AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Lanetli Karşılaşma

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Lanetli Karşılaşma   Cuma 1 Tem. 2011 - 10:55

Tüm gecesi babasının verdiği görevi yapmakla geçmişti aslında görev vermekten öte görevi başına attı denebilirdi. Sonuçta görevi gecenin bir yarısında kapısına atılan bir paketti. Paketi açtığında içinde vücudu morluklarla dolu bir adam olduğunu gördü. Daha dikkatli baktığın da ise adamın yakasındaki not gözüne çarpmıştı. Notu eline alıp okumaya başladı, notta; " Bu kişi geçen günkü saldırıyı planlayan ve kayıplar vermemize neden olan esrar dairesi seherbazlarının lideri. Babanız tarafından onu size getirmemiz emredildi ona gereken ilgiyi göstermeniz için. " yazıyordu. Adamlarına seherbazı zindana taşımalarını emrettikten hemen sonra mahzene gitti. Gecenin oldukça uzun geçeceğini bildiğin den kendine bir içki hazırladıktan sonra bir şişeyi de yanına alarak seherbazın yanına gitti. Seherbaz yavaş yavaş kendine gelmeye başlarken o neler yapacağını düşünüyordu. Onu konuşturmayı deneyebilirdi ama bu muhtemelen boşa uğraş vermekten başka bir şey olmayacaktı. Seherbazların asla konuşmayacağı gerçeğini düşünüce daha önceleri bir çok denemeden bunu kendi gözleriyle görerek anlamıştı. Bu yüzden bu gece sadece eğlenmeyi aklına koymuştu. Seherbaz kendine geldikten sonra ona bakarak " Seni konuşturmanın hiç bir yolu yoktur sanırım haksız mıyım?" diye sorduğundan seherbaz da " Evet senin gibi yaratıkla asla konuşmam o yüzden her ne yapacaksan bir an önce yap beni öldürecek misin? kanımımı içeceksin? umurunda bile değil " demişti. Seherbazın sözleri Tiffany'i haklı çıkarmıştı işte o yüzden sinsi bakışlarını adamın üzerinde gezdirirken " Tamam o zaman eğlencemize başlayalım" dedi. Önce eline aldığı viski şişesinin tamamını içti ve şişeyi kırıktan sonra adamın gömleğini yırttı. Elinde yarım şişenin en sivri kısımları ile adamın vücuduna çizikler atmaya başlamıştı. Adam baştan dayanmaya çalışsa da sonrasında acılar içinde çığlıklar atmaya başlamıştı. zindanı kaplamaya başlamış kan kokusu ise Tiffany'ye tarifi imkansız bir zevk duygusu yaşatmaya başlamış ve aynı zaman da kan arzusunu harekete geçirmişti. Adama yaklaşarak dişlerini boynuna geçirdi ve kanını büyük bir iştahla içmeye başladı. Ama ölmemesini istemediği için bir kaç dakika sonra adamı bıraktı ve içki şişelerinden birini eline aldıktan sonra odasına gitmek için zindandan ayrıldı. Seherbaz henüz ölmemiş olsa da kan kaybından bir kaç dakika sonra ölecekti.

Odasına vardığında kanlı kıyafetlerini üzerinden çıkarak banyoya girdi. Onu rahatlatan uzun bir banyonun ardından ise yatağına uzanıp uykuya daldı. Uyandığında çoktan öğlen olmuştu zaten uyuduğunda sabahtı. Öğlen güneşinin kendini en çok belli ettiği zamanlarda bir vampir için dışarıya çıkmak pekte akla sığmaz bir davranış olabilirdi. Ama o gece olduğu kadar gündüz de gezmeyi seviyordu ve sahip olduğu aile yüzüğü de zaten bu konuda ona oldukça yardım ediyordu. Yataktan kalktıktan sonra uzun bir süre elbise dolabına göz attı. Her zaman ki gibi güzel olmak istiyordu bu hem dışarı da kurban bulmasını kolaylaştırıyor hem de bir şekilde kendini iyi hissetmesini sağlıyordu. sonuçta güzellik annesinin ona öğrettiği ve benimsettiği bir şeydi. Dolabından aldığı oldukça seksi beyaz elbisesini üzerine geçirip aynanın önüne geçti. Ayna da bir kaç saniye saçını başını düzeltikten sonra hızlı bir şekilde malikanesinden ayrıldı. Nereye gideceğini bilmiyordu belki muggleların arasında takılarak kendine bir yemek bulabilirdi ya da seherbazların takıldığı bir yerde başına bela açabilirdi. Ama akşam ki eğlence den sonra bunların hiç birisi ona cazip gelmemişti. Daha sakin bir şeyler yapmak istiyordu bu yüzden rahatsız edilmeyeceği yer olan karanlık ormana gitti. Orman her zaman olduğu gibi öğlen güneşinin altından bile var olan karanlığını kaybetmemiş tüm koyu renkleri üzerine giymişti. Bir süre anlamsızca ormanın içinde adımlar atmayı sürdürse de bir süre sonra ormanın içinde bulunan gölün kenarına geldiğinde durdu. gölün kenarına oturup bacaklarını göle soktuktan sonra oturduuğu yere uzandı. Bacakları ise hala gölün içindeydi.

Rp Out:Gelecek Var
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chris Leon
Seherbaz
avatar

Terazi At
Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 25/01/11

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Cuma 1 Tem. 2011 - 14:26

Bütün gün çalışmak yetmezmiş gibi şimdi de gece çalışacak olması moralini sıfıra indirmişti. Etrafta suç işleyen bir grup vampirin haberini aldıklarında henüz saat sabah sekiz civarındaydı ve tüm günleri onların yerini araştırmakla geçmişti. Üstelik öğlen saatlerinde gruplarının lideri kaybolmuş ve akşama kadar haber alınamamıştı. Ve bunun da suçlusu olarak aynı vampir grubu gösterildiğinden aramalarını iyice hızlandırmış ve yerlerini tespit etmişlerdi. Karanlık orman bir vampir için rahatlatıcı olabilirdi ancak bir büyücü için çok daha farklı şeyler ifade ediyordu , özellikle de gece saatlerinde...

Gruba ulaştıklarında hepsi bir tarafa dağıldığından arkadaşları ile aralarında paylaşmış ve her biri birinin peşine düşmüştü. Başlarındaki kişi ise Chris'e kalmıştı. Güçlü bir vampir olmasının yanında vampir lideri diğerlerinin aksine güçlü bir büyücüydü de. Ne zaman yanına yaklaşsa ya hızla uzaklaşıyor ya da cisimleniyordu. Gerçi koşmasını çeşitli büyülerle engelleyebiliyordu ancak cisimlenmesini engellemek imkansızdı. Saatler süren arama ve takibin ardından sabahın ilk ışıkları belirmeye başlamıştı. Gözlerini artık zor açık tutuyordu , saatlerdir değil uyumak oturup dinlenmemişti bile. Kenardaki mağaralardan birine girerek birkaç koruma büyüsü yaptı ve uyumaya başladı.

Uyandığında neredeyse öğlen olmuştu. Mağarayı terkettikten sonra aylak aylak etrafta dolaşmaya başladı. Artık adamı bulmak gibi bir şansı kalmadığını biliyordu. Acaba kendisinden başka başarısız olan var miydi? Sonuçta bu yeni atanacak grup lideri tarafından yiyeceği azarı azaltacaktı. Yürümeye devam etti ve ilginç bir göle vardı . " Sanırım bu kadar arama yeter. " diyerek cisimlenmeye karar verdi fakat tam yapacağı sırada ileride birini gördü. Vampir olduğu belli olan kıza gitmeden önce işkence etmek için onun bulunduğu yere gölge yapan ağacı hedef aldı ve patlattı. Ancak birkaç saniye sonra belada olduğunu anladı çünkü kız güneş ışığından etkilenmediği gibi hızla ortadan kaybolmuştu. Tahminince birazdan güçlü bir darbe yiyecekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Cuma 1 Tem. 2011 - 17:25

Uzandığı yer de bir süre gökyüzüne bakmayı sürdürdü. Etrafında oluşan bu sessizlik ve yalnızlık duygusu hoşuna gitmeye başlamıştı. Sessizlik ve yalnızlık pek fazla tanık olduğu duygular değildi. Çoğu zaman yanında kendi gibi acımasız bir kaç kişiden oluşan küçük bir grup mevcuttu. Onlar ile birlikte katıldıkları partiler, kanlarını içmek için işkence ettikleri mugglelar, büyücüler, cadılar. Sırf bunlar nedeniyle asla yalnızlık duygusunu tatmak zorunda kalmamıştı. Arkadaşlarının yanında babasını da söylemeden geçemezdi tabi ki özellikle de babasını temsil etmek için gittiği toplantılar. Toplantı kelimesi aslında kulağa sıkıcı bir şeymiş gibi geliyor olabilirdi ama bu toplantılar her ne kadar sıkıcı başlasa da sonradan gerçekleşen olaylar tüm o sıkıcı havayı yok etmeye yetiyordu ve tabi partiye son anda katılan kurbanlar eğlencenin tavan yapmasını sağlıyordu. Ama şimdi tadını yeni yeni anladığı bu yeni duygularla yaşamak istiyordu, sessizlik ve yalnız kalmak. Zaten içinde bulunduğu karanlık ortamda onu hiç kimsenin rahatsız etmeyeceğini göz önüne alırsa bu sessizliği uzun bir süre koruyacağını düşünüyordu. Yani karşısına her hangi bir vampir çıksa dahi babasından ötürü yanına bile yaklaşmayacaklarını düşününce, vampirler dışında başka bir varlığın ise buraya adım atacağına pek ihtimal vermiyordu. Bir süre sonra gökyüzünü izlemeyi bir kenara bırakarak gözlerini de kapatıp uzanmayı sürdürdü. Neredeyse uyumak üzeredeydi hatta uyuyacaktı da tabi gözlerini kapattıktan sadece saniyeler sonra ona çok yakın bir ağaç patlayana kadar.

Sesi duyar duymaz hemen bacaklarını sudan çıkarıp hızla bulunduğu yerden ayrıldı. Yapan kişinin kokusu nedeniyle nerede olduğunu tam olarak anlayabiliyordu. Ama aynı zamanda hızlı hareketlerini bir an olsun yavaşlatmamalıydı sonuçta elinde asası olan bir büyücünün karşısına hareketsiz bir şekilde çıkmak kesinlikle aptallıktı. Bir kaç saniye sonra nerede olduğunun bile farkında olmayan büyücünün hızla yanına yaklaşarak büyücüyü iterek yere düşmesini sağladı. Hemen ardından karnına bir tekme attı, tekmenin etkisiyle büyücü bir kaç metre uçtuktan sonra ağaçlardan birine çarpıp yere düştü. Hızla büyücünün yanına gitmeden önce büyücünün asasını ikiye böldü. Aslında asası yanında olsa buna gerek duymaya bilirdi ama evden çıkmadan asasını ne yazık ki evde bırakmıştı. Büyücünün yanına vardığında adamı yakasından tutarak ağaca yasladı ve " Burada ne işin var hemen söylersen belki gitmene izin veririm" dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chris Leon
Seherbaz
avatar

Terazi At
Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 25/01/11

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   C.tesi 2 Tem. 2011 - 13:08

Beklediği darbenin gelmesi hiç de uzun sürmemişti. Zaten vampir biraz daha geç hamle etseydi etrafındaki toprağa büyü yapıp vampirin ayağının kaymasını ya da yere batmasını sağlayacaktı. Ancak düşünmekle harcadığı çok az bir zamanda kendisini yerde buldu. Ardından daha yüzünü kaldırmaya vakit bulamadan karın boşluğuna gelen sert bir tekme ile metrelerce uçtu ve bir ağaca çarparak yere kapaklandı. Nefes alamadığı için sırtındaki yaranın acısını hissedemiyordu bile. Kendini olabildiğince çabuk toparlamak için derin derin nefes almaya çalıştı. Kulağına gelen çıtırt sesinin ne olduğunu görmeseydi de anlardı zaten. Savaş alanında bir büyücüye karşı olan vampir akıllıca bir kararla asasını ikiye ayırmıştı. Oysa ki şimdi o yaratığı bağlayıp işkence etmek için vazgeçebileceği çok şey vardı. Hele de ailesini katleden pisliğin onlardan biri olduğunu düşününce...

Henüz beş yaşındaydı. Babasıyla büyücü kartları oynarken annesi elinde bir tepsi atıştırmalık ile yanlarına gelmiş oyunlarına katılmıştı. Daha harika bir his olamazdı , mutluluk , bir şeyler paylaşmanın verdiği rahatlık , sevgi , aileyle olmanın verdiği güvendelik hissi , hepsi bir arada... Fakat sanki hepsi az sonra olacakların habercisiydi , fırtınadan önceki muhteşem sessizlik. Kapının büyük bir sesle patladığını duyduktan sonra babası masadaki asasına hamle etmişti ancak çok geçti. Yeryüzündeki en hızlı ve acımasız canlı o odadaydı. Babasının boynunu kırmış ve zevkle kanını içmeye başlamıştı. Seherbaz olan annesi hızla asasını çekmiş ve vampiri haklamıştı. Yine de onu masanın altına saklayıp görünmezlik ve taşlaştırma büyüleri uyguladı. Chris , hareket edemiyordu. Henüz neler olduğunu anlayamamıştı bile. Fakat annesi ağlayarak babasının yanına gittiğinde odaya iki kişi daha girdi. Üstelik bir tanesi annesinin arkasında belirmişti. Bağırmak istedi , onları durdurmak , annesini uyarmak... Yaratığın eli annesinin sırtından girdiği o an üzerindeki büyüler de kalktı. Artık hareket edebilirdi ancak bir şeyler onu engelliyordu. Korku , iliklerine kadar hissediyordu. Son gördüğü şeyse yaratığın yüzü olmuştu. Uzun sivri dişleri , sıra dışı gözleriyle masalların kötü kahramanı vampir tam karşısındaydı.

Her geçen yıl duyduğu korku yerini nefrete bıraktı. Yeterince büyüyüp seherbaz olduğunda onlardan yüzlercesini avladı. Fakat bunu yapmaktan aldığı zevk hiç azalmadı. Şimdi ise hikayesinin sonuna gelmişti. Onlardan biri tarafından öldürülecek olması içini sızlatıyordu. Kıza tiksintiyle baktı ve "Beni her halükarda öldüreceğini ikimizde biliyoruz YARATIK!! Ancak fazla merak ettiysen senin gibi bir pisliğin peşindeydim." dedi. Onun yapabileceği hiçbir şeyden korkmuyordu. Sadece nefret...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   C.tesi 2 Tem. 2011 - 20:18

Yakasını tuttuğu büyücüyle kısa süre sonra sonra göz göze gelmişlerdi. Bakışların da gördüğü tek şey kendi üzerine doğrultulmuş tiksindirici bakışlardı. Ama bu durum onu nedense rahatsız etmiyordu her zaman ona yalakalık yaparak baygın bakan bakışlar yerine bu bakışı tercih ederdi çünkü. Üstelik bir çok büyücüden de bu bakışı görmeye alışıktı. Yine de şu an ona doğru bakan gözler de garip bir farklılık seziyordu bu garipti hiç bir büyücü de göremediği bir farklılıktı ki bu. Onu bir şekilde etkilemeyi başarmıştı o da buna karşılık az önce aslında yapmamaya kararlı olduğu halde söylediği gitmene izin veririm lafını gerçekleştirmek istemesine neden olmuştu. Hem asasız bir büyücüyü serbest bırakmakta nasıl bir sorun olabilirdi ki kafasının dikine gidip hala onunla uğraşmak isterse bu sefer bir an bile tereddüt etmeden onun kanını son damlasına kadar tükete bilirdi. Bir süre sonra bakışlarını onun gözlerinden çekerek büyücünün yakasını bırakıp, büyücüyü arkasında bulunan ağaca yaslandı. " Sen düşünüyorsan düşün büyücü ama ben seni bırakmaya kararlıyım çünkü bugün bir değişiklik yapmak istemiştim ve sen istediğimi verdiğime göre artık gitme vaktin geldi. Seni azad ediyorum ama yok eğer sen hala benim gibi bir yaratıkla uğraşmak istersen bu sefer elimden bu kadar kolay kurtulamazsın" dedi. Sözleri biter bitmez büyücüyü ağaçtan uzak bir bölgeye fırlattı. Sonrasında ise hızla oradan ayrılarak göle doğru ilerlemeye başladı.

Gölün istediği bölümüne geldiğinde tekrar gölün kenarına oturdu. Tekrar sessizlik ve yalnızlık duygusunun tadını çıkarmak istiyordu. Hatta sadece bir kaç saniyenin ardından bu duygularını hissetmeye başlamıştı. Ama her ne kadar rahat görünse de büyücü hala onun için bir sorundu. Çünkü gözlerin de gördüğü duygunun altında yatan büyük nefret duygusu kolayca uzaklaşmayacağını anlamasını sağlıyordu. Sırf bu nedenden ötürü rahatlığın için de aslında tetikte bekleye
n bir yanı vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chris Leon
Seherbaz
avatar

Terazi At
Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 25/01/11

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Paz 3 Tem. 2011 - 9:07

Onun gözlerine nefretle bakıyordu ancak karşılık alamıyordu. Nedenini bir türlü anlayamamıştı. Yoksa yıllarca bütün vampirlere saldırgan , düşüncesiz , bencil gibi genellemeler yapması büyük bir hatamıydı. "Hayır , imkansız. Onlar yok edilmeli." dedi kendi kendine. Bu düşüncelerle boğuşurken kız konuşmaya başlayınca hepsinden sıyrıldı ve dinlemeye başladı. Şaşkınlığı katlanarak artmaya devam ediyordu. Kendisini gerçekten serbest mi bırakacaktı ? Son söylediği tehdit hiç umrunda değildi. Hemen yerden kalktı ve onun ne tarafa gittiğini anlamaya çalıştı. Ardından yine göl kenarına gittiğini fark etti. Bu nasıl bir vampirdi ? Romantik bir şekilde gölde rahatlamak mı ? Ayrıca Chris sırtındaki yaranın kanadığına emindi. Neden bu kokuyu aldığı halde saldırıp kanını içmemişti. Fakat içindeki şeytan ona madalyonun öteki yüzünü de gösterdi. Kanını içmemişti çünkü belki de gece boyunca o kadar çok kişiyi öldürmüştü ki karnı son derece toktu. Bunlarla uğraşmanın verdiği yorgunlukla da buraya dinlenmeye gelmişti.

Şimdi ona nasıl yaklaşabilirdi. Kulaklarının çok iyi duyduğunu biliyordu. Hemen en yakındaki ağaca tırmandı ve ağaçların birbirine yakın dallarından kıza doğru ilerlemeye başladı. Bir iki kere dengesini kaybetse de sonunda ona en yakın ağaçtaydı. Ağacın ucu sivri dallarından birini kopardı ve üzerine atladı. Düşmenin etkisiyle biraz sersemlese de sırtına saplamayı başarmıştı. Vampir acı içinde dalı çıkarmaya çalışıyor ancak eli yetişmiyor , yetişse de ancak parmaklarının uçları deydiğinden yerinden bir milim bile oynatamıyordu. Bundan zevk almalıydı ancak içinde daha farklı bir his vardı. Ona acıyordu , hatta yardım etmek istiyordu. İçindeki sese daha fazla dayanamayarak dal parçasını sırtından geri çekti ancak bir şeyler yapmalıydı. Sonuçta kız tehdit ettiği halde geri gelmiş ve ona saldırmıştı. Delice bir fikirle dalı ağzına götürdü ve üzerindeki kanı tiksinerek de olsa yuttu. Kızın doğrulmasına yardım etti ve " Özür dilerim ama senin derdin ne? Hiç de vampir gibi davranmıyorsun. Senin gibi güzel bayanlar daha dikkatli olmalı. " dedi gözlerine bakarak...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Paz 3 Tem. 2011 - 10:24

Kafası hala karışıktı ilk kez bir büyücünün elleri arasından kaçmasına izin vermişti. Artık kaçmasına izin verdiği de söylenemezdi çünkü sonuçta onu bırakan kendisiydi. Kendini şu an gerçekten tanıyamıyordu. Yani tüm olanlardan sonra yaşamından bu kadar mı çok sıkılmıştı. Bunu düşününce aslında sadece sıkıldım diyerek içinde bulunduğu durumdan sıyrılamazdı. Çünkü daha sadece bir kaç saat önce seheraza yaptıklarını hatırlıyordu da yani sıkılmış olsa ya da gerçekten yapmak istemese yanında ki vampirlerden birinin onu kurban etmesini söylerdi. Ama öyle bir şey olmamıştı seherbaza uzun bir süre işkence etmişti ve sonunda susuzluk hissetmemesine rağmen kanının tadına bakmıştı. Sonrasın da kanını içmesine rağmen yine de hemen ölmesine izin vermeyip onun acılar içinde kıvranmasını sağlamıştı. Peki şimdi neden eline geçirdiği büyücüye de aynı şekilde davranıp ona kanlar içinde kalana dek işkence ettikten sonra ölmesi için bir ağacın dibine bırakmamıştı. Yani bunu yapmış olsa şu an ne onu düşünmesi gerekecekti, ne de rahatını bozacağını düşünerek kendini tetikte hissedecekti. Yapacağı tek şey en başından beri hissetmekten zevk almaya başladığı o iki duyguyu hissetmek olacaktı. Kendini bir anlığına da olsa düşüncelerine o kadar çok kaptırmıştı ki vampir duyuları bir kaç saniyeliğine de olsa devre dışı kalmıştı ve kendine gelmesi sırtına batırılan ağaç dalı ile mümkün olmuştu.

Sırtında hissettiği acı nedeniyle çığlık atmaya başlamıştı ve bir an önce dalı çıkarmak için ona ulaşmaya çalışıyordu. Ama işe yaramıyordu. Hissettiği acı ne kadar büyük olursa olsun acıyı yavaşça nefrete dönüştürmeye çalışıyordu ve bunu başarıyordu da. Büyücü ağaç dalını sırtından çektikten sonra kısa süreli bir rahatlamanın ardından nefret dolu gözleriyle ona bakmaya başladı. Dudaklarına bulaşmış kanı ise fark etmesi uzun sürmemişti. Kanını içme gereğini neden duyduğunu anlayabiliyordu aslında bu yüzden pekte kafasına takmadı yine de kanını içmiş olması ona acı çektiremeyeceği anlamına gelmiyordu. Sonuçta yaraları iyileşiyor olabilirdi ama çekeceği acı da hiç bir azalma meydana gelmeyecekti üstelik burada aslı vampir olanın kendisi olduğunu düşünülürse yaraları bir süre sonra iyileşmeyi kestiğin de onu sahip olduğu yaralarıyla beraber bu koca ormanda terk edebilirdi. Büyücünün ağzından dökülen kelimeleri takmamıştı bile sadece içinde ki nefretle beraber ona neler yapabileceğini düşünüyordu. Çok geçmeden büyücü boynundan tutarak yere düşürdü ve üzerine çıktı. " Derdim ne öyle mi seni görene dek derdim yoktu aslında ayrıca nasıl davranmam dan sanane bir kere yaşamana izin verdim. asıl sen neden yaşamak isteyen her insan gibi buradan uzaklaşmadın" dedi. Büyücünün boynunu geçen her saniye daha fazla sıkmaya başlamıştı, bir kaç saniye daha sıkmaya devam etse öleceği için o da kendi gibi bir vampire dönüşecekti ama bunu istemiyordu onun gibi birinin vampir olmasına izin vermeyecekti. Elini büyücünün boğazından çektikten sonra az önce sırtına sapladığı dalı eline aldıktan sonra " Acımın tadına bakmak ister misin?" dedi ve dalı büyücünün omzuna sapladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chris Leon
Seherbaz
avatar

Terazi At
Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 25/01/11

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Paz 3 Tem. 2011 - 17:16

Sonunda kızın içindeki nefreti uyandırdığında artık vazgeçmek için çok geçti. Kız boğazından tutup yere yapıştırdığında hiç karşı koymadı. Ne de olsa ona karşı hiç şansı yoktu. "Öyle mi küçük hanım size dert mi oldum?! Acaba siz kaç masum canlıya dert oldunuz! Sen ve lanet ırkın hayatımı cehenneme çevirdiniz ve bence bu nefret etmek için gayet yeterli bir sebep!" dedi. Henüz konuşmaya devam etmek istiyordu ancak , kız onu susturmak istercesine boğazını sıkmaya başlamıştı. Hatta bir kaç saniye sonra bunun susturmak için değil öldürmek için olduğunu düşündü. Çünkü her geçen saniye daha fazla sıkıyor , nefes almasına izin vermiyordu. Bir anda kafasında şimşekler çakmaya başladı. Metabolizmasında vampir kanı dolaşırken ölürse olacakları biliyordu. Ve eğer öyle bir şey gerçekleşirse , ailesinin ve birçok arkadaşının katili bir yaratığa dönüşmektense kendini anında öldürürdü. Bu nedenle tüm kuvvetiyle ona karşı koymaya çalıştı. Neyse ki kendi kuvveti kızı pek etkilemese de kızın da onu bir vampire dönüştürmeye niyeti yoktu. Ellerini çektiğinde derin birkaç öksürükten sonra gözlerini açtı. Fakat aynı anda büyük bir acıyla eli omzuna gitti. Fakat küçük bir ah sesi çıkarsa da kahkaha atmaya başladı. Onun çektirdiği acıdan zevk almıştı.

"Demek benim de acını paylaşmamı istedin öyle mi?" dedi imalı imalı. Omzundaki dalı çıkarttıktan sonra yine ona saplamayı düşündü ancak içinde harekete geçen bir ses onu engellemişti , bu nedenle dalı kenara fırlatmayı tercih etti. Bir kaç saniye durduktan sonra onu olayların başından beri hiç incelemediğini fark etti. Son derece güzel ve çekiciydi. Ve şu an üzerinde oturması Chris'in cinsel duygularını harekete geçirmişti. Hem kalbi yerine omzuna saplayıp öldürmemeyi seçmişti. Belki de o da Chris'e karşı garip bir şeyler hissediyordu. Yavaşça doğruldu ve onun gözlerine mümkün olduğu kadar yakın mesafeden bakarak "Bak güzelim bence artık birbirimizin kanını dökmemize gerek yok. Medenice konuşarak bu sorunu halledebiliriz..." ve gülümseyerek " ama bence bu pozisyonda daha iyi anlaşırız." diyerek lafını bitirdi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Paz 3 Tem. 2011 - 18:38

İçinde büyücüye karşı hızla büyüyen nefretten ötürü şu an tek düşündüğü şey ona vereceği acı olmuştu. Bu yüzden büyük ihtimal düşüncesizce hareket edecekti zaten düşünmek ne zaman dan beri eğlenceli ve zevk getiren bir araç olmuştu ki yani doğaçlama yapılan her şeyin tadı ve verdiği tatmin duygusu bundan katlarca fazla olmalıydı. Hayatı boyunca da böyle olmuştu yani her zaman babasının önüne attığı kurbanlar yerine kendine göre bulduğu kurbanları ve onlara verdiği acı dan hep daha fazla tatmin olmuştu. Şu an olduğu gibi büyücünün sıktığı boynuna karşın onun gözlerin de her ne kadar nefreti görüyor olsa da acı çektiğini belli eden ifadesi onu mutlu etmişti ve söyledikleri boynuna yaptığı basınca rağmen hala konuşmakta ısrarlıydı. " Evet öyle ukala büyücü bana dert oldun rahatımı bozdun ve bunu karşılığını alacaksın. Hem ayrıca hayatını nasıl cehenneme çevirmiş olabilirim yani şu anlık cehenneme çevirmeye niyetli olabilirim ama öncesinden tanıdığın her vampiri diğerleriyle kıyaslamaktan vazgeç yoksa bende seni aptal seherbazlarla dolu olan ölüler listeme eklerim " dedi. Lafları bittiğinde artık elini boğazından çekmenin vakti gelmişti. Yani onu dönüştürmek yapmak isteyeceği son şey olurdu tamam belki bir büyücüye yapılabilecek en kötü şeyler listesinde ilk sıralarda vampire dönüştürme olabilirdi ama onu bir şekilde dönüştürmek istemiyordu.

Ellerini boğazından çektikten bir kaç saniye sonra omzuna az önce sırtından çıkarılan ağaç dalını saplamıştı. Ona acı çektirmeyi kafasına koymuştu ama o omzuna giren daldan sonra kahkaha atmaya başlamıştı. İşte bu kendini anlamaya çalışmasından bile daha tuhaf bir durumdu. Yani tamam her büyücü biraz zorlar ve sırf bundan dolayı aldığı tatmin duygusu artardı. Ama şu ana kadar bu büyücü gibi acıya bu şekil tepki veren biriyle karşılaşmamıştı. İmalı bakışlarıyla söylediklerine daha fazla sinir olmuştu " Acımı paylaşmanı sağlamıyorum sana da acı çektirmeye çalışıyorum bay ukala " dedi. Söylediklerin den sonra istemsizce gülmeye başlamıştı içinde ki nefretin azaldığını hissediyordu. Aslında istese şu an bile nefret yerine başka duygularıyla hareket etmeye başlayabilirdi sonuçta vampirliğin en iyi kısmı duyguları kapatma gibi bir olanağının olmasıydı. Ama şu an duygularını kapatırsa ortaya çıkan yeni duygu kafasını karıştırır derecedeydi. Çünkü içten içe fark etmese bile ondan bir şekilde hoşlanmaya başlamıştı. Gözlerindeki bir anlık değişimin ile birlikte onu incelemeye başladı. Gözüne oldukça hoş görünmüştü olmaması gereken derece de bir hoşnutluktu bu.

O bunları düşünürken büyücü birden ona yaklaşmaya başlamıştı tehlikeli sayılabilecek mesafeye geldiğin de ise konuşmaya başladı. " Medenice konuşmak mı beni öldürmeyi ilk deneyen sendin ve şu an medenice konuşmaktan mı bahsediyorsun " dedi, büyücünün gülümseyerek söylediklerinden sonraysa onu göğsüne bastırarak kendinden uzaklaştırdı ve " Hiç sanmıyorum " diyerek büyücünün üzerinden kalkarak ağacın altına oturdu. Tüm o kavgalardan ve öncesinde çimenlere uzanmasından ötürü bembeyaz elbisesinin üzeri bir renk cümbüşüne dönmüştü ve üstelik yırtılmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chris Leon
Seherbaz
avatar

Terazi At
Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 25/01/11

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Paz 3 Tem. 2011 - 21:42

Kız kendisini vampire dönüştürmediği için ona minnettardı. Bu yüzden vampirlerin saldırgan olduklarıyla ilgili tartışmayı sürdürmemeye karar verdi. Fakat sonraki söylediğini cevaplamadan edemedi. " Küçük hanım , gördüğünüz gibi pek de acı çektirebildiğiniz söylenemez. Daha çok beni eğlendirmeye çalışıyor gibisiniz. " dedi. Bunun karşılığında kızın kendisine zarar verceğini bilse de bundan gerçekten zevk aldığı için sorun olacağını düşünmüyordu. Ardından onun sonraki konuşmalarını dinledi. Resmen çocuk gibi didişiyorlardı fakat bu hoşuna gitmiyor değildi. Nefretle örülmüş yıllar boyunca vampirlerle savaşırken yaşayamadığı çok şey olmuştu. Bu nedenle ona karşı hissettiği duyguların gerçekliğini ve sonuçlarını görmek istiyordu. " Seni ilk ben öldürmeye çalışmış olabilirim ama ilk sen beni farketsen eminim sen de aynısını yapardın." Ona o kadar yakından bakıyordu ki neredeyse dudaklarına bir öpücük konduracaktı ancak kız göğsünden sertçe bastırıp engelledi. Bir an kız üzerinden kalkarken dur demek istedi ancak durmayacağından vazgeçti. Onun arkasından yerden kalktı ve yanına doğru ilerledi. Üstü başı yırtık ve lekeliyken çok daha seksi görünüyordu. Daha fazla dayanamayarak onun ellerini yerde sabitledi ve öpmeye başladı. Gerçi istesede tutamayacağını biliyordu ancak onun da normal davranmasını ve güç kullanmamasını bekliyordu . Elbisesinin arka kısmı tamamen açıktı ve elini ordan soktu. Bir yandan deli gibi okşarken bir yandan da iyice altına almış her yerini deli gibi öpüyordu. Daha da ilerlemek istiyordu ancak kızın tepkisini ölçene kadar bu seviyede kalmaya karar verdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Whistler
Vampirlerin Lideri
avatar

Akrep Yılan
Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 26/01/11
Nerden : Nocte Cruenta
Lakap : Kan emici, acımasız, zevk düşkünü

MesajKonu: Geri: Lanetli Karşılaşma   Ptsi 4 Tem. 2011 - 9:40

Büyücünün hala dalga geçermiş gibi söylediği sözler git gide daha fazla sinirini bozmaya başlamıştı. Neden neden bu büyücü de diğerleri gibi değildi ki sanki öyle olsa her şey şu an daha kolay olurdu. Kolay olmasının en önemli nedeni de acı çektirdiği her dakika ona gülen bir suratla değilde acı dolu bir yüzle karşılık vermesiydi. Ama şu an uğraştığını büyücü de bu durum mümkün değilmiş gibi görünüyordu. Yani vücuduna giren dal parçasından nasıl bir zevk alarak gülmeyi başarabiliyordu ki. Gerçi aklına bir neden geliyordu hayatı boyunca vampirleri saplantı haline getirmesinden ötürü aklını kaçırmış olabilirdi. Yani nedense şu an onun deli olduğunu düşünmek içinin rahatlamasına neden olan garip bir düşünceydi. Bir an düşünceler nedeniyle kafası dağılmış olsa da büyücünün sesiyle kendine geldi söylediklerin den ötürü ona kızması yoksa yeteneğini kaybetmeye başladığı için kendi için üzülmeli miydi bilmiyordu. Ama sonuç olarak şu an üzülmek için pekte uygun bir zaman değildi. Bu yüzden nefretle bakan gözlerini onun gözlerine dikti ve " Bana bak sen kafayı yemiş bir büyücü falan değilsin dimi yani seni eğlendirmeye çalışmıyorum sonuçta ama sen gülmek için neden arar gibisin " dedikten hemen sonra az önce dal soktuğu omzuma hızlı bir yumruk attı ama bu bile büyücünün yüz ifadesini değiştirmekte yeterli olmamıştı ne yazık ki. Hala onun üzerindeyken büyücü tekrar konuşmaya başlamıştı o kadar sinir bozucu konuşmaların ardından hala onun üzerinde olması onu tahrik etmiş olmalıydı ki artık anlaşmaya çalışıyor gibiydi. O ise bir anlığına bile ondan etkilenmiş bile olsa bunun mümkün olmayacağını ifade eden kelimelerle büyücünün üzerinden kalkarak uzaklaşmayı seçmişti. Çünkü biraz daha üzerinde kalmayı sürdürürse birbirlerine bu kadar yakınken mutlaka bir şekilde öpüşmeye başlayacaklarını biliyordu. Yine de kalkmada hemen önce ona cevap vermeye karar vermişti " Hakkım da teoriler kurmaktan vazgeç artık ukala çünkü seni fark etmiş olsam bile bugünü geçirmeye karar verdiğim şekliyle düşünürken sana hiç bir şey yapmazdım " dedi.

Oturmaya karar verdiği yer büyücüden sadece bir kaç adım uzaktaydı ve o sırf büyücüyü kafaya takmamak için aklını kıyafetine kaydırmıştı. Üzerindeki elbise en sevdiği kıyafetlerinden biriydi eğer evden ormana gelmek gibi bir fikirle çıkmış olsaydı bu kıyafeti asla giymezdi. Ama ormana vardığında artık çok geç olmuştu ve zaten göl kenarında uzandığında üstü kirlenmişti ve sonrasında olanlar üzerinde o kadar fazla leke oluşmuştu ki bembeyaz elbisesi rengarenk bir hal almıştı. O kafayı elbisesine takmış bir şekilde düşünürken büyücü ona doğru adımlar atmaya başlamıştı. Hala gitmeye niyeti yok gibiydi. Kafasını kaldırıp ona baktığı anda ise büyücü bir anda ellerini yere bastırarak onu öpmeye başlamıştı. İlk önce bu öpücük ona bir şok yaşatsa da büyücünün onu okşamaya başlamasıyla bir an da öpücüğe karşılık vermeye başladı. Saniyelerin sonunda büyücünün altındayken öpücüğü daha ateşli bir hal almaya başladığı an da onu üzerinden attı. Aslında hala öpmek istiyordu onu ama henüz adını bile bilmediği, onu öldürmeye çalışan bir büyücü ile bunu yapmak ne kadar mantıklıydı ki. Elbisesinin açılan kısımlarını kapatmaya çalışırken " Sen gerçekten aklını kaçırmışsın önce benden nefret ettiğini söylüyorsun sonra hakkımda garip fikirler oluşturuyorsun ve bunların sonunda adımı bilmeden beni öpmeye başlıyorsun. Senin derdin ne " dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lanetli Karşılaşma
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Karşılıksız verilen başarı
» Lanetli bir anlaşma.
» GNOSİS

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: BÜYÜLÜ KÖYLER :: Vampir Yerleşim Alanları :: Karanlık Orman-
Buraya geçin: