabilirdi ama hala Timmy'nin tepki vermeden ona bakmayı sürdürmesi yüzünden bu konuyu önemsememişti. Tekrar aynı arzu ve tutku dolu bakışlarla ona bakmaya başlıyordu. İçindekinin ise tek derdi Timmy'nin buradan arkasına bakmadan kaçmasını sağlamaktı ama buna izin vermeyecekti kesinlikle. Hem aslında bu kaçırmanın altında yatan mantığı da anlayabilmiş değildi sonuçta onu seviyorsa ki aşık olduğunu biliyordu neden ondan uzaklaşmak istiyordu bu çok saçmaydı. Sırf bu zavallı duygular yüzünden Timmy'yi elinden kaçırma korkusu oluşmuştu için de ve bu korku görünen louise biraz zayıflatmış olacaktı ki gerçek louise en azından gerçek olduğunu düşündüğü benliği kendini ortaya çıkarmıştı ve aynı anda Timmy'nin konuşmaya başlamasıyla uğraşma gereği bile duymadan en tatlı gülümsemesiyle onu dinlemeye başlamıştı.

Ondan duyduğu kelimeler hem hoşuna gitmiş, hem de onu rahatsız etmişti çünkü durum gösteriyordu ki için de yaşadığı bu değişim dışarıya hemen yansıyordu ya da Timmy bir şekilde bunu fark edebiliyordu. Cevabı gerçekten bilmiyor olsa da kurduğu cümleler aslında rahatsız olmadığını da vurguluyordu çünkü bunlar sorusunu sormadan evvel kullanması gerektiğine inanığını cümleler topluluğuydu. Hiç beklemeden ona cevap vermeye başlamıştı. " Öncelikle sorularının hangi birine cevap vermeliyim şaşırdım sanırım oluşan bu sessizlikle çok fazla düşünme oluşmuş kafanda her neyse. İlk tuhaf olduğumu söyleyen ilk kişi sen değilsin buna şaşırmamışsındır her halde yani sürekli dalıp dalıp kendi hayal aleminde boğulmayı becerebilen kaç kız tanıyor olabilirsin ki " dedi ve bir an da sustu. Saklı kişiliği ile ortaya çıkardığı kişiliği ona nasıl anlatacaktı ki kullanacağı en ufak yanlış kelime bütün hikayeyi anlatmak zorunda kalmasına neden olabilirdi ama anlatamazdı anlatmamalıydı. Yeterince yalnızlığa gömülmüş ve son gördüğü kabusun da etkisiyle artık yalnız kalmayı kafasına yer etmişti neredeyse. Eskileri anmak onları gün yüzüne çıkarmaktan başka bir işe yaramıyordu ve sakladıkları herkesin kaldırabileceği şeyler değildi. Üstelik babasının yarattığı bu kişiliği cici Louise'i sevmiş görünüyordu Timmy böyle şeker birini seven biri şeytan sağ kolu olmuş onunla birlikte kan dökmüş bir canavarı nasıl sevebilirdi bu imkansızdı işte kesinlikle imkansız. Kafasının bir anlığına toplayarak " Sende ilk karşılaştığım gıcık çocuğa hiç benzemiyorsun Timmy ya da bana öyle geldi " dedi ve bir kaç saniyeliğine sustu cümleyi kafasın da toparladıktan sonra " Bu değişim sanırım yaşadıklarımın bir yan etkisi o gün biraz canım sıkkındı ve bir anda öfkeyle karışık duyguların içinde kayboldum ama sonra kendime gelince işte bu halime döndüm " dedi. Konuşması bittiğin de inandırıcı olduğunu düşünüyordu çünkü en cici halini maske olarak kullanıp konuşmasını yapmıştı. Sonuçta kimse cici bir kızdan yalan söylemesini beklemezdi öyle değil mi? Ama hala cevaplamadığı bir soru kalmıştı.

İçindeki diğer yanı tekrar harekete geçmeye başlamıştı büyük ihtimal Timmy'yi kaçırma girişiminde bulunacağını anlamış ve kontrolü eline almak için elinden gelen her şeyi yapmış ve başarmıştı. Bir anda şirin bakışları yerini tutku ve şehvete bırakmıştı tekrar ve bu sefer kararlıydı cicinin Timmy'yi kaçırmasına engel olacaktı en azından onunla öpüşene dek bu sefer cici Louise'i kafasının içinde bulunan karanlık odaya hapsedecekti ve başarmıştı da. Etraf tekrar sessizlikle mühürlenip gözlerini birbirlerin den ayırmadıkları anda birbirlerine yeniden yaklaşmaya başlamışlardı. Tam onu öpmek için atak yapacağı anda Timmy konuşmaya başlamıştı önce bu duruma sinir olsa da cümlesi bittiğin de bu durumunun hoşuna gittiğini anladı. Tam ona teşekkür etmek için konuşacaktı ki sonun da istediğini elde etmeyi başarmıştı. Dudaklarını kendi dudakların da hissettiği an kendinden geçti Timmy biraz çekingen bir şekilde kendini geriye doğru çekmeye çalışmıştı ama o, onu bırakmamakta ısrarlıydı. Ellerini onun yanaklarına hafifçe bastırarak onu kendine doğru çekti ve onu büyük bir tutkuyla öpmeye başladı. Öpüşmeyi sürdürmeye devam ederken cici Louise haps olduğu karanlıktan çıkmayı başarmıştı ve kontrolü eline aldığında dahi öpüşmeyi kesmedi ta ki gözünün önünde amcası belirene dek. İşte o zaman kendini geri doğru çekti Timmy'nin gözlerinin içine bakması gerekirken o bunu yapamıyordu az önce yaptığını nasıl açıklayacağını da bilmiyordu yani o ilk öpülen olsa da sonrasında asıl zorlama Timmy'nin başına gelmişti. Sessizce hiç bir şey söylemeden kıpkırmızı bir suratla başka bir yöne bakmaya başladı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Cuma 7 Ekim 2011 - 12:15

Sorularının cevabını merakla bekliyordu. Karşısında gerçekten kim vardı? Cici kız Louise mi yoksa o çekilmez kızmı merak ediyordu. Ve tabi bu kadar çabuk nasıl değişebildiğini de bu yüzden gözlerini bir an olsun onun gözlerinden ayırmadan onun söyleyeceklerini bekliyordu. Louise’se bunu fark etmiş olacaktı ki konuşmaya başlamıştı. Sözcükleri dikkatle seçtiğini anlamak zor değildi. Cümleleri daha önceden belirlemiş gibiydi. Hiç duraksamıyordu. Louise in ilk söylediklerinden sonra hafifçe gülümsedi. Gerçekten onun kadar garip bir kız görmemişti şimdiye kadar. Aslında hiç onun kadar çekilmez aynı zamanda tatlı ve iyi birine rastlamamıştı demek daha doğru olurdu. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. Louise’in "Sende ilk karşılaştığım gıcık çocuğa hiç benzemiyorsun Timmy ya da bana öyle geldi " demesiyle yüzündeki gülümsemenin daha da belirginleşmesi bire oldu. Gıcık çocuk… Hım hayır timmy gıcık biri değildi. Tamam belki biraz gıcık olabilirdi ama genel olarak iyiydi. Kızın son sözlerinden sonra bir şeyler söyleme gereği hissederek iyi bir arkadaş olduğu hakkında birkaç bir şey söyledi. Aralarında oluşan ani yakınlaşmaya karşı koyamamış sonunda da onu öpmüştü. O an için her şey durmuştu. Hiçbir şey düşünemiyordu. Kalbi delicesine çarpıyordu. Ve o anın tadını çıkarıyordu sadece… Onun dudaklarında dudaklarını hissetmek anlatılamaz derecede harika bir duyguydu. Bir süre yaşadığı duygu karmaşasının esiri olsa da daha sonra aklına onu öperken bir an olsun bile düşünmediği şeyler gelmeye başladı. Onu öpmüştü. Sadece onunla bir kez karşılaşmıştı ve ikinci karşılaşmalarında onu öpmüştü. Bunu nasıl yapabilmişti. Kız hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Kızın beklide bir sevgilisi vardı. Sonuçta o oldukça güzel bir kızdı. Sevgilisi olabilirdi bu gayet normaldi. Acaba bir sevgilisi var mıydı? Olma ihtimali yüksekti ama eğer yoksa da bu pek bir şey değiştirmiyordu. Belki de onun hakkında pekte iyi şeyler düşünmüyordu. Belki de ona uyuz oluyordu. Nasıl olmuştu da bir an hiç düşünmeden onu öylece öpmüştü. Kızın ona tokadı yapıştırma ve bir güzel azarlama ihtimalini göz önüne alarak kendini yavaşça geri çekmeye çalıştı. Bir an için dudakları Louise’in dudaklarından ayrıldı. Göz göze geldiler.

Ve Louise’in dudaklarını yine kendi dudaklarında hissetti. Ve ona açıklama yapmaya çalışma işini uzun süreliğine rafa kaldırdı. Tamam kabul ediyordu. Louise tarafından öpülmeyi beklemiyordu o yüzden şaşırmıştı. O daha çok suratına bir tokat yiyeceğini düşünmüştü. Sonuçta onu ikinci karşılaşmalarında bir anda öpüvermişti.Tüm bu düşüncelerinden kısa sürede uzaklaşarak oda Louise’i tutkulu bir şekilde öpmeye başladı. Şuan için düşündüğü tek şey ona aşık olduğuydu. Sadece bir kere gördüğü kıza nasıl aşık olmuştu ve ikinci karşılaşmalarında kendini kaybederek nasıl onu bir anda öpüvermişti bilmiyordu. Mantığı bunu kabul etmemekte ısrar etse de kalbi çoktan her şeyi kabullenmişti ve timmy artık kendini tamamen duygularına bırakmıştı. Louise’in öpücüğü inanılmaz derecede harikaydı. Az öncekinden çok farklıydı bu. Tutkuluydu ve… ve yanılmıyorsa aşk doluydu. Yanılmadığını düşünmek istiyordu. Sonuç olarak Louise’de onun öpücüğüne karşılık vermişti diğmi ondan hoşlanmasa neden onun öpücüğüne karşılık vermezdi diye düşünüyordu. Bunun sonsuza kadar sürmesini istiyordu ve düşüncelerinde haklı çıkmayı istiyordu. Uzun süre Louise’le öpüştükten sonra öpüşmeyi kesmişlerdi. Louise bir anda durup kendini geri çekmişti. Ve timmy’se öpüşmeyi bırakmalarıyla beraber düşünce denizinde boğulmaya başlamıştı. Ona ne diyeceği konusunda en ufak bir fikri yoktu. Ona aşık olduğunu anlamıştı tamam ama bunu sözcüklere nasıl dökecekti. Üstelik onun sevgilisinin olup olmadığından bile emin değildi. Ama eğer sevgilisi olsaydı tokadı çoktan yapıştırmış ve çekip gitmişti diğmi? Yani bir sevgilisi yoktu ve timmy’den hoşlanıyordu en azından timmy öyle düşünüyordu yoksa niye onun öpücüğüne karşılık vermezdi diğmi? Şimdi yapması gereken tek şey doğru kelimeleri bulmak ve bunları Louise’e söylemekti. Gözlerini uzun süre yere sabitleyerek neler söyleyeceğini toparladı. Ve sonunda tüm cesaretini toplayarak gözlerini louise’e dikti. Utangaçlıktan yüzü kızarmıştı. Bu hali Timmy’i ister istemez gülümsetmişti. Çok tatlı görünüyordu. Ve timmy’nin ona bakmasıyla biraz daha kızardığını fark etti. Gülümsedi ama gülümsemesi oldukça kısa sürdü. Derin bir nefes aldı ve " Şey…Aslında…Aslında ben senden… Yani ben aslında sana. Ben sana aşık oldum. Oh be sonunda söyledim. Yani tamam biliyorum seninle sadece bir kez karşılaştık ve emin ol kendime bile itiraf etmek yeterince zor oldu ama sürekli seni düşünmemin, senin için endişelenmemin, gözlerinde kaybolup gitmemin ve senin yanındayken kalbimin delicesine çarpmasının başka bir açıklamasını bulamadım. Ve sonunda sana aşık olduğumu anladım. Biliyorum böyle pat diye söyleyiverdim ama sana bir açıklama yapmalıydım. Bende en iyisinin gerçekleri söylemek olduğuna karar verdim. " dedi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra "Ve bu açıklamayı yapmak emin ol benim için çok zor oldu. " dedi ve sustu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Paz 9 Ekim 2011 - 13:42

Yüzü kızarmış bir şekilde hala ona bakmakta zorlanıyordu. Onun tarafından öpülmekten gerçekten hoşlansa da içinde ki diğer yanın neden böyle davrandığını anlamıyordu. Timmy onuda mı etkilemeye başlamıştı yok o karadul misali zihniyle Timmy'yi kölesi mi yapmaya çalışıyordu. Nedense onun hakkın da iyi şeyler düşünemiyordu. Nasıl düşünebilirdi ki kalbinin derinliklerin de oluşmuş karanlık deliği öyle iyi biliyordu ki o delikte bulunmuştu. Amcası ile birlikteyken yaptığı her şeyi karanlığın içindeyken gerçekleştirmişti. Onu oradan çıkaran babası sayesinde kurtulmuştu ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın onu yok edemediğini şimdi anlıyordu. Onu yok ettiğine gerçekten inanmıştı. Ama şimdi tek yaptığının sadece deliği kısa bir süre yok saymak olduğunu fark etmişti. Üstelik bu yok sayma iş o kadar beceriksizce olmuştu ki sadece tek bir kalp kırıklığı ile bir anda ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bu gerçek bir kalp kırıklığı bile değildi sadece arkadaşına olan sevgisini aşkla karıştırmış ve ona açıldıktan sonra reddedilmişti hepsi bu. Sonra fark etmeden Timmy ile karşılaştıktan hemen sonra daha doğrusu onun üzerine düşüp sinirlenmesi ile saklı canavarın ortaya çıkmasına izin vermişti. Buna izin vermek belki yanlış olurdu ama canavarın izin istemediği de bir gerçek değil miydi?

Bakışları Timmy'den oldukça uzaktı ama bu durum düşüncelerine rağmen uzun sürmemişti çünkü Timmy onun gözlerinin içine bakmaya başlamıştı. Ona aynı şekilde ona bakmaya başladığın da deminkinin aksine artık ona bakmak istemese de kendini ona bakarken bulmuştu ve lanet olsun ki onu tekrar öpmeyi arzulamaya başlamıştı. Kendine lanet ediyordu çünkü aslında içten içe ondan uzak durmak istiyordu ondan hoşlanmadığı ya da öptüğü için ona kızgın olduğun dan değil. Sadece içinde ki yaratıktan onu korumak istiyordu ama şu an kendi dürtülerine bile engel olamıyordu belki deiçten içe içinde ki diğer yanı onu teşvik ediyordu. Durum ne olursa onu istediği gerçeğiyle yüz yüzeydi ve aynı anda fark ettiği şey Timmy'ye katıksız duyduğu aşktı. Evet ona gerçekten aşıktı yoksa neden onu umursardı ki içindeki diğer yanının ondan sıkılana kadar Timmy'yi oyuncak yapmasına izin verirdi evet buna kesinlikle izin verirdi. Diğer Louise tatmin olduğun da ise onu geldiği yere göndermeyi deneyebilirdi. Belki iyi yanı sadece bu durumdan rahatsız olabilirdi ama kesinlikle bu denli büyük bir etki yaratmayacağını biliyordu. Üstelik sonrasında ondan kurtulacağı için en azından bunu deneyeceği için bile mutlu olabilirdi. Ama tüm bunların sadece o kişi Timmy olmazsa gerçekleşmesine izin vereceği olaylardı. Gözlerinin içinde kaybolurken onu öpmek dışında düşündüğü şeyler işte bunlardan ibaretti düşünceleri ise Timmy'nin ağzından çıkmaya başlayan kelimeler ile son bulmuştu.

Duyduğu her bir kelime onu bir bir başka ikilemin içerisine çekiyordu bir yanı mutluluktan havayı uçarken diğer yanı korkmaya başlamıştı ne diyeceği ve ne yapması gerektiği bile bilmeden ona bakmaya devam etti. Sonra ise sessizliğin ardından ağzından " Timmy" kelimesi çıktı bir fısıltı şeklinde çıktığından Timmy bunu algılayamamış bile olabilirdi derin bir nefes alıp kendini toparladıktan sonra gözleri dolu bir şekilde " Bende seni seviyorum" dedi ve kelimelerin hemen ardından içinde ki diğer Louise kendini ortaya çıkarmıştı. Yaşları akmaya hazır gözleri bir anda sinsi bakışlara dönüşmüş ve baş parmağını Timmy'nin dudağına değdirip bir baştan diğer başa okşarken " Sen gerçekten buna değer misin? Bunu görücez ama yeteneklisin bu bir gerçek" dedi. Sonrasında parmağını onun dudaklarından çektikten sonra ona iyicene sokularak onu öpmeye başladı. Tutkulu ve ateşli öpücüğünü Timmy'nin karşı koyamayacağına ve karşılık verme gereksinim duyacağını bilir bir şekilde sürdürdü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 15 Ekim 2011 - 19:29

Timmy nasıl olmuştu bilmiyordu ama her şeyi bir anda söyleyivermişti. Şimdi o uzun ve sessiz bekleyiş başlamıştı. Gözlerini Louise’in gözlerinden bir an olsun ayırmıyordu. Kalbi ona olan aşkını itiraf ettikten sonra bile delicesine çarpmaktan vazgeçmemişti. Aksine sessizlik sürdükçe her an her saniye daha da hızlı atıyordu kalbi. Nedensiz bir heyecan kaplamıştı tüm benliğini… Aslında her şey çok hızlı gelişmişti. Daha kendine bile zar zorda olsa yeni itiraf etmişken ona aşık olduğunu bir anda dudaklarını louise’in dudaklarında buluvermişti ve sonra kendine bile zor itiraf ettiği şeyi sonuçlarını düşünmeden ona da söylemek zorunda kalmıştı. Louise’in ne söyleyeceğini ya da ne tepki vereceğini bir an bile olsun düşünmemişti. Bu kadar düşüncesiz davranabildiğine hala inanamıyordu. Ama herhalde aşkta mantık aramak saçmalıktan başka bir şey değildi. Normalde bunu Louise’i fazlasıyla iyi tanıdıktan sonra timmy’nin çeşitli planlar yaptığı bir gün bunu uygun bir ortamda söylerdi. Fakat hiçte öyle olmamıştı ou ikinci görüşünde onun hakkında hiçbir şey bilmediği halde bir anda her şeyi söyleyivermişti. Sessizlik uzun sürmüştü. Timmy Louise’in gözlerinde kaybolup gitmişti. Louise’in sessiz kaldığı her an her dakika kendi düşüncelerinde daha da boğuluyordu. Bir an için yine stacy ile yaşadıkları gelmişti aklına… Stacy’ye olan duygularını da böyle bir anda söyleyivermişti. Ve stacy bir sevgilisinin olduğunu söyleme zahmetine bile girmemişti. Şimdi yine aynı şeyler olmuştu fakat bu sefer sonunun aynı olmamasını umuyordu. Kafasında olan bu düşünceler içini git gide bunaltıyordu. Bir an önce bu düşüncelerinden kurtulup kendine gelmeliydi.

Düşüncelerinden kurtulmaya çalışıyordu ama bir türlü yapamıyordu. Kendini kötü düşüncelerden bir türlü kurtaramıyordu. Bu sessizlik timmy’nin düşüncelerinden kurtulmasına hiçte yardımcı olmuyordu. Uzun süren bir sessizliğin ardından Louise’in ağzından kendi adını duyduğunda zorda olsa düşüncelerinden kurtularak kendine geldi. Anlaşılan louise sonunda konuşmaya karar vermişti. Ya da ne diyeceğini henüz toparlayabilmişti. Gözlerini louise’in gözlerinden bir an olsun ayırmayarak tüm dikkatini toparlayarak louise’in söyleyeceklerini beklemeye başladı. Fakat louise bir anda yine sessizliğe gömülmüştü. Beklide ismini hiç söylememişti sadece timmy’ye öyle gelmişti. Çünkü Louise’in sesi son derece kısıktı. Bunları düşünürken Louise’in seni seviyorum dediğini duymuştu. Duymuştu diğmi? Beyni ona oyun oynamıyordu ve kulakları yanlış duymuyordu diğmi? Gözlerini louise’in gözlerine dikti. Hayır yanlış duymamıştı. Louise gerçekten onu sevdiğini söylemişti. Fakat gözleri niye dolmuştu? Timmy’nin fark etmediği ne olmuş olabilirdi ki ? Gözlerini gözlerinden bir an olsun ayırmadan louise bakıyor ve söyleyeceklerini planlıyordu. Louise’in gözlerinin doluluğunun bir anda kaybolup gittiğini ve yerine sinsi bir ifadenin geldiğini fark etti. Nedense bu bakıştan hiç hoşlanmamıştı. Timmy söyleyeceği şeyleri kafasında tasarlarken loise’in dudaklarını kendi dudaklarında hissettiğinde düşüncelerinden bir anda kurtuluverdi. Ve o an sadece louise’in öpücüğüne karşılık vererek oda onu öpmeye başladı. Bir süre sonra söylemesi gereken şeyler olduğunu hatırlayarak geri çekildi. Gözlerini Louise’in gözlerinden bir an olsun ayırmayarak "hım şimdi ben senin az önceki sözlerine bakarsak sevgilin mi oluyorum yoksa sevgili adayın mı? " diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 15 Ekim 2011 - 20:15

Timmy onu yanıltmamıştı zaten bir an bile olsun yanılacağını düşünmemişti ki sonuçta o bir erkekti ve hiç bir erkek bir kızın baştan çıkarıcı dudaklarına karşı koyamazdı. Tabi istisnalar da yok değildi ama sadece kalbi başkasına ait olan erkekler başta çıkarıcı kızlara karşı koyabilirlerdi. Tabi Timmy için böyle bir şey söz konusu bile değildi o kalbini çoktan tatlı Louise'in elleri arasına vermişti. Tabi içindeki cici bu kalbi elinin tersiyle atmaya hazırdı tabi kontrolü eline almasıydı. Nasıl bir zeka bu denli yakışıklı ve kendini sana asamaya hazır bir erkeğe karşı durabilirdi ki büyük ihtimalle tek bir kişi o da cici louise. Kendi korkularıyla onu kaçıracak bir aptallık yapmaması gerekiyordu. Çünkü onu istemişti garip bir şekilde ama hala tek bir şey den ötürü bir tereddüt yaşıyordu onu kullanmalı yoksa aşığı mı? yapmalıydı işte bunu bilmiyordu. Bunu düşündüğün de ise cicinin ne yapmaya çalıştığını anladı o bu ikilemi daha o düşünmeden hissetmiş olmalıydı ve onu koruma isteğiyle kendinden uzaklaştırmayı kafasına koymuştu. Ama tabi hesaba katmadığı bir şey olmuştu oda ne kadar zayıf olduğu gerçeğiydi ve artık tüm bedeni timmy ile birlikte ona aitti. Bunları düşünmeyi bir kenara bıraktı çünkü düşünmek aldığı zevki azaltan bir etken oluşturuyordu ve onun asıl istediği öpücükleriyle tatmin olmaktı. Onun dudakları gerçekten buna uygundu ama yine de düşünmeden duramadığı bir şey vardı o da gerçekten Timmy'nin dudakları mı bu kadar tatlıydı yoksa başka hiç bir erkekle öpüşmediğin den ötürü ona mı öyle geliyordu. İşte bunu cevabını gerçekten öğrenmek istiyordu ama öğrenmek için atmayı planladığı adımlar onu kaybetmesine neden olacağından şimdilik bunları rafa kaldırdı. Düşünceyi rafa atar atmaz ise öpücük daha da ateşlenmişti t ki dudakları birbirinden ayrılıncaya dek böyle sürdü.

Gözleri hala cicinin etkisiyle dolmuş bir haldeydi bu yüzden ilk iş ellerini gözlerinin altında gezdirerek yaşları temizlemek oldu ve ardından seksi bakışlarını Timmy'ye yoğunlaştırıp alt dudağını ısırdı. Hala onu öpmek istediğine inanamıyordu ama durum buydu içinde doyumsuz bir succubus varmış gibi hissediyordu. Onu öptüğü zaman onun enerjisiyle tüm bedeni doluyordu sanki ayrıldıklarında ise kendini kötü hissediyordu. O bunları düşünürken Timmy'nin ağzından çıkan kelimeler dikkatini ona vermesini sağladı duyduklarına ise sadece gülümsedi aslında kendini sıkmasa kahkaha da atabilirdi çünkü aklına rafa kaldırdı düşüncesi gelmişti. Başka erkekler konusunda bilmek istediği... Derin bir nefes aldı ona tam olarak nasıl bir cevap vermeliydi cici olsa ne yapardı her halde arkasına bakmadan çekip giderdi ya da biz birlikte olamayız Timmy dedikten sonra ağlayarak uzaklaşırdı. O ise bunların hiç birini yapmayı istemiyordu ama nedense çok kolay bir şekilde sevgili oldukta diyesi gelmiyordu. Aklına gelecek belki de en sinsi cümleyi söylemeye karar verdi. Alt dudağını ısırmayı bıraktıktan sonra işaret parmağını kendi dudakları üzerinde gezdirirken " Bilmem bence sen bunu anlayabilecek durumdasın Timmy sevgilim olduğunu düşünürsen olabilir ama canın aday olmak istiyorsa sanırım tüm adayların tadına bakmam gerekecek sonuçta dudaklar iki sevgili arasında en önemli ikinci unsurdur ve sevmekten sonra gelir ayrıca öpüşmek benim için gerçekten önemlidir" dedi. Cümlesinin bitimi ile birlikte cicinin kendini göstermeye çalıştığını hissetti ve elbette buna izin vermeyecekti ya da tek bir şartla izin verebilirdi o da Timmy'i elinden kaçırmaması şartıyla......

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 15 Ekim 2011 - 23:34

Merak ediyordu da acaba dalgınlık bulaşıcı bir şey miydi? Öyle olmalıydı. Timmy’nin genel olarak dalıp dalıp gitme huyu hiç olmamıştı. Dalıp dalıp gitmek ya da hayaller kurmak genel olarak louise’in işiydi. Fakat şuan sürekli düşüncelere dalıp giden timmydi. Ama elinde değildi düşünceler timmy’nin yakasını bir türlü bırakmıyordu. Kafasından kolayca çıkarıp atamıyordu bir türlü bu düşünceleri… Louise’in gözlerinde gördüğü sinsi bakışlar, ani ruh değişimleri hiçte hoşuna gitmiyordu. Ağlamak üzereyken bir anda gülmesi, ilk tanıştığı louise’i sonradan tanıdığı louise’in gözlerinde görebiliyor olması ve louise’in ilk karşılaştığı haliyle stacy arasındaki ortak noktaların olması onu rahatsız ediyordu. Ve tüm bunlar kafasını sürekli kurcalayıp duruyordu. Gözlerini bir an için yere devirdi. Tüm bunları düşünmek istremiyordu. Şuan düşünmek istediği tek şey aşık olduğu kız ve ona aşkını itiraf etmiş olmasıydı. Ve bu aşkın karşılıksız olmadığı da ama o bunlar haricinde her şeyi düşünüyordu. Düşündüğü şeylerden biri de louise’i hiç tanımıyor olduğuydu. Onu gerçekten tanımıyordu. Nasıl biriydi bilmiyordu. Neleri severdi, nelerden nefret ederdi, en çok ne yapmayı severdi, en sevdiği çiçek hangisiydi, baktığı evcil bir hayvan var mıydı, en çok hangi yemeği ve tatlıyı severdi?

Onu ne mutlu ederdi? Ne üzerdi hiç bilmiyordu. Ve tüm bunları kesinlikle öğrenmeliydi en kısa sürede. Tabi önce dalıp dalıp gitmelerine ve hayalperestliğine alışmalıydı sanırım ya da sadece hayalperestliğine… Gözlerini bir an için gökyüzüne dikti . Louise o ara konuşmaya başlamıştı. Büyük bir dikkatle onu dinlemeye başladı. Söyledikleri uzun süre sessizliğe neden olmuştu. Söylediklerine kızmamıştı yada bozulmamıştı ama nedense sessiz kalıp düşünme gereği duymuştu. Yüzünde belli belirsiz silik bir gülümseme vardı. Louise’in söylediklerini düşünüyordu. Belki de bir an için ilk karşılaştıkları louise’le konuşuyormuş gibi hissettiği içindi bu sessizlik belki de sadece söyledikleri içindeki kıskançlık duygusunu birazda olsa uyandırdığı için planlıyordu ne söyleyeceğini… Gözlerini louise’de ayırarak yine gökyüzüne dikti. Yağmur başlamıştı. Bu iyiydi. Yağmur timmy’nin genel olarak sakinleşmesine ve düşüncelerinden kurtulmasına yardımcı olurdu. Sağlıklı düşünmesini sağlardı. Gözlerini kapayıp bir süre yağmurun sesini dinledi. Yüzündeki silik gülümseme her geçen saniye daha da belirgin bir hale gelmişti. Sonunda gözlerini araladı. Louise’in gözlerinin içine bakarak "hım demek öyle aslında sevgilimin düzeltiyorum aşık olduğum kızın başka erkeklerle öpüşme fikrini hiç beğenmedim. Eminim sende aşık olduğun yada hoşlandığın erkeğin başka kızlarla vakit geçirme ve öpüşme fikrine sıcak bakmazsın o yüzden bu adaylık işini hiç söylemedim farz edebiliriz diğmi ? Sevgilim. " diye sordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Paz 16 Ekim 2011 - 7:48

Cicinin rahatsızlığı geçen her saniye kendini biraz daha gösteriyordu Timmy'ye söylediklerine gerçekten kızmış olmalıydı ama hiç bir şey yapamıyordu sadece çırpınıyordu. Tekrar ortaya çıkıp bedenini ele geçirebilmek için ama aslında bu çırpınışlarının hiç birine gerek yoktu çünkü ona bir seçim sunmuştu Timmy'i kendinden uzaklaştırmaya çalışmadan sadece sevgilisi olmaya devam etmesini istiyordu. Hem bu durum o kadar kötü sayılmazdı ki cicinin kalbinin içini görebiliyordu o da Timmy'e aşık olmuştu onu seviyordu zaten bu çırpınışları da bunu kanıtlıyordu. Ama her halde korkusunu gidermek için düşünmesi değil kafasının içinde cici ile konuşması gerekecekti. Timmy gök yüzüne bakmaya başladığın da o içine döndü kafasının içine şu an dış dünya ile iletişimi tamamen kesilmişti benliğinin içinde sanki arada bir ayna varmış gibi iki Louise birbirine bakıyordu. Biri cici diğeri amcasının izinden gitmeye kararlı Louise aslında elan demek daha doğru olurdu. Çünkü amcası ona her zaman elan derdi ciciye ise seherbaz babası Louise derdi. Elan yüzünde zar zor oluşturabildiği güven veren bir surat ifadesiyle Louise'e bakmaya başladı." Beni dinle Louise bedenini geri istediğini biliyorum ama ne yazık ki istesen de onu alabilecek güçte değilsin en azından şimdilik belki ilerde sende bir anka gibi olabilirsin küllerinden yeni doğuşla birlikte güçlü bir Louise ama şimdilik güç tamamen bende. Her neyse düşüncelerimi okuyamıyorsun her halde bu yüzden bende söylemeyi tercih ediyorum Timmy'i elinden kaçırmadığın ve onunla sevgili olduğun sürece söz veriyorum bir süre ortalarda olmıcam nedenini sorarsan aklımda ki bazı şeyler için düşünmeye ihtiyacım var ve sürekli ortalarda dolanmam fazla dikkat çekiyor hem Timmy'e baksana itiraf etmek istemiyorum ama benden hoşlandığını sanmıyorum sanırım sana aşık cici bana değil" dedi. Açıklama bitmişti cicinin söyleyeceklerini bir an önce söylemesi gerekiyordu. Çünkü şu an iyi huylu bir elan vardı karşısın da ki o şeytanın kendisini daha önce gözlerin de görmüştü.

Louise düşünüyordu elan'a görünebilir miydi? bilmiyordu ama hala Timmy'e zarar vermemiş olması onun da onu istediği anlamına gelmiyor muydu? Ama isteği neyi değiştirirdi ki sonuçta onun neler yapacağını biliyordu önceleri küçük bir kızken seherbazlarını ağına düşürmekte hiç zorlanmamışken Timmynin ne kadar şansı olabilirdi ki bir şeytanın karşısın da yinede sarf ettiği kelimeleri sindirmesi uzun sürmedi ve düşünmeye vakit bile konuşmaya başladı. " Tamam bedenimi geri ver evet Timmy senden hoşlanmadı farkındayım belki sırf bu neden den ötürü ortaya çıkmama izin veriyorsun çünkü aslınd aonu kaçıracak olan sensin ben değil" dedi. Düşünmeden konuşması Elan'ın kızmasına neden olacak bir cümle kurmasını sağlamıştı ama o sadece kahkaha atarak bir an da ortadan kayboldu. Elleri ile gözlerini ovuşturduğun da karşısın da gördüğü tek şey aşık olduğu kişi Timmy'di. Elan söz verdiği gibi ortadan kaybolmuştu şimdi o da söz verdiği şekilde davranmalıydı aslında bunun sözle ne alakası vardı ki sevdiği kişi ile sevgili rolü oynamak gibi saçma bir oyun tarzı. Sözü bir kenara bırakıp sadece ona odaklandı. Kalbi bir anda çarpmaya başlamıştı hızlı bir şekilde sanki göğsünden çıkıp da Timmy'e ulaşmak ister gibiydi. Bu durum onu ister istemez gülümsetmişti ama sonra Elan'ın söylediklerini anımsayınca kendini ondan duyabileceklerine hazırla gereksinimi duydu. Bir yağmur damlasının saçına düşmesiyle başını yukarı kaldırdı yağmuru o kadar severdi ki tek bir damla tekrar gülümsemesini sağlamıştı ve yağmur sadece onda değil sanki Timmy'de de bir değişiklik yapmıştı ki tekrar göz göze gelebilmişlerdi. Cümlesi tam anlamıyla bittiğin de yüzüne en tatlı gülümsemesini takındı ve " Sen de az önce söylediğimi unutabilirsin sevgilim " dedi. Ona sevgilim demesi her şeye noktayı koymuştu aslında. Hem Elan'ı hem de Timmy'i mutlu ettiğini düşünüyordu. Aslında Elan kimin umurundaydı ki Timmy'nin mutlu olması yeterliydi. Yağmur hızlandığında Timmy'nin ceketini düzeltip içine sokuldu ve aynı aynı Timmy'nin bir kolunu alarak omzuna koydu ve ona biraz daha sokuldu. İncecik elbisesi içinde titriyor olsa da içeri girmek istemiyordu çünkü içeride ayrılacaklarını biliyordu ve o henüz bunu istemiyordu. Onun bu fikri ortaya koyacağını hissettiğin de ise yeni bir konu bulmaya çalıştı konuşabilecekleri bir şey ve aklına geldi.

Aklına gelen fikirle gülümsemesi artmıştı neredeyse elan gibi kahkaha atmak üzereydi. Çünkü Timmy'i tanımadığı gerçeği aklına gelmişti onu tanımadan ona aşık olmuştu ve şimdi öğrenebileceği ve sormak istediği o kadar çok sorusu vardı ki vakit kaybetmeden başlaması gerektiği için konuşmasına kısa süre de başladı. " Timmy sana söylediklerime hak vereceği umaraktan itiraf etmeliyim ki ben seni tanımıyorum ama bu nedense bir şekilde sana aşık olmama engel olmadı sevgilim. Şimdi istersen bir tanışma toplantısı yapalım ya da en iyisi soru-cevap oyunu oynayalım ama ilk soruları ben sormak istiyorum cevaplardan sonra sıra sende" dedi. Kafasında sorular birikirken içlerinden seçtiklerini söylemeye başladı." Yapmaktan en çok hoşlandığın şey ne ?" ....


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Çarş. 30 Kas. 2011 - 23:11

Louise’in timmy’ye olumlu cevap vermesine gülümseyerek karşılık verdi. Her şey çok çabuk olmuştu ama şikayetçi değildi. Onu seviyordu. Bunu birkaç hafta sonra yada önce söylemiş olması neyi değiştirirdi ki? Gerçi bu çok ani olduğu için ikisinin de birbirlerini tanımak için uzun bir zamana ihtiyaçları vardı. Bir müddet gökyüzüne baktı. Yağmur şiddetini gittikçe arttırıyordu. Louise’in kıyafetinin ne kadar ince olduğunu hatırlayarak gözlerini louise’e dikti. Yağmur şiddetini arttırmıştı ve üstündeki pekte soğuktan koruyabilecek bir şey değildi. Gerçi Timmy’nin ceketine sarılmış durumdaydı ama bu onu ne kadar idare ederdi bilmiyordu. Zaten yağmur başlamadan öncede onun üşüdüğünü hatırladı. Belki de içeri girmelilerdi. Yağmur ve soğuk timmy’i rahatsız etmiyordu ama louise’in hasta olmasını da istemezdi. Louise’e içeri girmeyi teklif etmek üzereydi ki louise bunu anlamış olacaktı ki gitmek istemediğini belli etmişti. Louise’i kendine doğru hafifçe çekerek ona sarıldı. Sanırım biraz daha kalabilirlerdi. Böylelikle yağmurun tadını biraz daha çıkarabilirlerdi. Ve tabi biraz daha vakit geçirirlerdi. Tabi louise hasta olacak kadar üşütmeden içeri girmek şartıyla… Bir müddet ikisi de öylece sessizce durdular sessizliği bozan kişi louise olmuştu. Birbirlerini tanımadıklarını ama bunun birbirlerine aşık olmalarına engel olmadığını söylüyordu. Ve tabi birbirlerini tanımaları gerektiğini… Timmy louise’in bu söylediklerine hafifçe gülümseyerek karşılık verdi. Timmy’nin az önce düşündüğü şeyleri dile getiriyordu. Düşüncelerini okuyordu sanki kim bilir belki de böyle özel bir gücü vardı. Ama öyle olsaydı eğer en başından beri düşüncelerini okuyup ona göre hareket ederdi diğmi? Timmy’le aynı şeyleri düşünüyordu belli ki. Louise’in sözleri üzerine ‘’Hım tamam oynayalım bakalım.’’ Diyerek gülümsedi.

Güzel bir oyun diye düşündü timmy. Bu sayede birbirleri hakkında ufakta olsa bir şeyler öğrenebileceklerdi. Gerçi birbirleri hakkında her şeyi zamanla öğreneceklerdi. Ama oynadıkları oyunun etkili olduğu bir gerçekti en azından birbirlerinin sevip sevmediklerini öğreneceklerdi. Gözlerini louise’in gözlerine dikerek ona sormak istediği soruları düşünmeye başladı. İlk ne öğrenmek istiyordu? Onu kızdıran şeylerimi yoksa en çok ne yapmayı sevdiğini mi? Belki de en çok hangi sevdiği çiçeği öğrenmeliydi ilk önce böylelikle ona çiçek falan almaya kalkarsa gidip de sevmediği bir çiçek almazdı. Ya da belki en sevdiği yemeği öğrenmeliydi. Yemek yapma konusunda iyi olduğu düşünülürse ona yemek hazırlayabilirdi louise onlara geldiğinde. Böylelikle louise’in hayalperestliği yüzünden evin yanma ihtimalide olmazdı. Bunları düşününce yüzünde engelleyemediği bir gülümseme belirdi. Louise’in sorduğu soru onun biraz düşünmesine neden oldu. Zor bir soruydu. En çok ne yapmayı seviyordu? Yapmayı sevdiği şeyler nelerdi? Düşünmesi gerekiyordu. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, sabahları yürüyüş yapmayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve yağmurda yürümeyi seviyordu. Peki hangisini yapmayı daha çok seviyordu? Biraz düşündükten sonra gözlerini louise’e dikerek sinsi bir gülümsemeyle '' Seni kızdırmak haricinde yapmaktan en çok hoşlandığım şey mi? Hım düşünmeliyim…'' dedi. Louise’in dik dik bakmasıyla ''Tamam tamam sadece bir şakaydı hım yapmaktan en çok hoşlandığım şey… Sanırım yağmurda yürümeyi seviyorum. Sıra bende hım bir düşünelim. Ne sorsam? Ne sorsam? Buldum. En sevmediğin şey nedir? Daha doğrusu seni en çok kızdıran şeyler nelerdir?''diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Cuma 2 Ara. 2011 - 9:58

Huzurlu ve mutlu olması gerekirdi. Sevdiği erkeğin yanında olduğu için. Timmy, onu çok seviyordu. Ne olduğunu bile anlamadan ona aşık olmuştu. Aynı şekilde Elan'da. Timmy'yi kendi gözünde tarif etmesi imkansızdı. O son derece yakışıklı ve gördüğü kadarıyla iyi bir insandı. Ona zarar verme düşüncesi içini kemirirken mutlu olsa da huzurlu olmayı bir türlü beceremiyordu. Elan, o içinde bir yerlerde pusuya yatmış bir canavardan farksızdı. Hoşuna gitmeyen bir şey olduğun da zorlanmadan tekrar bedenini ele geçirecekti. Neden bu kadar zayıftı. Sonuçta ondan bir başkası gibi bahsediyor olsa da o onun bir parçasıydı. Elan; güçlü, istediğini almak için yapmaktan kaçınmayacağı bir şey olmayan, bir insanın canını gözünü kırpmadan alabilecek kadar psikopat biriydi. Daha küçük yaşta bunu yapmıştı. Hatta bazı geceler üvey babasını o iyi seherbazı da öldürmeyi denemişti. Hatta başarılı olacaktı. Tabi Louise o anda ortaya çıkmasaydı. O gece hala aklından çıkmamıştı. Sadece bir kaç saniye. Sadece o kadar süre daha kendine gelmeseydi. Babası olarak gördüğü kişinin katili olacaktı. Elan'ın umurunda olmazdı ama Louise bir daha ortaya çıkmayacak kadar derinlikte kaybolurdu. Belki de şu an Timmy'nin aşık olduğu Loise asla var olmayabilirdi. Bunları düşünmek şu an yaptığı her şeye gölge düşürüyordu. Aynı şekilde içindeki yaratığın da rahatsız olduğu kesindi eğer devam ederse kesinlikle ortaya çıkacaktı. Derin bir nefes aldı. Timmy'ye durumu hissettirme den kendine gelmeye çalıştı. Tüm duyguları bedeninden atarken tek bir duyguya yöneldi. İçinde hala büyümekte olan aşka.

Bir insana sadece bakarak ona nasıl daha fazla aşık olabilirdi. Buna cevabı yoktu ama oluyordu işte. İçinde büyüttüğü aşkın gücüyle ona bakmayı sürdürdü. Aralarında konuşmalar sürerken yağmur başlamıştı. Zaten üşüyen bedeni titremeye başlamıştı. Ama içeri gitmek istemiyordu, gidemezdi. Timmy'den şu an ayrılmak için henüz çok erkendi. Sırf bu nedenle aralarında ki konuşmayı uzatmaya çalışıyordu. Timmy'nin ona içeri girmesi konusunda ısrar edecek vakti olmamalıydı. Çünkü onu düşüneceğini biliyordu. Gözlerinde gördüğü sevgiden sonra bu isteği hiçte şaşırtıcı olmazdı. Timmy'nin ona yaklaşıp daha sıkı sarılmasıyla Louise de ona biraz sokuldu. Vücutları birbirine temas ederken artık eskisi kadar üşümüyordu. Sırtını onun göğsüne yaslamış bir vaziyette ellerini kollarına dolamıştı. Sonunda aklına gelen oyun yüzünün daha neşeli bir hal almasına neden oldu. Onunda kabul etmesiyle beraber, onu tanıma fikriyle sorusunu yöneltmişti. Şimdi bekliyordu, onun tepkisini ve elbette ki cevaplarını. Cevaplar önemliydi. Bu sayede onu daha iyi tanıyacaktı. Timmy'nin sinsi gülüşünü ona bakmasa bile hissetmişti. Ardından söylediklerine " Hım... Demek öyle iyi o zaman " deyip ondan uzaklaşmaya yeltendi. Ama bedenini saran ellerden kurtulması. Cümle kurmak kadar kolay değildi. Zaten kurtulmayı başaramamıştı da. Sonra ki cevabı ve şaka yaptığını söylemesiyle içindeki Elan birden harekete geçti. Bu şakanın karşılığını Louise'e bırakamayacak kadar bencildi ve kendini beğenmişti.

Elan saniyeler için de Timmy farkına bile varmadan derinliğe çekilmişti. "Lütfen Elan yapma " dedi. Ama o bunu duymamıştı bile. Yüzünde sinsi gülümsemesi ile Elan Timmy'nin elini sıkıca tutarak bedeninden uzaklaştırdı ve ona doğru döndü. Gözlerinin için bakmaya başladığında " Demek beni en çok kızdıran şeyi merak ediyorsun. Hemen söyleyeyim ama önce " dedikten sonra sağ eliyle saçlarıyla oynamaya başladı. " Sevmediği şeyler sen ve senin şakaların dışında bir şey olmak zorunda mı? " dedi. Ardından sinsi sinsi gülmeye devam etti. Cicinin neden onu durdurmaya çalıştığı belliydi. Sonra elini onun yanağına götürdü. Söylediklerine cevap beklemiyordu. Çünkü onu şaşırttığı kesindi. O Louise'e aşıktı. Elan onu şaşırtan ve kalbini kırması muhtemel bir davetsiz misafirdi. Timmy bu kadar seksi ve onun gözünde öpülesi bir erkek görüntüsünde olmasa acaba onun karşısında şansı ne kadardı. Sessizliği bozarak " Sadece şaka hepsi bu " dedikten sonra onu öpmeye başladı. Tutkulu, içindeki tüm şehvet dolu duyguları ona hissettirir bir şekilde. Öpüşmeleri tamamlandığında kesilen nefesini düzelmesini bekledi. Sonra ciddi bir şekilde " Sevmediğim şeyleri tek bir kelimeyle özetleyemem o yüzden şu an beni en çok kızdıracak şeyi söyleyeyim. Benim dudakları başka bir kızın dudaklarında görmekten nefret ederim" dedi. Bunu oldukça öfkeli bir şekilde söylemişti. Sanki cümleyi kurarken Timmy'yi başka bir kızla hayal etmiş gibiydi. " Şimdi benim sıram şu ana kadar kaç kızı öptüm?" dedi. Sinsi bakışlar eşliğin de.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Cuma 2 Ara. 2011 - 13:02

Louise’in yaptığı şakaya kızdığı belliydi öyle ki onun kolları arasından kurtulmaya çalışmıştı ama timmy buna izin vermemiş ve ardından hiç zaman kaybetmeden bunun bir şaka olduğunu söylemişti. Acaba louise bu şakayı sorun eder miydi? Böyle bir durumda sanırım ilk olarak onu en çok nelerin kızdırdığını öğrenmesi en iyisiydi. Böylelikle yanlışlıkla onu sinir edip ilk günden kavga etmeleri riski en aza inerdi. Gerçi louise’in kolay kolay bir şeye sinirlenip kavga çıkaracağını düşünmüyordu. Ama yaptığı şakaya hafifte olsa kızdığı belliydi. Ama bunun sorun oluşturacağını sanmıyordu. Genel olarak o sakin cici bir kızdı. Yani ilk karşılaştıklarında pekte öyle biri değildi ama sonra ne olduysa cici bir kız olmuştu. Gerçi Louise bu ani değişiklikleri geçirdiği zor günlere bağlamıştı. Timmy’de buna inanmıştı. Hem neden inanmasın ki timmy’nin de kötü günleri olmuştu. Ve herkese farklı davrandığı zamanları yani bu doğaldı. Herkesin kendi gibi davranmadığı zamanlar mutlaka olmuştu dimi? Hem bundan sonra böyle bir şey olabileceği ihtimalini de pek düşünmüyordu. Arada bir sinir patlaması herkes yaşardı timmy böyle zamanlarda anlayışlı olabilirdi. Gerçi bu konuda tereddütleri de yok değildi. Çünkü timmy şimdiye kadar hiç alttan alan taraf olmamıştı. İlişkilerinde alttan alan taraf hep karşı taraf olmuştu. O sanırım sorumsuz taraf oluyordu bu konuda. Gerçi şimdiye kadar üzerine düşüp değer verdiği bir ilişkisi de olmamıştı herhalde… Şimdiye kadar hiç alttan alan taraf olmaması bunu başaramayacağı anlamına gelmiyordu elbet en azından bunu denerdi. Aslında şöyle bir düşünülünce muhtemelen onların tartışmalarının da pekte gerçek bir tartışma şeklinde olacağını düşünmüyordu. İşin içine Louise’in hayalperestliği de karışında muhtemelen sinirle söylenen birkaç kelime Louise’in dalgınlığı ve tartışma sona erer. Ve louise’i kendine getirme seslenişleri, normal konuşmalar… İlk tartışmalarından yola çıkarak buna yakın bir şeyler olurdu herhalde. Gözlerini Louise’in gözlerine dikerek merakla sorusunun cevabını beklemeye başladı.

Oluşan sessizlik timmy’yi rahatsız etse de sessiz kalmayı sürdürdü. Timmy’nin o anlık dalgınlığından yararlanarak louise timmy’nin kolları arasından kurtuluvermişti Louise’in yüzündeki sinsi gülümseme rahatsız edici olasa da tanıdıktı. Aynı gülümseme az önceye kadar Timmy’nin yüzünde de vardı. Louise konuşmaya başladığında tüm dikkatini ona vererek onu dinlemeye başladı. Fakat louise’in cevabıyla şok olması bir oldu. Ciddi miydi? Yoksa az önceki şakasına bir misilleme miydi emin değildi. Şaka olabileceğine inanmak istedi. Aslında daha önce stacy’le aralarında olanlar olmasaydı bunun hiç düşünmeden bir şaka olduğunu söyleyebilirdi. Ama stacy’den öğrendiği bir şey varsa oda bazı kızlar gerçekten oyun oynamayı seven güvenilmez tiplerdi. Louise’in o kızlardan olup olamayacağını düşündü bir süre… Louise bunun farkına varmış olacaktı ki sessizliği bozarak hepsinin bir şaka olduğunu söylemişti. Aklı karmakarışık olmuştu. Tamam şaka yapmıştı. Yani düşündüğü gibi şakasına şakayla karşılık vermişti. Ama diğer fikrinin bir süreliğine bile olsa gerçek olabileceği düşüncesi yüzünden oluşan huzursuzluğunu üzerinden atamamıştı. Timmy bu düşünceleri arasında boğulurken louise’in onu öpmesiyle düşüncelerinden kurtulup kendine geldi. Sanırım bu tüm soru işaretlerine karşılık gelen iyi bir cevaptı. Hepsi bir şakaydı ve louise stacy gibi biri değildi. Timmy’de aynı tutkuyla onu uzun süre öptükten sonra louise kendi sorusunu sormak için geri çekildi. Timmy’de o ara ona sormak istediği ikinci soruyu düşünmeye başladı. Louise o sırada sorduğu soruya ciddi bir şekilde cevap vermişti. Timmy gözlerini yere dikti. Aldatmak ya da aldatılmak… Zaten herkesin kesinlikle sinir krizi geçireceği bir şey bu diye düşündü. Fakat bunda bir sıkıntı yoktu. Timmy aldatma eğiliminde olan biri değildi. Şimdiye kadar biten ilişkileri de hep sıradan nedenlerle bitmişti. Yani louise’le bu konu yüzünden ayrılma problemleri olmayacaktı. Louise bunu hafif bir öfkeyle söylemişti. Timmy buna karşılık belli belirsiz bir gülümsemeyle '' Hım anladım. Bu konuda seni kızdıracağımı düşünmüyorum. '' dedi. Bu sırada louise’in sorduğu soru yüzündeki belli belirsiz gülümsemenin kaybolmasına neden oldu. Kaç kızı öptün şimdiye kadar diye sormuştu. Bunu söylemesi gerektiğinden emin değildi. Gözlerini devirerek '' Şey bu soruyu pas geçsek olmaz mı? başka bir soru sor mesela '' dedi. Fakat louise’in kesinlikle hayır diyen bakışlarından sonra '' ah tamam pas geçmeyelim. '' Diyerek düşünmeye başladı. Bir müddet sonra derin bir nefes alarak '' hım sanırım 6 ''dedi. Çok sık sevgili değiştiren biri olmadığını düşünürsek bu doğru sayılırdı. Şimdi soru sorma sırası ondaydı ve soru sorma işini geciktirmeye hiç niyeti yoktu. Bir süre düşündükten sonra '' Peki sen benden önce kaç kişiyle çıktın? ''diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    C.tesi 3 Ara. 2011 - 17:36

Sorduğu soru cevabını belkide en çok merak ettiği soruydu. Çünkü sorunun önemi onun vereceği cevaptı. Cevap, sonucunda oluşacak olayların fitilini ateşleyecekti. Bu fitil belki de okulda bir katliam çıkmasına neden olabilecek kadar tehlikeliydi. Louise bile derinlerde bu cevaptan korkmaya başlamıştı bile. Aslında o da Timmy'nin başka bir kızı öpme fikrinden hoşlanmıyor olsa da. Bunların önceden ona aşık olmasından önce gerçekleştiğini düşünerek kendini avuta bilirdi. Bu sayede Timmy'i daha çok sahiplenir ve onunla mutlu olmaya çalışırdı. Ama Elan amcasının seherbazlara yaptıklarını o kızların üzerinde deneyebilecek kadar psikopat ve tüm bu işlerden ceza almadan sıyrılacak kadar zeki biriydi. Amcasının ona öğrettiklerini kendini saklama biçimlerini, kaçış planlarını çok detaylı bir şekilde hatırlıyordu. Uygulamakta zorlanmayacağını da biliyordu. İçten içe Louise dua etmeye başlamıştı ve ortaya çıkmaya. Ama yapamıyordu. Konuşmak belki onu durdurabilirdi. Bu düşünce sadece polyannaya göre bir şeydi. Ne yapacaktı gerçekten bilmiyordu. Sessizce sadece olanları izliyordu. Aynı anda ise Elan tüm dikkatini Timmy'e yoğunlaştırmış ondan duyacağı cevabı bekliyordu. Bakışlarındaki sinsilik kendini o kadar çok belli ediyordu ki ama aynı şekilde zararsız da görünmeyi başarabiliyordu. Timmy'nin soruyu es geçmeye çalışması üzerine bakışları ısrarını belli eder hale geldi. Zaten kısa bir sürede Timmy bunu kabullenmiş ve cevabımı söylemeye hazırlanıyor gibiydi. İşte vakit gelmişti.

Duyduklarından bir kurt gibi derin derin solumaya başlamıştı. O öpmek için deli olduğu dudakların daha önce tadına bakılmıştı. Üstelik bu kişi sayıları düşündüğünde az gibi görünüyor olabilirdi. Ama dudakları onun bile sürekli öpmek istemesi onu bir kızın sadece bir kere öpüp bırakmayacağından emin olmasını sağlamıştı. Şu an içinde oluşan tek istek o kızların bedenlerinde Timmy' öptükleri sayı kadar delik açmaktı. Ama bunu hissettirerek isimleri öğrenmesi mümkün değildi. Timmy Louise'den şüphe etmezdi belki ama Elan'ın gözlerinin içine bakarak isimleri tek tek söyleyemezdi. En azından o kadar aptal olmadığını biliyordu. Yoksa neden onu seçerek vakit kaybetsin sadece Louise istediği için bir erkeğe dokunmasına izin vermezdi. Timmy'nin hızla soru sorması üzerine tüm bunları bir kenara bırakarak onun cevap vermeye yoğunlaştı. Cevabından sonra altı kız meselesi mutlaka tekrar konuşulacaktı. Belki cevabını küçük bir şakayla süslerse ortamda ki hava biraz yumuşar ve oda isimleri almaya bir adım daha yaklaşabilirdi.
" Soruna cevap vermeden önce senin cevabına önce bir yorum yapmak istiyorum" dedi sonra bir süre bekledi. Sanki düşünüyor gibi ama düşünmüyordu. Her şey kafasının içine çoktan yazılmıştı. " Senin gibi yakışıklı ve çekici bir erkek için sayı oldukça az. Zaten daha da artmayacak. Çünkü bundan sonra öptüğün tek kız ben olucam" dedi. Sonra dudaklarına kısa küçük bir öpücük kondurdu. Sonra kollarını onun boynuna salarak " Sanırım ben senin kadar azla yetinen biri değilim.... Şimdiye kadar çıktığım erkekleri söyle bir kafamda toparlarsam. 1.sınıf dışında 2.sınıftan başlayarak sene içinde sınıftan 15.. 20 arası kişiyle çıkmış olsam ve tabi bunun yaz aşkları da var... Ben şu an 4. sınıfta olduğuma göre toparlıyorum sanırım bir 50 kişi olmuştur belki biraz fazla " dedi ve sonra onun kulağına eğilerek " Tabi bunları öptüğümü de unutmamak gerek " dedi. Sadece bir iki saniye bekledi ve kahkaha atmaya başladı. Gözlerinin içine bakarak " Sen benim ilk öptüğüm ve ilk aşık olduğum kişisin Timmy.... Seni seviyorum" diyerek ona sarıldı. Louise derinlerde olanlardan hala endişeliydi. Timmy'e baştan söylediği şey midesini bulandırmıştı. Ama sonra durumu nasıl da güzel toparlamıştı. Bu gibi durumlarda onun ne kadar güçlü ve sinsi olduğunu bir kez daha anlıyordu. Ona karşı hiç şansızın olmadığında....

Sorunun vakti gelmişti artık. Normal bir soru olmalıydı bu. Ortamı tamamen değiştirmek için. Sonunda buldu. " Bemile yapmaktan en çok mutlu olacağın şey ne?"

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Çarş. 7 Ara. 2011 - 20:28

Timmy bir an için dalıp gitmişti. Nedense bir an için çocukluğuna gitmişti. Yine böyle yağmurlu bir günde çocukluk aşkıyla buluşacağı yere gitmek için evden çıkmıştı. Yağmur yağıyordu. Şimdiki gibi çok şiddetli yağsa da gittikçe şiddetini azaltmıştı. Timmy her zaman ki gibi şemsiyesini yanına almasına rağmen hiç açmamıştı. Yağmurda yürümeyi seviyordu. Şemsiyeyi elizabeth için yanına almıştı. Elizabeth genel olarak sessiz sakin bir kızdı. Gerçi timmy onunla yakın arkadaş olana kadar en azından onu sessiz sakin ama bir o kadarda kötü sanıyordu. Fakat onunla arkadaş oldukça pekte böyle biri olmadığını görmüştü. Oda timmy gibi yağmuru ve yağmurda yürümeyi seviyordu. Timmy bunu bildiği halde yine de tedbiri elden bırakmıyordu. O gün her zamanki gibi güzel başlamıştı ama kötü bitmişti. Davetsiz bir misafir günün sonunda ortaya çıkmış ve her şeyi berbat etmişti. O günle ilgili en son hatırladığı şey duyduğu büyük acı ve elizabeth’in çığlıklarıydı. Gözlerini açtığında kendini bir muggle hastanesinde ağır yaralı olarak bulmuştu. O günden sonraysa elizabeth’i bir daha görmemişti. Ona ne olduğunu, iyi olup olmadığını oldukça merak etmiş ve onu aramıştı ama bulamamıştı. Hala aklına geldikçe elizabeth’e ne olduğunu merak ediyordu. Düşüncelerinden kurtularak kendine geldi. Gözlerini Louise’in gözlerine dikerek onun bu hallerinin elizabeth’e ne kadar benzediğini düşündü. Genel olarak birbirlerinden çok farklı olsalar da bazen louise’in gözlerinde gördüğü bir şey ona stacy’le elizabeth’i hatırlatıyordu. Tıpkı şuan olduğu gibi… Gözlerini yine gökyüzüne çevirdi. Yağmur gittikçe şiddetini azaltıyordu. Bu iyiydi. Böylelikle biraz daha dışarıda kalabileceklerdi. Oluşan sessizlikten yararlanarak bir süre yağmurun yağışını izledi. Louise’in konuşmaya başlamasıyla gözlerini onun gözlerine dikerek söylediklerini dinlemeye başladı. Louise’in ilk sözlerinden sonra gülümseyerek '' Tamam öyle olsun. Evet yorumunu dinliyorum. '' dedi.

Louise’in ilk yorumundan sonra gülümseyerek ''Sanırım düşünüldüğü kadar çapkın değilim.'' Dedi. Louise’in sonradan söylediği şeylere sessiz kalarak hafif bir gülümsemeyle karşılık verdi. Fazla iddialı konuşuyordu louise… Tamam timmy’de elbette louise’le ayrılma taraftarı değildi elbet ama ileride ne olacağını asla bilemezdiniz. Bir anda hiç beklemediğiniz şeylerle karşı karşıya kalabilirdiniz. Yine de bundan şikayetçi olacağı söylenemezdi. Timmy louise’in bu söyledikleri karşısında sessizliğini koruyarak ufak bir gülümsemeyle karşılık verdi. Louise’se buna karşılık ufak bir öpücük kondurmuştu dudaklarına… Timmy her ne kadar onu tekrar öpmek istese de sorduğu sorunun cevabını fazlasıyla merak ettiği için kendine zorda olsa engel olarak vereceği cevabı beklemeye başladı. Louise’in ona sarılmasıyla gözlerini louise’in gözlerine dikti. Şuan onu öpmemek için kendini o kadar zor tutuyordu ki… Louise’in konuşmaya başlamasıyla beraber tüm dikkatini ona verdi. Cevabından sonra nedense dalıp gitmişti bir an için bu sevgilileri ondan önce olduğu için çok fazla sorun etmiyordu ama yinede timmy’ye göre daha fazla sevgilisi olduğunu öğrenmek içini hiçte rahatlatmamıştı. Timmy düşüncelerinde boğulup giderken louise’in kahkahalarıyla kendine gelerek louise’e baktı. Neye güldüğünü anlamaya çalışıyordu ki louise’in söyledikleri karşısında ona kısa süre dik dik baktıktan sonra gülümseyerek '' Anlaşılan çok şakacı bir sevgilim var'' dedi durgun bir şekilde… Oda Louise’e sarılarak '' Bende seni seviyorum…'' dedi. Sorduğu soru karşısında uzun süre düşündükten sonra '' hım seninle yapmaktan en çok mutlu olacağım şey… Sanırım... '' dedi. Cümlesi yarıda kalmıştı. Bir süre sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes alarak '' baş başa uzun bir tatil. '' dedi. Ona ne soracağını bir süre düşündükten sonra '' Sıra bende en çok ne yapmayı seversin ? Ya da en sevdiğin yemek hangisi? Gerçi bu iki soru oldu ama olsun. '' dedi gülümseyerek…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Toparlanma    Paz 11 Ara. 2011 - 16:15

Timmy'nin ters bakışlarına maruz kalmış olsa da durumu çok iyi toparladığını biliyordu. Sonuçta bu doğruydu. Elan derinlerde, o aptal iyi kalpli seherbaz yüzünden kapalı kalmıştı. Louise ondan ayrılana dek... Sonrasında yavaş yavaş gün yüzüne bir şekilde çıkmanın bir yolunu bulmuştu. Hatta o kadar güçlenmişti ki Louise'i zorunlu hayallerinde yaşamaya mahkum etmişti. Daha önceleri ortalarda olsa az önce söylediği her şeyi gerçekleştirirdi. Bu görünen cici kızın yerinde tam bir dişi şeytan olarak hüküm sürer ve büyülerini öğrenirken bir yandan da erkek köleler topluluğuna sahip olurdu. Ama şimdi hepsi askıda kalmıştı. Hala anlamıyordu. Amcasının nefretiyle büyüyen bu kalp Timmy'nin aşkı ile ne kadar da çabuk yumuşamıştı aslında. Her ne kadar Louise buna inanmak istemese de olan bu gerçekleşmişti. Yinede Louise'in hala endişe etmesi gereken bir konu yok da değildi. Bir kaç taze zar zor sahip olduğu arkadaşı Elan'la henüz tanışmamıştı. Elan'ın ise onlardan hoşlanacağını kesinlikle düşünmüyordu. Bu mümkün değildi. Amcasın dan ilk öğrendiği şey bir insanın asla dostları olamazdı. Kan bağın olan biri bile sana ihanet ederken nasıl bir dostta güvenebilirsin ki. Ama tüm bu söylediklerine karşı amcası ona güvenmesini söylemişti ki onu dinlemişti. Amcasına herkesten fazla güvenmişti. Ona inanmıştı, hatta ona değer vermişti. Ona hissettiği sevgi yüzünden onun katilini öldürmeyi bile düşünmüştü. Hatta yok olmadan önce bunu çok denemişti. Ama cici Louise o zaman onu nasıl yenebilmişti. Kesinlikle bir iki tane iksir dolu şişeyi ağzına tıkarak bunu yapmıştı. Elan'a hissettirmeden onu yavaş yavaş yok etmişti. Küçük aptal bir kız gibi kandırılmıştı. Ama artık o seherbeza kesinlikle kanamazdı. Hem büyüdüğü için, hemde artık kesin olan şey Elan dan çok güçlü olmasıydı.

O kafasında bunları tasarlarken Timmy'nin yeni tepkisi ve gülümsemesiyle ona hayran gözlerle bakmaya başladı. Onu öyle çok arzuluyordu ki her an her dakika onun dudaklarını dudaklarında hissedebilirdi. Gören gözler bile umurunda değildi. Hem görseler ne oldu. En fazla kıskanırlardı ya da çok aptallarsa sevgilisini ondan çalmaya çalışırlardı. Tabi bu yaptıkları ölmeyi göze aldıkları anlamına geliyordu. Öldürmekten bahsetmişti de aslında daha şimdiden öldürülmesi gerekenler listesi hazırdı. Timmy'nin eski sevgilileri o altı kız hala aklındaydı. Hiç bir zamanda aklından çıkmayacaktı. atta onlara odaklanmaktan Timmy'ye sorduğu soruyu bile unutmuştu.Ta ki o konuşmaya başlayana dek. Söylediklerini duyduktan sonra ona gülümsemeye başladı. " Tatil iyi fikirmiş yalnızca sen ve ben bunu sevdim " dedi. Timmy'nin sorularını sevmedi çok sıradan görünüyordu. Onun bilmek istediklerinin yanında bunlar sadece bir elin tırnağı kadardı. Hatta önemsiz ve bir o kadar da değersiz. Sırf bundan ötürü yok olmak istedi artık Louise'in ortaya çıkma vakti gelmişti. O bu ciciş konuşmalara daha fazla uyan bir karakterdi. Timmy'nin gözlerinin içine bakarak hiç bir şey söylemeden onu dudaklarından öpmeye başladı. Tutkulu, ateşli onu sahiplenir gibiydi. Ama sonra öpücüğün ortasında Elan gözlerden kayboldu. Louise sonunda ortaya çıkmıştı. Öpücük ise aynı anda değişim göstermişti. Timmy'nin bunu fark etmemesini diliyordu ama belli oluş olmalıydı. Öpücük ateşli ve tutkulu bir haldeyken sevecen bir aşığa dönüştü. Dudaklarını ondan ayırdığında beklemeksizin konuşmaya başladı. " Evet haklısın iki soru oldu ama önemli değil" dedi. Hemen soruları aklına gelen ilk kelimelerle cevaplamaya başladı. " En çok tabiki de hayal kurmayı severim. Bunu yaparken kendimi daha rahat hissediyordum. Huzur bulmuş gibi. Yemek olarak ramene bayılırım. Babam ile yalnız yaşadığımızda genelde hazır yemek yediğim için sanırım. Babam bol bol ramen alırdı eve tadı çok güzeldir. " dedi. Düşününce ne sorması gerektiği tam olarak bilemiyordu. Çünkü şok geçiriyordu aslında. Elan hiç bir şey söylemeden toz olmuştu. Kafasını biraz toparladığında" Tamam sıra ende bende iki soru sorcam. Birincisis enin en sevdiğin yemek ne ikincisi evcil hayvanının ne olduğu adını söylersen iyi olur " dedi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Toparlanma
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HOGWARTS :: Zemin Kat :: Avlu-
Buraya geçin: