AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Dalgınlık...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Dalgınlık...   C.tesi 25 Haz. 2011 - 14:37

Dean güneş ışınlarının gözlerine vurmasıyla oldukça rahatsız olmuş bir şekilde yatağında kısa süre sağa sola döndükten sonra bunun bir işe yaramayacağını anlayarak isteksizce gözlerini açtı. Sabah olmuştu… Bu gün yataktan kalkmak istemiyordu. Yorucu geçen derslere girmek ve bunun yanında isabel’in yüzünü görmek falan da istemiyordu. Yeni yeni uyanmakta olan arkadaşlarına kısa süre baktıktan sonra başına dikilip ''Hadi uyan uykucu kalk artık '' diyerek dean’a yastık atan yakın arkadaşı zeger’a ters ters baktıktan sonra ''Git başımdan zeger bu gün senle uğraşabilecek kadar kendimi iyi hissetmiyorum ''diyerek yastığı zeger’a geri fırlattı. Bunu yaparken gücünü orantısız kullanmış olacaktı ki zeger yastığı yakalamasına yakalamıştı ama yastığın ona çarpmasıyla birkaç adım geri sendelemişti. Fakat bunu pekte umursamış gibi görünmüyordu. Dean isteksizce yastığı kafasının üzerine koydu. Etraftaki koşuşturmacalardan rahatsız olmuştu. Onların sesini duymak istemiyordu ama vampir kulakları sağ olsun küçük bir fısıltıyı bile ona oldukça net bir şekilde iletiyordu. Bu kadar iyi duyabildiği için kendine ve kulaklarına kısa süre sövdükten sonra zeger’ın yastığı kafasından zorla çekip almasıyla öfkeli bir şekilde ona baktı. Zeger dean’ın ona asla zarar vermeyeceğini düşündüğünden olsa gerek oldukça rahat davranıyordu. Dean sinirle ''Sana git başımdan dedim'' diyerek zeger’a baktı. Zeger’sa her zamanki aldırmazlığıyla ''Hey dostum neyin var senin? '' diye sormuştu. Zeger’ın bu kadar meraklı olması bazen dean’ı boğuyordu. Yastığını zeger’ın elinden çekip aldıktan sonra '' yok bir şeyim sadece biraz yorgunum hepsi bu ayrıca sen benle uğraşacağına gidip hazırlansana derse geç kalacaksın'' dedi. Zeger şaşkın ama bir o kadar meraklı gözlerle ''sen derse girmeyecek misin? '' diye sormuştu. Bazen gerçekten çok gereksiz şeyler soruyordu. Üzerindeki örtüyü kafasına çekmek için hazırlanırken ''Hayır bu gün derslere girmeyeceğim dedim ya yorgunum kendimi iyi hissetmiyorum. Bu kafayla derslere girsem bile bir şey anlamam nasılsa dinlendikten sonra senden ders notlarını alır çalışırım. ''diyerek örtüyü kafasına çekmişti. Zeger her ne kadar dean’ın başından gitmemeye kararlı tavırlar takınsa da dean’ın son sözlerinden sonra derse geç kalmamak için dean’ın yanından ayrılarak hazırlanmaya başlamıştı. Zeger’ın kokusu git gide uzaklaştığında dean derin bir nefes aldı. Aslında vampirlerin yorgun olduğu pek görülmüş bir şey değildi. Onlar kolay kolay yorulmazdı. Fakat dean’da zaten beden olarak değil ruh olarak yorgundu. Stacy’le yaşadığı son olaylar hala aklından çıkmıyordu. Vampirler neden bu kadar geniş bir hafızaya sahiptiler ki? Ne olurdu en azından kötü şeyleri unutabilselerdi. O günden sonra neredeyse hiç tartışmamışlardı ama yine de aklına o geceki görüntüler sürekli gelip duruyordu. Onu seviyordu buna şüphe yoktu. Onsuz bir hayat düşünemiyordu. O yanında yokken mutlu olamıyordu. Ama yine de tüm bunlara rağmen o akşamı unutamıyordu.

Konu sadece bu da değildi. En yakın arkadaşı scarlett’la uzun süredir görüşememişlerdi. Ve son hali hiç iyi değildi. Nasıl olduğunu merak ediyor olsa da kendi sorunlarından vakit bulup ta bir türlü onunla konuşamamıştı. Elan olayıysa hala tam olarak kapanmış değildi. O günden sonra onunla pek konuşmasalar da hala arkadaştılar ama bunu stacy’nin nasıl karşılayacağını bilmediği için henüz ona söyleyememişti. Ama en yakın zamanda söyleyecekti kararlıydı. Aklına yine o gece gelmişti. Elan’ın itirafı ve stacy’nin kütüphaneye dalışı ve ardından olanlar… Gözlerini sımsıkı kapadı. Olanları unutmak istiyordu. Bir daha hatırlamamak ama bir türlü başaramıyordu. Zeger’ın ona seslenmesiyle gözlerini araladı. Derse gitmek için odadan ayrılmak üzere olduğunu haber veriyordu. İsteksizce yarım ağızla ''iyi dersler ''dedi. Gözlerini tekrar kapatıp uzun süre uyumaya çalıştı. Bir süre sonra bunun bir işe yaramayacağını anlayarak uyumaya çabalamaktan vazgeçti. İsteksizce yatağından kalktı. Odada kimse kalmamıştı. Bu iyiydi. Onun başında ötüp onu rahatsız edebilecek gereksiz kişiler yoktu. Buna pek belli etmese de sevinmişti. Yapabileceği iki şey vardı. Tüm gün yatakta dönüp durarak düşüncelerinde boğulup sıkıntıdan patlayabilirdi ya da giyinip çıkar biraz dolaşır bir şeylerle uğraşır ve kafasını dağıtırdı. Yatağından kalkarak dolabına yöneldi kesinlikle düşüncelerinde boğulmayı düşünmüyordu. Beyaz gömleğini ve mavi kotunu giyerek kendini odanın dışına attı. Okulda uzun süre nereye gideceğini bilmeden dolaştıktan sonra göl kenarına gitti. Fakat dersten kaytaran birkaç miniğin etrafta koşuşturduğunu görünce daha sakin kafa dinleyebileceği bir yere gitmenin daha iyi olacağını düşünerek okula geri döndü. Düşüncelerinin götürdüğü yere değil ayaklarının götürdüğü yere gidiyordu. Bir süre okulun içinde dönüp durduktan sonra sonunda ayakları durmayı başarmıştı. Düşüncelerinden kurtulmayı başarıp etrafa baktığında kendini ihtiyaç odasının kapısında buldu. Buna kısa süre şaşırsa da bu uzun sürmemişti. Aslında şöyle düşününce şuan için ihtiyaç odası belki de en çok ihtiyacı olan şeydi. Biraz büyü çalışır kafa dağıtırdı. İhtiyacınız olan şeyleri bilir ve buna karşılık verirdi bu oda bu yüzden adı ihtiyaç odasıydı. Derin bir nefes alarak içeri girdi. Tahmin ettiği gibi kimse yoktu. Odada kısa süre dolaştıktan sonra asasını çıkardı. Oda çok kısa bir zaman dilimi içinde değişmişti. Ellerinde asalarla birlikte kuklalar ortaya çıkmıştı. Gözüne kestirdiği bir kuklaya kısa süre baktıktan sonra derin bir nefes alarak dikkatini toparladı ''bambarda maxima '' diyerek aklına gelen ilk büyüyü savurdu. Ama bir şey olmamıştı. Düşünceleri konsantre olmasına izin vermiyordu. Kısa süre beynini boşaltmaya çabaladıktan sonra tekrar denemeye karar verdi. Asasını kuklaya doğrultarak ''bombarda maxima '' diye bağırdı. Bu sefer büyüsü işe yaramıştı.

Not: Gelecek var


En son Dean Alone tarafından C.tesi 25 Haz. 2011 - 18:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   C.tesi 25 Haz. 2011 - 16:44

Dersten çıkalı oldukça uzun bir zaman olmuştu yatağına uzanmıştı ve yaptığı tek şey camdan dışarıyı izlemekti. Tüm bunların yanında kafasını dolduran düşüncelere istemsizce de olsa kendini teslim etti. Düşünmek istemiyordu aslın da ama düşünceler onu eskisi kadar rahatsız etmiyordu artık. Düşüncelerden öte bir süre sonra gözlerinin önüne en son yaşadığı kareler gelmişti. Yaşadıkları Hogwarts'a okuyan kaç öğrencinin başına gelebilirdi ki özellikle de köken bir vampir tarafından eş seçilmek. İşte bu kesinlikle başka birinin başına gelecek bir şey değildi. Peki o neden seçilmişti onu özel yapan şey neydi. Kenny'nin gerçekten aklından neler geçtiğini bilmek istiyordu. Ama pek fazla da merak etmesi gerekmiyordu aslında sonuçta eline geçen en son mektupla onlara özel bir parti vereceğini söylemişti annesi. Kim bilir parti için evde ne hazırlıklar dönüyordu daha şimdiden başlamış olduklarına emindi. Annesini gösteriş merakını ve malikanelerinde sürekli verilen partilerden dolayı onun nasıl davranacağını çok iyi biliyordu. En azından bu sefer ona bulacağı eş konusunda aralarında hiçbir tartışma yaşanmayacaktı çünkü zaten parti kavalyesi belliydi ve artık bu durumdan rahatsız bile olmaması ya değiştiğinin ya da var olan aklını yitirdiğinin bir göstergesiydi. Aklı bir kenara kendi içinde değiştiğini biliyordu artık. Eskisi gibi ağlamanın ve sulu gözlülüğünün ona verdiği tek şey daha fazla üzülmesini sağlamasıydı, hepsi bu. Tüm o ağladığı, üzüldüğü, kırıldığı anlarda yüzü gülen tek kişi onu bu hale getirenler olmuştu. Ama artık her şeyi bir kenara bırakmıştı belki de yeniden doğmuştu kim bilir şu an hiç bir şeyi umursamıyordu biri canını yaksa acıyı hissettiğini bile göstermeyecekti. Canını yakanı ise kesinlikle affetmeyecek ve onu çığlıklar attırana kadar canını acıtmaya devam edecekti. Belki de bedenin de açtığı kocaman bir yaraya ısrarla tuz dökmeye devam edebilirdi. İçindeki sevecen cici kız artık asla var olmayacak bir biçimde ortadan kaybolmuştu. O cici kızı görebilecek ise sadece tek bir kişi vardı Dean. Bu zamana kadar hayatında gerçekten var olmaya değer tek kişi en yakın arkadaşı Dean onun dışında herkes ise artık göz zevkini bozan yaratıklardan ibaretti. Tüm bu düşünceler ve karelerle uğraşırken kulağına gelen baykuş sesi ile yatağından doğruldu. Bir kaç saniye sonra ise annesinin baykuşu camdan içeriye gelmiş ve masasına bir paket bıraktıktan sonra geldiği hızla gitmişti. Yatağından kalkıp masasına ilerledi ve sandalyeyi çekip oturduktan sonra bacaklarını kaldırarak masasını üzerine uzattı. Bir süre manasız bir şekilde gelen pakete göz attı. Acaba ailesi bu sefer ona ne tür bir şey göndermişti. Sıkkın olmasına rağmen bir şeyi itiraf etmeliydi o da hediyelerden rahatsız olmadığıydı. Rahatsız olmamakla birlikte hoşuna bile gidiyordu aslında. Özellikle de geçen sefer annesini ona yolladığı elbise gerçekten çok güzeldi ve ona da çok yakışmıştı. Giderek şımarmaya bile başladığını söylenebilirdi yine de durum bundan biraz daha karmaşıktı. Çünkü şu an ona gösterilen sevgi uzun zamandır isteyip de ulaşamadığı türden bir duyguydu. Sonuçta her çocuk ailesi tarafından sevilmek istenirdi Scarlett da tüm kalbiyle bunu istemişti ama Kenny ortaya çıkana kadar bu sevgi den her daim mahrum bırakılmıştı, varsa yoksa Stacy anne ve babasını sahibi onların biricik kızları ikizi. Ama şimdi durum farklıydı ve bu durumdan kesinlikle rahatsızlık duyan birini çok iyi tanıyordu. Hoşuna gittiğini gösteren tavırlar sergilese de durumun karmaşıklığı aynı derece bu duygudan rahatsız olmasını sağlayan garip duyguydu. Geç gelen sevgi ne kadar değerli olabilirdi üstelik bir nedene bağlıysa, kesinlikle değersizdi. Artık paketini açmanın zamanı geldiğini düşündüğünde paketi kucağına alarak dışını saran kartonu yırtmaya başladı. Gözüne ilk çarpan şey zarf olmuştu zarfı açtıktan sonra okumaya başladı.
Zarfta;
"Sevgili kızımız Scarlett umarım hediyemizi beğenirsin. Aslında sadece bizim hediyemiz de değil paketi açtığında fark edeceksin ki Bay Kenny'in de sana özel bir armağanı var. Özellikle partide onu takmanı rica etti.
Seni Seven Ailen"

Seni seven ailen ne kadar yapmacık bir o kadar da gereksiz kelimeler dizilimiydi. Üstelik okudukların da sevgiden çok gördüğü tek şey çıkar ilişkisine dayalı bir kaç kelimeden ibaretti. Sanki herhangi uzaktan bir akrabalarına sadece öyle olması gerektiğinden ötürü yollanmış bir hediyeyle samimiyetsiz bir kaç kelime. Zarfı bir güzel elleriyle parçaladıktan sonra hediyelerine bakmaya başladı. Üzerinde Kenny yazan küçük kuruyu eline aldı önce kutu açtığında içinden kırmızı ve siyah elmaslar dizili bir kolye çıkmıştı. Tam ortasında ise büyük siyah renkli kalp bir elmas vardı. Hiç düşünmeden onu boynuna taktı ve hemen ardından aynanın karşısına geçti. Kolye gerçekten çok güzel ve göz kamaştırıcı görünüyordu. Büyük paketin içinden ise siyah bir elbise çıkmıştı annesi bu kolyeyi görmüş olmalıydı ki ona uyan bu elbiseyi yollamayı uygun görmüştü. Üzerindekileri çıkartıktan sonra elbiseyi üzerine geçirdi. Annesi burada olsa ona neler derdi kim bilir. Farkında bile olmadan aslında odasından çıkmak için hazırlanmıştı. Ama bu kıyafet bu kolye bahçede turlamaya pekte el verişli değildi. Aslında partiyi düşündükçe aklına Dean gelmiyor değildi başta o partiye onun yanında geleceğini düşünmüştü ama artık Stacy'nin kavalyesi olmak zorundaydı tabi annesi izin verirse. Dean'in Stacy'nin başka biriyle partiye katılma düşüncesine tahammül edemeyeceğini biliyordu. Üstelik daha önemlisi onunla konuşmayı çok özlemişti. Hayatını bir şekilde değiştirip düzene soksa da ona ihtiyacı vardı işte kimseye olmadığı kadar. ama odasından çıkmadan öncesi yapması gereken küçük bir vardı o da gizli dolaplarında bulunan kanlardan biraz içmek. Üzerine dökmemeye gayret ederek bir paket kanı bitirmişti ve artık odasından ayrılmak için hazırdı.

Odasından ayrıldığında hızlı adımlarla ilerlemeye başlamıştı yanından geçen küçük büyük her öğrenci ise ona dikkatli bir şekilde bakıyordu. Nasıl bakmasınlardı ki şu an sarayından kaçmış bir prensese benziyor olmalıydı. Ama bunu düşünerek rahatlamaya çalışsa da bakışlar giderek daha fazla rahatsızlık vermeye başladı özellikle yaşıtı ve ondan büyük olan erkek öğrencilerin. Gideceği bir yer düşünmeye başlamıştı ki kurduğu bir cümle aklına geldiğinde adımlarını ihtiyaç odasına doğru atmaya başladı. Şuan tek ihtiyacı Dean olsa da ikizi ile aralarına girmek istemediğinden ihtiyacı olabilecek başka bir aramak ve belki bulabilecek olmanın içinde yarattığı umutla ihtiyaç odasına varmıştı. Vardığında burnuna gelen koku yüzünde bir tebessüme neden olmuştu. Dean tam karşısında duruyordu hızla onun yanına ilerleyip " Dean" dedikten sonra yanağından öptü. Geldiğini fark etmemiş olmalıydı ki yüzünde şaşkın bir ifade vardı.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 26 Haz. 2011 - 16:28

Dean büyüyü yapmayı başarmıştı başarmasına ama düşüncelerinden hala tam olarak kurtulabildiği söylenemezdi. Kafasında milyonlarca soru vardı ve dean bunları görmezden gelme konusunda oldukça zorlanıyordu. Büyünün etkisiyle paramparça olan kuklaya baktı kısa süre… Normalde büyü çalışmak dean’ı rahatlatırdı. Kafasındaki düşüncelerden uzaklaşmasını sağlardı ama bu gün için aynı şeyi söylemek gerçekten zordu. Büyü yapmak bu sefer düşüncelerinden uzaklaşmasını sağlamıyordu. Oysa eskiden ne kolay yapardı bunu… İstemediği hiçbir şeyi düşünmezdi. Düşüncelerinden istediği dakika kurtulur zihnini tamamıyla boşalttıktan sonra birazcık büyü çalışmasıyla kendine gelir ve eski dean olarak yaşamına kaldığı yerden devam ederdi. Peki şimdi neden bu kadar zordu? Ne değişmişti hayatında? Sadece arada sırada mantığıyla değil de duygularıyla hareket ediyordu hepsi buydu. Ara sıra da olsa vücudunu duygularının kontrol etmesine izin vermek hayatını bu kadar değiştirebilir miydi gerçekten… Stacy’le yaşadıklarını şöyle bir düşününce değiştirebileceğini görmüştü. İnsan neden aşık olduğunda da eskisi gibi olamıyordu? Neden bu kadar değişiyordu? Bu değişimi onlar istiyor muydu? Peki dean… O gerçekten değişmek istiyor muydu? Kendini ve duygularını kontrol eden biri olmak yerine duygularına yenik düşebilen maria teyzesinin gözünden bakarsak güçsüz ve aciz birine dönüşmeyi gerçekten istiyor muydu? Maria teyzesine göre duygularına yenik düşmek , aşk adı verilen saçmalığa teslim olmak ve vicdan denen şeye sahip olmak acizlikten ve güçsüzlükten başka bir şey değildi. Onların ailesinde bu tür zayıflıklara yer yoktu. Hiçbir zaman olmamıştı. Aşk yerine çıkar ilişkisi arkadaşlık dostluk yerine yandaşlık ve güç kazanmak için harcanabilecek piyonlar vardı. Kimseye değer vermezlerdi. Dostumuz dedikleri kişiler aslında amaçlarına ulaşmak için yanlarında tuttukları ve işleri bitince kaldırıp çöpe attıkları hatta eğlence için öldürdükleri zavallı aptallardan başka bir şey değillerdi. Maria teyzesi ve diğer uzaktan akrabaları böyleydiler… Dean’la İsabel’i de bu doğrultu da yetiştirmişlerdi. Daha doğrusu yetiştirmeye çabalamışlardı.

İsabel tam onların istediği gibi bir aile ferdi olmuştu fakat dean hiçbir zaman tam olarak onlar gibi olmamıştı. Sadece onların istediği biriymiş gibi davranmıştı. Şöyle bir düşününce aslında onların istediği gibi olmak belki de en iyisi olurdu İsabel’i gözünü kırpmadan öldürebilirdi böylelikle… Ama kimi kandırıyordu dean hiçbir zaman o kadar vicdansız olamazdı. Asla tam olarak onların istediği gibi biri olmamıştı ve olmayacaktı. Scarlett’a yani en yakın arkadaşına onun için ölebilecek kadar değer vermesi, stacy’e aşık olması ve İsabel’i tüm yaptıklarına rağmen hala öldürmemiş olması da bunun büyük bir göstergesiydi. Dean tüm bu düşüncelerinden birinin onu öpmesiyle kurtulup kendine geldi. Bir anda öpülmüş olmanın verdiği şaşkınlıkla karşısındaki kişiye baktı. Scarlett’ı gördüğünde gözlerindeki şaşkınlık yerini onu görmüş olmanın verdiği sevince bırakmıştı. Yüzündeki tepkisizlikse çoktan yok olmuştu. Küçük soğuk bir gülümseme belirmişti yüzünde çoğu kişiye göre bu gülümsemesi soğuk görünse de aslında oldukça sıcak ve içten bir gülümsemeydi onunki… Ses tonunu ayarladıktan sonra dilendirici ses tonuyla her zamanki sıcak gülümsemesi ve hafif ukala tavrıyla ''Scarlett…'' dedi. Kısa süre ona baktıktan sonra ''Seni gördüğüme sevindim de bu kıyafet ne? Hayırdır gece 12 falan oldu da saraydaki balodan falan mı kaçtın? kötü kalpli üvey annene ve kıskanç kötü kız kardeşlerine yakalanmamak için eve koşuyordun ve yolunu kaybedip ihtiyaç odasına daldın belki uçan süpürge falan bulurumda en hızlısından eve onunla giderim diye dimi '' dedikten sonra gülerek '' Camdan ayakkabıların nerde? Hangi çağda yaşıyoruz canım camdan ayakkabımı olur diyerek bu ayakkabıları giydiysen söylemek zorundayım ki sadece ayakkabının hangi ayağa uyduğuna bakarak aşık olduğu kızı tanıyan aptal prensin seni asla bulamayacak çünkü o kadar aptal ki eline geçen ayakkabının senin olup olmadığını çıkaramayacak ve mutlu son denen şey hiç gerçekleşmeyecek '' dedi. Gülerek sonra yüzündeki gülümseme bir anda yok olmuştu ve oldukça ciddi ve bir o kadar dalgın bir şekilde ''Ama üzülme… Gerçek hayatta mutlu son diye bir şey asla yoktur zaten…'' diye mırıldandı hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken… Sonra duygularıyla hareket ettiğini fark ederek mantığını yine ön plana çıkarmayı başararak o soğuk gülümsemesiyle ve dinlendirici ses tonuyla ''Yani ne yazık ki benimle yetinmek zorundasın… Prens falan olmasam da soylu bir aileden geliyorum. İdare edeceksin artık bu huysuz yakın arkadaşınla yaşlanmak yakışıklı bir prensle yaşlanmak kadar harika olmaz tabi ama şöyle düşün en azından eğlenceli biriyim yani canın hiç sıkılmayacak ve ikimizin de vampir olduğunu düşünürsek asla 20’li yaşlarından daha büyük göstermeyen iki çatlak olarak sonsuza dek yaşayacağız '' dedi gülerek… Daha sonra gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek '' Şaka bir yana oldukça güzel olmuşsun ama sence de okulda giymek için fazla parti havasında bir elbise değil mi? '' dedikten sonra gülümseyerek ''E anlat bakalım leydim nasılsın? Neler yapıyorsun? Ve bu elbise nerden çıktı? Hiç senin tarzın değil de…'' dedi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 26 Haz. 2011 - 18:32

Dean'in yüzünde hala öpülmenin yarattığı şok olsa da kısa süre sonra bu yüz ifadesi yerini her zamanki haline bırakmıştı. Bu ifade belki de Scarlett'ın onun yüzünde görmeyi en çok sevdiği ifadelerden biriydi. Böyle zamanlarda bir şekilde onun mutlu olduğunu hisseder ve bu durum onun da mutlu olmasını sağlardı. Bazen Dean'in bunu nasıl başarabildiğine anlam verememiş olsa da onun yanında utlu oluyordu. Üstelik eski hali sahip olduğu üzüntü ve bunu yanında takındığı sulu gözlü tavırlarıyla mutluluğa gerçekten muhtaç bir kişilikti. Ama artık durum her zamanki gibi değildi ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Buna başta kendisi izin vermeyecek ve ona engel olmayı aklının ucundan bile geçirebilecek biri karşısına çıkarsa onu bir saniye bile düşünmeden ortadan kaldıracaktı. Nasıl yapacağını bile umursamadan onun canını almak zorunda olsa bile bunu yapacaktı. Dean ona tatlı görünen gülümsemesine karşılık yüzünde her zamankinden farklı bir tebessüm belirmişti Scarlett 'ın gülümse mutlu olduğunu gösteriyordu ama altında derin bir karanlığın barındığı da hissettirmiyor değildi. Üstelik her hangi biri bunu anlayamayacak olsa da Dean içi bunu anlamak oldukça kolaydı. Ama bu yeni halini ondan saklamak gibi bir niyeti yoktu. Tamam içindeki cici kızı görebilecek yegane kişi Dean olabilirdi ama yine de bu gerçek kişiliğini ondan saklayacağı anlamına gelmiyordu. İçinde uzun bir uykudan uyanmış karanlık tarafını böyle söylemek belki kulağa korkutucu geliyordu. Hatta belki de asla bulaşılmaması gereken bir tip başkaları ne düşünürse düşünsün bu halinden zarar görmeyecek tek kişi yine oydu yani onun endişelenmesini gerektiren hiç bir şey yoktu ortada. Üstelik Scarlett'ın gerçekten mutlu olmasını isteyen tek kişinin Dean olduğunu var sayarsak ve bu halinden dolayı oldukça mutlu olan Scarlett'a engel olmak gibi bir düşünceye sahip olması mümkün değildi.

Çok kısa bir süre sonra Dean konuşmaya başlamıştı sergilediği tavır ve söylediği sözler ondaki değişikliği fark etmediğini gösteriyor olmalıydı. Buna başta şaşırmış olsa da sonrasında kendini ihtiyaç odasına attığına göre gerçekten kafası fazla dolu diye düşündü. Ee kafası doluyken de onu anlaması pekte kolay değildi üstelik ondaki bu değişikliği şu an anlamasına cidden hiç bir insanın ya da onu tanıyan her hangi birinin anlamasına imkan yoktu. Dean kafası dolu olmasa çoktan anlardı ama derdi olduğu o söylemese bile bir şekilde hissediliyordu. Yine de en azından derdini şu an sormak pekte akıllıca gelmeişti ona üstelik Dean in söylediklerinden sonra ona ayak uydurmak daha iyi bir fikir gibi gelmişti. Sözlerinde ki komiklik ve altında yatanlara ister istemez gülmeye başlamıştı. Bir süre sonra " Dean altıncı hissine gerçekten hayranım nereden anladın yani şu an gerçekten bir uçan süpürgeye ihtiyacım var üvey annemi kızdırmamalıyım ve tabi ki ablamı sonra başıma neler gelir düşünmek bile istemiyorum süpürge bulmama yarım edersin dimi. Camdan ayakkabılarımı ise hiç sorma üvey ablam ayakkabılarımı çaldı pis hırsız yani prens beni aramak istese de zaten bulamayacak " dedi. Konuşmasının son kısmından son iç çekip üzülmüş taklidi yapsa da sonrasında kahkahalar eşliğin de gülmeye başlamıştı. Gülmesi Dean'in dalgın tavırlarını görene dek sürmüştü sonrasında ise Dean'in mırıldanışlarını dinledi. İşte bu onun gerçekten kafasının dolu olduğunu gösteriyordu ve şimdi her zamanın aksine teselli edilmesi gereken kişi oydu. Scarlett tüm bu saçma konuşmalar bittiğin de onu teselli edecek bir kaç şey mutlaka düşünecekti ama şimdilik Dean hala kül kedisi masalına devam etmekte kararlı gibiydi. Soğuk gülümsemesi ve dinlendirici ses tonu devreye girdiğinde yeni den kendini onu dinlerken buldu. Kelimelerin bitiminde Dean'e yaklaştı ve ona sıkıca sarılarak "Ben hiç bir zaman bu duruma yetinme gözüyle bakmam Dean üstelik hayatımda senin gibi biri varken yakışıklı bir prense kimin ihtiyacı olur ki biz iki arkadaş takılırız beraber" dedi. Ama sonra birden Stacy'nin aklına gelmesiyle ona sarılmayı bırakıp " Ne yazık ki bir ayrıntıyı atlıyoruz yani ben bundan sonra senle takılmak istesem de tam olarak senle takılamam ki yani bundan nadir zamanlar dışında üçlü takılmak zorundayız sen ben ve Stacy" dedi. Bir anda durgunlaşmış olsa da sonradan gülmeye başlamıştı. Stacy artık umurunda bile değildi üstelik şu an onu sinir edemez konumda olduğundan artık onun varlığından rahatsızlık duyması gerekmiyordu. Tam tersi artık Stacy ikizinden rahatsızlık duyacaktı ve bu duygu gerçekten hoşuna gitmişti. Şöyle bir düşününce aslında ikizine teşekkür etmesi gerektiğini hissetmiyor değildi çünkü bu değişimin de herkesin bir payı vardı ama en çok pay tartışmasız ikizine aitti. Yani ayrıntıları tam olarak hatırlamasa da değişimi ateşleyen şey Stacy'nin yaptıklarına karşılık ona benzer bir şekilde karşılık verdikten sonra bun durumdan duyduğu hazdı ve bu haz işte her şeyi fitilleyen asıl şey olmuştu.

O kafasının içinde bin bir türlü dönen akıl oyunlarıyla uğraşırken Dean'le göz göze geldiklerinde artık onun şakayı bırakma vaktinin geldiğini anladı. Zaten söyledikleri de bunu gösteriyordu. Sözlerini ardından " Biraz değişiklik yapmaya karar verdim diyelim Dean ayrıca teşekkür ederim beğenmiş olman hoşuma gitti. Okuldakileri ise kim takar gerçi koridor boyunca bir kaç kişiyi pataklasam mı diye düşünmedim değil ama her neyse " dedi. Dean tekrar soruları sıralamayı bitirdiğin de " Oldukça iyiyim lordum asıl sizi sormayı fazla dalgın görünüyorsunuz. Kıyafetime gelince annemin hediyesi boynumdaki lordumun hediyesi kolyeye yakışacağını düşündüğünden ötürü kolyeyi paketlerken bana bu elbiseyi de yollamış " dedi.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 26 Haz. 2011 - 21:46

Dean scarlett’ın ona sarılmasıyla hafif bir gülümsemeyle oda ona sarıldı. Onu ve onunla konuşmayı ne kadar özlediğini şuan daha iyi anlıyordu. Gerçekten konuşabildiği tek kişiydi scarlet… Yada konuşamadığı…. Genel olarak onun yanındayken hep hissettiğinin tam tersi gibi davranmak zorunda kalsa da ve genel olarak yaşadıklarını, başına gelen olayları onunla paylaşmak yerine daha çok onun başına gelen olayları dinleyip onu teselli etse de sadece onun yanında olmak ve onun gülümsediğini görmek bile dean’ı düşüncelerinden kurtarmaya ve gülümsetmeye yetiyordu. Nedenini bilmiyordu ama scarlett’ın varlığını hissetmek onun dean’ın yanında olduğunu bilmek bile ona iyi geliyordu. Dean bu ardı arkası kesilmeyen felaketlerden yorulup artık bu sorunların içinde boğulmaya başladığında ve artık nefes alamadığını hissettiğinde onun yanına giderdi. Scarlett dean’ın başına gelen şeylerden boğulduğunda ve nefes alamadığını hissettiğinde yanında nefes alabildiği ve oluşabilecek yeni felaketlere karşı var olan gücünü yeniden toparlayabildiği tek kişiydi. Nedenini bilmiyordu ama öyleydi işte… Onun yanındayken tüm sorunlarını unutuyordu ve belki de hiç olmadığı kadar çok gülüyordu ve scarlett’ı gülümsetiyordu. Scarlett’ta bir tek dean’ın yanında gülümsüyordu. Birbirlerine iyi geliyorlardı hemde hiç anlaşılamayacak bir şekilde… Belki de ikisinin de başında neredeyse aynı sorun olduğu için böyleydi. Birbirlerini anlıyorlardı bir bakışla bile… Aklındaki tüm düşünceler kısa süreliğine kaybolmuştu şuan sadece scarlett’ı ne kadar özlediği gerçeği ön plandaydı. Gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek gülümsedi. Bunu özlemişti. Beynindeki tüm seslerin susmasını ve scarlett’layken anlamsızca gelen huzuru… Scarlett’ın ona sarılmayı bırakması ve ardından söylediği kelimeyle yüzündeki gülümseme bir anda yok olmuştu ve kısa süreliğine rafa kalkan düşünceleri de yavaş yavaş yeniden belirmeye başlamıştı. Zoraki bi şekilde gülümseyerek '' Kim bilir belki sadece ikimiz gezeriz sürekli…'' diye mırıldandı. İçinden ''yada sadece ikiniz gezersiniz…'' diye geçirdi. Son olayı hatırlayarak…

Stacy’nin dean’ı öldürme ihtimalini de göz önünde bulundurmalıydı sonuçta daha önce yapmıştı. Dean’ı öldürmeye kalkmıştı ve son anda fikrini değiştirmeseydi stacy başarmış olacaktı. Dean şuan ölmüş olacaktı. Scarlett’ın ilk sözlerinden sonra istemsizce gülümsedi. Üzerindeki kıyafet göz önünde bulundurulunca bu gayet normaldi. Her erkek tekrar tekrar dönüp scarlett’a bakmıştı muhtemelen… Ve scarlett rahatsız olmakta gerçekten haklıydı. Scarlett’ın son sözlerinden sonra yüzündeki gülümseme bir daha asla ortaya çıkmamak üzere kaybolmuştu. Geç olmuştu fakat scarlett’taki değişikliği fark etmişti. Ailesinden ve vampirlerin liderinden bahsederken o kadar rahat davranmıştı ki… Bir an karşısındaki kişinin gerçek scarlett olup olmadığı konusunda tereddüt etmişti. Vampir olmasa asla emin olmazdı ama emindi karşısındaki yıllardır tanıdığı arkadaşı scarlett’tı. Dean kısa süre sessiz kaldıktan sonra ''Ya düşündüğümden daha erken bunadım ve kulaklarım iyi duymamaya başladı ya da çok önemli bir şey kaçırdım. Arkadaşımın değişimini ve bunun nedenini mesela '' dedi kısa süre sessiz kaldıktan sonra ''Değişmişsin... '' dedi. Daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini yere devirerek ''Kabul etmek oldukça zor ama gerçekten değişmişsin… Kendi sorunlarımla o kadar meşguldüm ki bunu göremedim. Aslında… Aslında o gece değişmiştin diğmi? '' dedi. Scarlett’ın gözlerinin içine bakarak ''stacy’le kavga ettiğimiz akşam… Onun nasıl desem garipleştiği gece sen yanıma geldiğinde o gece sen aslında benim tanıdığım scarlett olmaktan o kadar uzaktın ki ama ben fark edemedim. ''dedi. Şaşkındı. Yıllardır fazlasıyla iyi tanıdığı ve her hareketini bildiği arkadaşını artık tanıyamamaktan korkuyordu. Onun yanındayken hala aynı şeyleri hissediyordu ama anlamsızca gelen huzur kendini büyük bir boşluğa ve aynı zamanda huzursuzluğa bırakmıştı artık… Gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek ''söyler misin neyi kaçırdım? Hangi olayı atladım da benim yıllardır tanıdığım arkadaşım bir anda değişti? Benim haberim yokken ne gibi bir olay oldu da ben en yakın arkadaşımı tanıyamaz hale geldim?'' diye sordu. Derin bir nefes alarak zoraki soğuk gülümsemesiyle ''Gözlerine baktığımda gülümseyebildiğim kendimi yanında mutlu ve huzurlu hissettiğim… Ne olursa olsun onun yanındayken her şeyi unutabildiğim ve beraber eğlendiğimiz… Gözlerinde baktığımda ışıktan başka bir şey görmediğim biricik somurtkan şirinem nasıl bu kadar değişti? '' diye sordu. Gözlerinde gördüğü karanlık onu korkutmuyordu. Sadece arkadaşının değiştiğini farkedemediği için kendini suçlu hissettiriyordu hepsi buydu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Çarş. 29 Haz. 2011 - 17:00

Dean'e sarıldıktan kısa bir süre sonra yüzündeki gülümse ile Dean sarılmasına karşılık vermişti. Onun kolları hayatında hiç bir yerde hissetmediği huzur ve güven dışında başka hiç bir duygunun barınamadığı bir yerdi. Ona sarılmak belki de Scarlett'a en iyi gelen ilaçlardan biriydi. Tüm o dertleşme ve Scarlett'ın somurtkan şirine tavırlarının sonunda Dean kelimelerle onu sakinleştirmeyi bitirdiğin de her zaman yanından ayrılmadan mutlaka ona sarıldı. Sanki hayatı boyunca yanında olacağı hatta yanında olmasa bile bir şekilde onu hissetmesini sağlamaya çalışıyor gibiydi. Bu durum işe yarıyor muydu? Kesinlikle kendini en yalnız hissettiği ve Dean'e ulaşamadığı zamanlarda bile bir şekilde onu hissediyordu işte Dean bu nedenle diğer herkesten ayrılmayı başarmış biriydi zaten başka bir insanla ya da vampirle bu denli yakınlaşması imkansızdı. Bazen onunla nasıl bu hale geldiklerini düşünüyordu gerçekten nasıl olup da huysuz içine kapanık bir kızla dost olmayı başarabilmişti ki sadece konuşması bile bir mucizeyken o en iyi dostu olmuştu. Bu nedenle onu çoğu zaman kendisi için yaratılmış bir kahraman olarak düşünmüştü en kötü zamanların da yanına sığındığı ve her daim onun iyiliğini isteyen biri. Onun için hissettiklerini kısa bir özeti gibiydi şu an aklından geçenler. Aslında özet bile sayılmazdı çünkü onun hakkında söyleyecek o kadar çok şey vardı ki bu kadar şeyle bile özet yapmanız mümkün değildi. Tüm bu hisler değişimden önce ki Scarlett'ın hissettikleriydi aslında onu bir kahraman gibi görmek ve her zaman onun ardına saklanmak. Tamam saklanmak belki mecazi bir anlama geliyor olabilirdi yine de onun yanına tüm sorunlarından kaçıp en büyük korkaklığını sergilediği zamanlarda gelmiyor muydu? Belki onun ardına saklanmıyor olabilirdi ama yine de bu kendini gizlediği ve korktuğu gerçeğini değişmezdi. Ama artık Dean'e olan duyguları değişmemiş dahi olsa içinde var olan bu değişimin bazı şeyleri mutlaka değiştirecekti. Değiştirmek zorundaydı da.

Ona sarılmayı bıraktıktan sonra Dean istemeyerek söylediği üçlü takılma konusunda gülümseyerek ona yanıt vermişti. Ama gülümsemesinde ki farklılığı gizlemeye çalışsa da fark etmişti. O zoraki bir şekilde gülümsemişti zaten kelimeler de ağzından pek rahat çıkmamıştı sadece mırıldanmalardan ibaretti. Bu da değer verdiği arkadaşın gerçekten derdi olduğunu görmek için önemli bir ip ucuydu. Her şeyi bir kenara bırakmışken onun derdini dinlemek için kendini hazırlamaya çalışıyordu. Bu belki de onca yılın bir geri ödeme şekli gibi olacaktı her zamanın aksine derdini anlatan kişi Scarlett değil Dean olacaktı. Üzerindeki değişimi hissetmemesini kafasını bile takmıyordu. Çünkü onu konuşmasa bile bir şekilde anlıyordu şu an her zamanki gibi olmadığını biliyordu ve bu durumda ondan değişimi fark etmesini beklemek sadece ona yapılan başka bir eziyet olurdu. Dean'in sıraladığı sorulara karşılık verdikten sonra onun ne derdi olduğunu anlamaya koyuldu. Aklına ilk başta kuzeni Isabel gelse de o ne yaparsa yapsın Dean'i bu kadar kötü bir hale getirecek kadar güçlü olmadığını biliyordu. Başka bir şey olmuş olmalıydı daha farklı bir şey işte o an aklına ikizi geldi. Stacy işte sorun her ne ise kesinlikle ikizi ile ilgili olmalıydı. Onu şu an ondan başka derinden yaralayacak kalbini kırabilecek hiç kimse yoktu. Eğer düşündüklerin de haklıysa bu değişimi göğsünü gere gere göstererek Stacy'nin canını acıtmayı planlamıştı. En yakın arkadaşını ondan çalmaya çalışırken onu kendini aşık ettikten sonra onu bu şekilde üzmeye hakkı yoktu. Ama sıradan biri ve yaşantısı ona karşı ikizinin yanında yer alması gerekirdi. Ama bu şu an için kesinlikle imkansızdı ikizini tanıyordu ona yaptıklarını biliyordu ve bunca yıl ailesini kışkırtarak başına açtığı dertlerini hepsini. Belki tüm onlar için ondan intikam almaktan vazgeçebilirdi, vazgeçmeyeceği ise bir tek şey vardı o da bu hayatta ona değer veren ve onun değer verdiği tek kişi olan Dean'in üzecek en ufak bir şey yapmadı. Zaten şu an tüm dengeler alt üst olmuşken istediğini her şekilde yapabilirdi, yapmayı kafasına koymuştu da. Hatta kafasının içinde türlü türlü planlar oluşmaya başlamıştı ama her şeyin bir sırası vardı ve tabi şu an ilgilenmesi gereken birisi.

Dean'in sorularına cevap verirken farkında bile olmadan söylediği tek bir kelime ile değişimi fark etmesini sağlamıştı. Yüzünde kaybolmaya başlayan gülümsemesini ise izlemek asla görmek istemediği bir şeydi. Dean konuşmaya başladığında ise onu sessizce dinledi verdiği tepkiler oldukça normaldi aslında söylediği her şey ona değiştiğini göstermek şimdilik istediği son şey olsa da o her şeyi anlamışken bir açıklama yapmak zorundaydı. Onun ''Değişmişsin... '' demesine karşılık gözlerini içine bakarak "Evet Dean değiştim" dedi. Sonrasında gözlerini yere devirerek konuşmaya başlaması değişimden pekte memnun olmadığı anlamına geliyordu. Ama açıklamalarını dinlediğinde onu anlamaya çalıştığı anda durumu kabulleneceğini düşünüyordu. "Haklısın Dean değişimim tam da o gece başlamıştı aslında ondan öncesi de vardı ama bir şekilde o gece bunu bir çeşit dışa vurum şeklinde gösterdiğim ilk andı. Ama sen bunu fark etmedin o gün de bugün olduğun gibi kötü görünüyordun bende bir şekilde seni ikizimle yalnız bırakmak istedim eminim ki ben den sonra Isabel'de ortalardan kaybolmuştur " dedi. O gece o kırmızı elbisesi ile yaptıklarını anımsamıştı,o gece eğlenmekte kararlıydı ve eğlenmişti de tam da bir vampire yakışır şekilde. Dean'in bakışlarını üzerinde hissettiğinde onun gözlerini içine baktı söylediklerinden sonra " Dean senin bilmediğin hiç bir şey olmadı aslında yani başıma gelen bütün felaketleri paylaştığım tek kişi sensin he tabi birde tanıklar var her neyse. Tüm başıma gelenler ve son olaylardan sonra ölmeyi istediğim o anlarda sen bana umutsuzluğa kapılmamamı bir nevi güçlü olmamı istemiştin öyle değil mi? Ben bunlarla kafa yorarken bir şeyi fark ettim ne kadar zavallı olduğum gerçeğini sürekli ağlayarak ve üzülerek hiç bir şeye varamayacağım gerçeğini.... Ölmeyi istemem ise bardağı taşıran son damla olmuştu ve bende bir karar verdim içimde ki diğer benin ölmesine izin verdim bir nevi yeniden doğdum. " dedikten sonra sustu. Dean soğuk gülümsemesine karşılık o her zamanki somurtkan şirine tavırlarıyla ve yüz ifadesine ona bakmaya başladığında " Tama değişmiş olabilirim ama bir şey hala aynı ben senini hala somurtkan şirinen olucam her ne kadar eskisi kadar yanında üzüntüden ağlamıyor olmayacaksam bunun seni aslında mutlu etmesi gerekmez mi?" dedi. Sonrasında artık onun dertlerini dinlemesi gerektiğin biliyordu onu dinlemek aklında ki planları uygulamaya geçirmek için bir ilk adım olacaktı. Onun gözlerinin içine bakarak " Açıklamalarım dan memnun olduğunu varsayacak olursam izninle sormak istiyorum benim en çok değer verdiğim canım arkadaşımı bu denli üzen neden ne?" dedi.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Çarş. 29 Haz. 2011 - 20:20

Dean scarlett’ın söylediklerine inanmak istiyordu. İstemekten daha fazlası vardı aslında ona inanıyordu. Tuhaftı ama durum buydu. Onun söylediklerinin bir şekilde doğru olduğunu biliyordu. Onun gözlerine baktığında derin bir karanlık görse de hala tanıdığı scarlett’ı da görebiliyordu gözlerinde… Söyledikleri git gide anlam kazanıyordu. Çünkü biliyordu çok şey yaşamıştı scarlett ve dean bir yerde bir şeyin tüm her şeyi değiştireceğini biliyordu. Bir şeylerin değişmesini zaten. Scarlett’ın iki seçeneği vardı ya git gide bu karanlıkta yok olacaktı ya da küllerlinden yeniden doğacaktı. O küllerinden yeniden doğmuştu. En azından dean’ın gördüğü buydu. Tamam eski arkadaşı scarlett’a pek benzemiyordu ama gözlerinde derinlerde bir yerlerde tanıdığı ve arkadaş olduğu kişiyi de görebiliyordu. Zor olabilirdi ama scarlett’ın bu haline alışabilirdi. Aslında doğru dürüst düşününce alışması sandığından daha kolay olacaktı büyük ihtimalle… Scarlett’ı üzgün görmekten nefret ediyordu. Onun ağladığını görmeye ise dayanamıyordu. Yani şöyle bir düşününce onun kalbinin kolay kolay kırılmadığını görmek ve üzülmediğine tanık olmak o kadarda kötü değildi. Asla kolay kolay ağlamayacaktı, kırılmayacaktı… Kimse ama hiç kimse hatta stacy bile onun canını yakamayacaktı. Bunun neresi kötüydü? Scarlett’ın üzülmemesi , kırılmaması ve asla zarar görmemesi dean’ın zaten her zaman istediği şey değil miydi? Peki sorun neydi? Scarlett’ın tam bir kalpsiz olacağı mı? Yoksa git gide stacy’e benzeyecek olması mı? Hangisiydi sorun ? Peki hangisi daha kötüydü? En yakın arkadaşının git gide maria teyzesinin dean’ı çevirmeye çalıştığı şeye yani çıkarcı, duygusuz ve kötü birine dönüşmesini nasıl izleyecekti? Sanırım asıl sorun buydu.Ya da asıl sorun dean’dı. Duygusuz olmanın neresi kötüydü ki? Dean vicdanlı, insanları düşünen, sevebilen ve sevdiklerine değer veren biri olmakla ne kazanmıştı? Bitmek bilmeyen sorunlar, kalp kırıklıkları ve üzüntüden başka… Belki de en iyisi scarlett’ın şuan dönüştüğü kişilikte bir insan olmaktı. Belki dean hata yapıyordu. Belki de başından beri maria teyzesinin sözünü dinlemeliydi ve onun dediği gibi bir insan olmayı denemeliydi. Ne kadar zor olabilirdi ki? Stacy’e aşık olmadan önce az çok duygusuz biri değimliydi zaten…

Hayatında mantık dışı hiçbir şey olmayan sürekli planlı programlı yaşayan az konuşan soğuk ve asla duygularının onu yönetmesine izin vermeyen biriydi. Maria teyzesinin istediği gibi biri olmak aslında o kadarda kötü olmayabilirdi. Scarlett’ın sorusundan sonra gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek o bilindik yorgun ama sıcak gülümsemesiyle ''Şey madem böyle daha mutlu olacaksın ben yeni scarlett’a zorda olsa alışabilirim sanırım… Hatta belki de buna alışmam o kadar zor olmaz yani asla çözemediğin sorunların olmayacak, asla üzülmeyeceksin, asla kalbin kırılmayacak bunun neresi kötü ki… Duygusuz ve kötü olman bunları sağlayacaksa bence sorun değil… Duygusuz ve kötü olmanda hiçbir sakınca yok hatta belki de en iyisi öyle biri olmaktır. Belki yanlış olan benim kişiliğimdir. '' dedi. Gerçekten tüm bu olaylardan yorulduğunu belli eden bir ses tonuyla… Daha sonra yorgun ama bir o kadar dinlendirici ses tonunu takınarak '' Belki iyi biri olmak o kadarda iyi değildir. Sanırım benimde birkaç huyumu değiştirmem gerek kim bilir belki bende değişmeliyim… '' dedikten sonra aynı ses tonuyla gülümseyerek daha doğrusu gülümsemeye çalışarak '' Beni bu denli üzen şeye gelirsek aslında çokta önemli şeyler değil… Çoğunluğu bildiğin şeyler isabel ve yaptıklar ı ve'' dedi bir an duraksamıştı. Onun kafasını bu denli meşgul eden gerçeği tam olarak söylemeyecekti elbet yani ''Aslında önemli bir şey yok sadece stacy kalbime kazık saplamaya kalktı hepsi bu ama bir sebebi vardı elbette kıskançlık gözünü kör etmişti bu yüzden…'' diyemezdi. O yüzden çok fazla detaya inmeyecekti sadece belirgin birkaç şeyle geçiştirmeyi düşünüyordu bu soruyu… Oluşan sessizliği bozarak '' Stacy… Stacy’le yaşadığımız ufak tefek sorunlar '' dedi. Scarlett’ın yalan söyleyeceğini anlayacağını biliyordu sonuçta o scarlett’tı ama ona olanları anlatamazdı. Gözlerini yere devirerek ''Tüm ilişkiler inişli çıkışlıdır bilirsin… Bizim ilişkimizde o iniş çıkışlardan fazlasıyla var ve tüm bunlar beni yoruyor… Stacy’le yaşadıklarımız ,İsabel’le olan kavgalarımız beni oldukça fazla yoruyor sanırım tüm sorun bu…'' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   C.tesi 2 Tem. 2011 - 15:19

Dean'in ardı arkası kesilmeyen sorularına en içten şekilde cevap vermişti. Kurgusuz hatta neredeyse hiç düşünmeden sadece hissettiklerini ona söylemişti. Zaten onun yalan söylemediğini ancak bu şekilde anlayabilirdi, Dean'in Scarlett'ın ona yalan söylemeyeceğini bildiği halde en ufak bir bekleyişi değişim den kaynaklı olarak aklına yalanı getirebilirdi ve tabi bunu yanında bir çok soru. İşte o tüm bu oluşacak soruları engellemek için bu şekilde bir cevap vermeyi uygun görmüştü. Çünkü biliyordu Dean bu tür düşüncelerle boğuşmak zorunda kalmazsa az bir mantıkla onu kolayca kabullenebilirdi. Yine de aslında şimdilik Dean'in değişiminden haberi olmasını istemezdi en çokta üzgün olduğunu gözleriyle gördükten sonra. Biliyordu kelimelere dökmek istemese bile canını sıkan bir şey vardı hem de asla sıradan olmayacak bir sıkıntıydı bu. Onu o kadar iyi tanıyordu ki bu tür şeyleri onun söylemesine gerek bile kalmadan anlayabiliyordu ve tabi bu durumun tam tersi de vardı. Dean'de aynı şekilde onu çok iyi anlıyordu. Aslında bazen bu durumlarının garip olduğunu düşünmüyor değildi sanki Stacy ikizi değilmiş de Dean ile ikizlermiş gibi hissediyordu. Çünkü bu aralarında ki telepati ikizler arasında da bulunan garip bir olguydu. Anlatması bittiğin de Dean derin düşüncelere dalmış gibi görünürken o kendisini bir kez daha suçlu hissetti. Çünkü o kadar anlamamasını istediği halde sadece ağzından bir anda kaçırdı tek bir kelime ile Dean bütün olan biteni anlamıştı ve düşüncelerinden sonra söyledikleri. Scarlett'ı mutlu etmiş olsa da hala tam olarak tatmin etmiş sayılmazdı. Ama yine de şu an kendisine nasıl bir tepki vereceğini önemsememeye başlamıştı çünkü şu an daha farklı bir şeyle uğraşıyordu o da Dean'i bu hale getiren neden. İçindeki ses az önceki sorusunu değiştirmesi için onu zorlamaya başlamıştı. Soruyu canını kim sıktı olarak değil de Stacy sana yine ne yaptı olacak şekilde sorması gerektiğini söylüyordu. Yine demişti çünkü tamam onların hakkında birbirlerini çok seven sevgililer olmalarının dışın da başka bir şey bilmiyor olabilirdi. Hatta Dean'in aralarında ki bir problemi ona anlatmasını da beklemiyordu ama bu durum Stacy çok iyi tanıyor gerçeğini değiştiremezdi. Ona aşık olsa da onun için her şeyi göze alacak olsa da bir şekilde yine ona en fazla acı çektirecek kişi de ta kendisiydi ki. Şu an Dean'i Stacy'den başka bu denli üzebilecek başka birini tanımıyordu.

Dean konuşmalarını tam anlamıyla bitirdiğin de artık sıra kendisine gelmişti. Dean kendi için de değişmesi gereke bileceğinden bahsetmişti. Ama o kendini değiştirmiş olmasına rağmen arkadaşının değişmesini istemiyordu bu tuhaf gelebilirdi ama gerçekten istemiyordu. Tamam hemen hemen ikisinin sorunları benzer öğeler taşıyor olabilirdi yani bu durumda Scarlett'ın üzerinde var olan değişimin çok yakınını Dean'de yaşamak istemesi doğal olabilirdi. Ama işte kabul etmek istemiyordu. Üstelik her şeye rağmen Scarlett'ın başına gelenler asla onunla kıyaslanamazdı ve tabi tüm olanları karşılama şekli de. Dean'in sırf bir sorunu kafasına takarak geceler boyu ağlayacağına hiç ihtimal vermiyordu bu olamazdı da ama Scarlett içinde ki zayıflığın bir dışa vurumu gibi sürekli bu şekilde davranmıştı tüm üzüntülerini başına gelenleri durdurmak bir şeyleri değiştirmek yerine sadece sessizce susup hıçkırıklar içinde ağlamayı seçmişti. İşte bu nedenle artık değişmeliydi değişmişti de. Konuşmaya karar vermiş olsa da kafasındaki düşüncelerle lafa bir türlü giriş yapamamıştı ama sonra suratında o en tatlı gülümsemesi ile Dean'e bakmaya başladığında " Bence de alışman o kadar zor olmayacak Dean üstelik alışman için elimden geleni yapıcam hem ne olursa olsun değişmeyecek tek bir şey var o da senin somurtkan şirinen olmam haksız mıyım? Üstelik değişmemi sen de bir şekilde istemez miydin? Biliyorsun yani en son olayları stacy'nin beni duvara fırlatmasından sonra olanları ondan önce sana söylediklerim eğer değişmesem emin ol ki bunu söylemek gerçekten utanç verici ama ölmüş olurdum. " dedi. Sonrasında sinsi bir şekilde " Sana katılmıyorum Dean senin değişmeye ihtiyacın yok sen böyle oldukça iyisin sana neden değişmem gerektiğini anlattım sen bu halinle de iyisin ve benim sahip olduğum tek kahramanımsın" dedikten sonra gülmeye başladı. Gülümsemesinin bittiği an da kendini onun sorunlarını dinlemeye verdi evet sonunda merakla beklediği an gelmişti derdini öğrenecekti ve belki de ilk kez teselli eden taraf kendisi olacaktı. Söylediklerinin ardından " Anlıyorum her zamanki şeyler diyorsun yani ama nedense işin Stacy kısmı hala kafamı kurcalıyor Dean benden bir şey saklamıyorsun diğmi?" dedi.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 3 Tem. 2011 - 15:55

Dean scarlett’ın yüzündeki o tatlı gülümsemesine karşılık her zamanki gülümsemesini takındı. Her şeye rağmen arada tanıdığı scarlett’ı görebilecek olmaktan mutluydu. Scarlett’ı ağlarken görmekten nefret ettiğini düşünürsek bu yeni haline alışmak fazla zamanını almayacaktı. En azından içlerinden birinin hayatı yavaş yavaş düzeliyordu. Her ne kadar dean’ın ki içinden çıkılamaz bir hal almaya başlasa da bunu bilmek güzeldi. Scarlett mutluluğu hak ediyordu ,ailesi tarafından şımartılmayı da her ne kadar bu çıkar ilişkisi olsa da scarlett bundan şikayetçi değildi. Ailesinin sahte ilgisinden memnun bile sayılırdı. En azından evde artık scarlett’ın canını sıkmayacaklardı. Hatta stacy bile ona iyi davranacaktı buda bir şeydi. Hoş yeni scarlett’ın stacy’nin o sinir bozucu tavırlarını pek kafasına takacağını da düşünmüyordu. Daha çok scarlett stacy’nin canını sıkacakmış gibi görünüyordu. Ailesinin gözde kızıyken birden odak noktası olmaktan düşmek stacy için kötü olmalıydı. Stacy için bu durum her ne kadar felaket olsa da scarlett için tam tersiydi ve dean artık scarlett’ın kolay kolay üzülmeyeceğini bildiği için garipti ama mutluydu üstelik scarlett’ın değiştiğini bildiği halde… Scarlett’ın değişmiş olması artık dean’ı o kadarda rahatsız etmiyordu. Bu fikre bu kadar çabuk alışabileceği aklının ucundan bile geçmezdi ama durum buydu. Scarlett’ın sinsi gülümsemesiyle ona söylediklerine sadece alaycı bir şekilde gülümsemekle yetinmişti. Ne kahramandı ama hayatında çözemediği bir sürü sorunu olan duygularına yenik düşen bir kahraman işte buna gülünürdü. Kendi hayatını düzene sokamayan biri ve kahramanlık... Üstelik scarlett üzerine basa basa senin değişmeye ihtiyacın yok bence sen bu halinle iyisin diyordu peki dean neden böyle hissetmiyordu. Kim kime iyi geliyordu gerçekte kim kimin kahramanıydı bilmiyordu ama şuan kimin kimi teselli etmeye çabaladığını çok iyi biliyordu. Sürekli dean’ın scarlett’ı teselli etmeye çalıştığını düşünürsek tuhaf geliyordu ama bu sefer tam tersi bir şekilde scarlett dean’ın sorununu öğrenmeye çabalıyor ve onu teselli edebilecek sözler arıyordu yada kafasını dağıtacak… Dean scarlett’ın bu çabası karşısında yorgun bir şekilde gülümsedi. Onu düşündüğünü ve önemsediğini görmek güzeldi ama olan hiçbir şeyi ona anlatamazdı. Çünkü olanlar anlatabilinecek tarzda şeyler değildi. Sanırım yine sürekli yaptığı gibi yapıp sessizliğini korumak en iyisiydi. Olanları anlatmamak ve hep sessiz kalmak alışkın olduğu bir şeydi. Bunu scarlett’ın yanındayken hep yapardı scarlett’ın dertlerini dinleyip onu teselli etmek için bu seferde kendi için yapacaktı. Sessiz kal ve konu değiştir yada sürekli konuşarak konuyu dağıt taktiğini uygulayacaktı.

Olanları anlatmak en zoruydu belki de bu yüzden konu değiştirmek istiyordu. Hem olanları unutmak ve asla hatırlamamak istiyordu. Bunu başarabilmek için çabalamıyor muydu? Bu yüzden buraya gelmişti. Düşüncelerinden uzaklaşmak, zihnini boşaltmak için buraya gelmişti ve bunu olanları tekrar tekrar hatırlayarak ve dile getirerek yapamazdı. Belki tek başına yapamıyordu ama scarlett’layken bunu daha kolay bir şekilde yapabilirdi. Sonuçta o ne kadar değişse de hala yanındayken huzur bulduğu ve onunlayken her şeyi unutabildiği ve tüm her şey onu boğmaya başladığında , nefes alamadığını hissettiğinde yanında nefes alabildiği tek kişiydi. Dean scarlett’ın son sorusu üzerinde bir süre sessiz kaldı. Ona bir çok kez bir şeyim yok diyerek yalan söylemiş ve buna onu inandırmıştı ama bu sefer biliyordu bu kesinlikle zor olacaktı. Fakat yine de en azından deneyecekti. Dinlendirici ses tonu ve her zamanki gülümsemesiyle '' Hayır senden bir şey saklamıyorum '' dedi. Göz kırparak ''her zamanki gibi…'' diye de ekledi. Scarlett’ı kendine çekip ona uzun süre sarıldı ve ''Seni ve seninle vakit geçirmeyi gerçekten çok özledim'' dedi. Sonra ona sarılmayı bırakıp gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek ''herneyse burada böyle tüm gün oturup sıkıcı konuşmalar ve ardı arkası gelmeyen polisçilik oyunu oynamayacağız diğmi? Uyarıyorum bu suçlu suçunu asla itiraf etmeyecek o yüzden bu anlamsız sorguyu bitirelim ve daha eğlenceli şeyler yapalım. Hazır sen böyle balodan kaçmışken'' dedi sinsice gülerek… İhtiyaç odasında birden müzik çalmaya başlamıştı. Bu odayı gerçekten seviyordu. Ve tabi bu odayı yapmayı akıl eden binanın kurucularına da ayrıca minnettardı. Oda tüm ihtiyaçlara karşılık verecek şekilde düzenlenmişti. Öğretmenler arada burayı minik öğrencilere baloda nasıl dans edeceklerini öğretmek için kullanıyorlardı. Oda tüm ihtiyaçlara karşılık verdiği için oldukça ideal bir yerdi. Dean gömleğini düzelterek '' Bu güzel leydi acaba benim gibi huysuz bir vampirle dans edermi '' dedi. Önünde hafif eğilerek ona elini uzattı. Yüzünde her zamanki gülümsemesi vardı scarlett’ın gözlerinin içine bakarak '' Gerçi senin yanında pek bir spor kaldım sen böyle balo havasında ben kot gömlek ama idare edeceksin artık '' dedi ve gülümseyerek göz kırptı. Scarlett kısa süre gülümsedikten sonra elini uzatmış ve dan etmeye başlamışlardı. Dean gülerek ''Bu arada dans etme konusunda acemi olduğumu söylemiş miydim. Ayaklarına dikkat etmelisin '' dedi. Tabiî ki bu konuda ciddi değildi. Sürekli saçma sapan aile partilerine katılırken dans etmeyi bilmemek gibi bir lüksünüz asla yoktu çünkü…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 10 Tem. 2011 - 11:23

Dean'in söylediği onca şeyden sonra ona değişmemesi gerektiğini o kadar çok vurgulamıştı ki değişmemesini üstüne basa basa söylemişti. Ama diğer yandan bu isteği biraz bencilce bir istek olmamış mıydı? Çünkü o bir anda her şeyi geri de bırakmak istercesine kendini bir değişimin içine sokmuş ve hiç kimseyi Dean'i bile nasıl etkileyeceğini umursama dan değişmişti. Değişimi ise ısrar edercesine ona kabul ettirmeye çalışıyordu. Karşı olduğunu bir anlığına hissetse bile ikna kabiliyetine olan güveni her şeyi halledebileceğini söylüyordu. O ise buna tüm kalbiyle inanıyordu. Zaten sonrasında olanlar inancını doğrular şekilde gelişmişti. Dean o her zaman ki Scarlett'a duyduğu anlayışla tam da onun istediği gibi olanları kabullenmeye başlamıştı. Bu iyiydi hem de çok iyi en azından artık değişimin bir getirisi olarak Dean için endişelenmesi gerekmeyecekti. Sırf bu nedenle en sevecen gülümsemesi ile bakmaya başlamıştı ona ta ki onun için asıl önemli konu olan tek dostunun üzülmesine neden olan sorunun konusu açılana kadar. Konu geçerken tüm dikkatini ona yoğunlaştırmış bir şekilde onu dinlemeye koyulmuştu. Ama sözleri onu nedense tatmin etmemişti. Stacy konuysa asla bu kadar kısa bir özetle geçilemezdi çünkü ama Dean sadece bir kaç kelime ile sanki bir şeyleri ört bas etmeye çalışıyormuş gibi görünüyordu. Belki durum bu değildi ama işte hissediyordu bir şekilde zaten sırf bu nedenle ona bunu sormuştu gizlediği bir şeylerin olup olmadığını. Ama verdiği cevap onu hüsrana uğratmıştı. Her şeyin sıradan olduğunu sanki olması gerekiyormuş der gibi konuşmuştu. Buna gerçekten inanmasın mı gerekiyordu yani Stacy ne zaman asıl olması gereken biri gibi davranmaya başlamıştı. Tüm o ukala, sinir, kendini beğenmiş, kıskanç tavırlarını bir kenara bırakarak normal olmaya başlamıştı. Üstelik yeni değişim den en kötü etkilenen kişi olarak kendini bu denli değiştirmesi kesinlikle imkansızdı. Yani şu an Stacy'nin değişim geçirip hatta değişim de değil evrim geçirip cici bir kız olabilmesi için dünyanın sonu gelmesi gerekirdi ve şu an dünyanın sonu olmadığını düşünürken bu kesinlikle gerçek olmayacak bir durumdu.

O tüm bu düşünceler ile beynini zorlarken Dean'in onu kendine çekmesi ile kendine geldi. Bir kaç saniye içinde birbirlerine sarılmışlardı ve bu sarılma oldukça uzun olmuştu ki bundan şikayetçi olduğu söylenemezdi. Çünkü tüm karmaşa ve değişiminin içinde kendinde değişmeyen bir şeyler vardı Dean'e duyduğu özlem gibi. Onu özlemişti gerçekten çok özlemişti. Sırf Stacy ile karşılaşmamak ve onları rahatsız etmemek için kendini yalnızlığa gömmüştü tabi değişimden önce sonrasında önüne gelen her insanla iletişim kurmaya başlamıştı hiç biri ile arkadaş olmamıştı belki zaten olamazdı da sadece onları kullanmıştı yalnız kalmak istemediği dakikalarda. Sarılmalarının ardından Dean gözlerini içine bakmaya başlamıştı ve hemen ardından konuşmaya. Cümlesini bitirdiğinde kırık bir gülümseme yerleştirdi yüzünde ve hemen ardından " Tamam bay suçlu üzerinize gelmekten vazgeçiyorum ama biliyorsun sadece şimdilik vazgeçtim yani sonrasında bu durumunun altında yatan gerçeği mutlaka öğrenicem er ya da geç." dedi. Haklıydı da peşini bırakmaya pekte niyetli değildi onun ondan olmasa bile ikizinden mutlaka gerçeği öğrenecekti ama şimdilik madem onu neşelendirmek istiyordu onun istediği şekilde davranmalıydı. " Ya ya ne demezsin balo da prensimi kaybettim ve onu ararken buralara kadar geldim benim bu gecelik prensim olur musun? " diyerek gülmeye başladı. Yüzünde deminkinden daha farklı ve daha gerçekçi bir gülümseme oluşmuştu isteğini ise Dean seve seve kabul etmiş ve onu dansa davet etmişti. " Etrafta başka kimse olmadığına göre sanırım sizin gibi huysuz bir vampirle idare edebilirim" diyerek onun uzatmış olduğu elini tuttu ve dans etmeye başladılar. Şu an gerçekten eğleniyordu ve tabi dansın ortasında Dean'in söyledikleriyle daha fazla eğlenmeye başlamıştı " Sen koca bir yalancısın Dean ayaklarıma dikkat etmeme pekte gerek olduğunu sanmıyorum adımlarına baksana. Hem iyi bir dansçı olman baloda işine yarar annemin seni Stacy'nin kavalyesi olarak kabul etmesi konusunda" dedi.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Perş. 14 Tem. 2011 - 19:31

Acizlik, can sıkıntısı, hüzün ve karamsarlık... Tüm bu kelimelerin anlamlarını sanki yeni öğreniyor gibiydi. Daha önceleri belki bir çok insana bu duyguları hissettirmiş olabilirdi ama o önceleri bunların bir çocuğu hissetmemişti ya da hissetmek zorunda bırakılmamıştı. Ama şimdi düşündüğü bir kaç kelime bile içinde bulunduğu durumu özetlemeye yetmiyordu. Kendini aciz hissediyordu hem de hiç olmadığı kadar ve hüzünlü, karamsarlık ise sonu olmayan bir kara delik gibi tüm bedenini ele geçiriyordu benliği ile birlikte. Sadece bunlar da değil tanışma fırsatı bulamadığı onca duygu sanki bu günü bekliyorlarmış gibi ruhunu ele geçiriyorlardı. Onun ise tek yaptığı seyirci kalmaktan ibaretti hepsi bu, tıpkı ailesi ve ikizi arasında sergilen gösteri gibi. Buna gösteri diyordu çünkü her şey o kadar yapmacık ve sahte görünüyordu ki anne ve babasının Scarlett'a olan ilgisi, ikizinin sanki tüm bunlardan zevk alıyormuş edasıyla dolaşması. Her şey sanki daha önce kurgulanan ve sonrasında prova bile yapılmaya gerek duyulmayan bir tiyatro gösterisine benziyordu. Seyirci olmak istememesine rağmen en ön sıralardan ayırtılmış yerine bir şekilde tutsak edilmiş gibiydi ve tabi ki izleme zorunluluğu ile birlikte. Ailesinin daha önce bu denli iki yüzlü olduğunu gerçekten fark edememiş miydi? Belki de farkındaydı sadece görmezden geliyordu. Önceleri mükemmel dünyasının en önemli oyuncaklarından olan anne ve babası küçük bir çocuk gibi elinden alınmıştı. Onlar ise bu durumu umursamadan sanki tek kızları Scarlett'mış gibi davranmaya başlamışlardı. Tek neden ise Kenny isimli en güçlü vampirin ikizini eş olarak seçmiş olmasıydı hepsi bu.

Eş seçilme olayına bakışı öncelikle seçilmediğine kısa süre sevindikten sonra direk konunun eğlenceli kısmına geçmek olmuştu. Tabi ki de bu durumun en eğlenceli kısmı ikizini üzeceği iyi bir malzeme olmasıydı. Başlarda bunu çok iyi becermişti hatta onu ağlatmıştı Dean'e cici kız olacağına dair söz vermiş olmasına rağmen bunu yapmıştı. O ağlarken zevkten etrafa gülücükler saçıyordu. Ama şimdi tüm bu duygular ona yabancılaşmıştı sanki bir anda lanetlenmiş ve ikizi ile yer değiştirmişti. İkizi etrafa gülücükler saçarken onu tek yaptığı kendi içinde yarattığı karanlığa gömülmekti. İkizinin bir anda nasıl bu kadar değiştiğine ise hala inanamıyordu. Ailesinin sürekli gönderdiği hediyeleri parçalara ayırıp üzülmek yerine mutlu oluyordu hatta Kenny'nin verdiği hediyelere bile değer veriyor gibi görünüyordu. Bunun ise ona göre bir kaç anlamı vardı ya ikizi gerçekten tüm yaşananlardan dolayı aklını kaçırmıştı ya da Stacy'nin çok küçükken keşfettiği ailesine karşı oynadığı oyunu keşfetmişti ve sadece oynuyordu. İki durumda ona mantıklı gelse de ikizi söz konusu olduğunda durum bir anda değişmişti. Kafayı yemiş olmadığı bir gerçekti ve oyunu keşfedecek kadar da akıllı olmadığını düşünüyordu. Hala onunla bir şekilde alay ediyormuş gibi görünse de bu bile sadece çaresiz olduğunu gözler önüne seriyordu.

Sıkıntılı bir surat ifadesi ve kafasında karma karışık düşüncelerle gözlerini açtı. Uyumuyordu zaten istese de artık uyuyamıyordu ve dahası artık içinde odasına gitme gibi bir his oluşmuyordu. Sırf bu nedenle tüm gecesini göl kenarında geçirmişti. Ders saati boyunca bomboş olan göl kenarı yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başladığında oradan ayrılma vaktinin geldiğini anladı ve oradan hızla uzaklaştı. Şimdi sorun şu an nereye gideceği ile ilgili olan kısımdı. Şu an hayatında o kadar sorunu ve ihtiyacı olan ona şey varken bu sorun gözünde büyümeye başlamıştı. İhtiyaç kelimesini kendi kendine tekrar ederken aklına ihtiyaç odası geldi. Belki şu an ihtiyacı olan bir kaç şeyi bulabilirdi aslında şu an en büyük ihtiyacı Dean'di acaba ihtiyaç odasında onu bulma gibi bir olasılığı var mıydı? Kafasında bu soru işareti ile hızla oraya doğru ilerlemeye başladı. Yaklaşması ile birlikte duyduğu ilk şey müzik sesiydi ve sonrasında hissettiği kişilerin kokusunu içine çektiğinde adımları bir anda yavaşlattı. Dean ve ikizi içerideydi, tam olarak neler olduğunu bilmemekle beraber nasıl tepki vereceğini de bilmiyordu. İçinde kalan son güç kırıntılarıyla kendini normal göstermeye çalışarak ihtiyaç odasına girdi ikizi ile Dean dans ediyordu. Yüzünde sadece Dean'e olan sevgiyi belirginleştirerek " Scarlett, Dean'e eşlik etmesi gereken asıl kişinin ben olduğunu düşünürsek eşimi alabilir miyim? "dedi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Çarş. 3 Ağus. 2011 - 16:50

Saçma sapan aile partileri… Genel olarak herkesin etrafa sahte gülücükler dağıtarak genelde birbirlerinin nasıl olduklarından neler yaptıklarından çok kısa bir giriş konuşmasından sonra yeni planlarını ve çıkar ilişkilerini konuşarak birbirlerini önemsiyormuş gibi davrandıkları… Arada güya eğlendiklerini ve partinin ne kadar güzel geçtiğini göstermek için oynanılan küçük oyunlar ve zorunlu danslar… Bunların hepsi gerçekten saçmaydı. Dean’a göre oynanan komik oyunlardan başka bir şey değildi. Şimdiye kadar bu sıkıcı partilerin hiçbir getirisi olmamıştı. Zorunlu olarak aldığı dans dersleriyse ilk defa işe yaramıştı. Gerçi genel olarak her aile partisinde mutlaka onlardan sorumlu olan daha doğrusu yapacak hiçbir işi olmadığı için dean’ın biz kendi başımızın çaresine bakabiliriz tarzında konuşmalarına rağmen onlara göz kulak olma işini üstlenen maria teyzesinin seçtiği kızlarla partilerde sürekli dans ettiği göz önünde bulundurunca aldığı zorunlu dans dersleri oldukça işine yaramıştı. Fakat dean için bunlar göze batmamak için yapılan zorunlu danslar olduğu için oldukça önemsizdi. Aile Partileri koca bir zaman kaybından başka bir şey olmamıştı onun için… Dean tüm bu düşüncelerinden zorda olsa kurtularak dikkatini scarlett’a verdi. Yüzünde her zamanki gülümsemesiyle kısa süre gözlerine baktı. Eğleniyor görünüyordu. Aslında ikisi de oldukça eğleniyordu. Scarlett’ın ''Sen koca bir yalancısın dean'' demesiyle yüzündeki hafif gülümsemenin daha da belirginleşmesi bir olmuştu. Gülümseyerek alaycı bir ses tonuyla'' Ah lütfen ben ve yalan... Benim yalan söylediğimi nerede gördün sen? Yalancıymış.... Çok alındım.'' dedi. Ne denilebilirdi ki dean’ı iyi tanıyordu.

Dean genel olarak scarlett’a değil ama başkalarına sürekli yalan söylerdi. Daha doğrusu yalan söylemek zorunda kalırdı. Yalan söylemek ve insanları yalanlarına inandırmak konusunda şimdiye kadar hiç zorlanmamıştı. Yalan söylemekte zorlandığı tek kişiydi scarlett… Her ne kadar ona yalan söylemekten hoşlanmasa da Scarlett'a da yalan söylemek zorunda kaldığı zamanlar olmuştu ne yazık ki… Tabi şimdi birde Stacy vardı. Yalan konusunda scarlett’tan kesinlikle daha hassastı ama ne yazık ki dean ona da birkaç kez yalan söylemek zorunda kalmıştı. Aslında sadece bir kez söylemişti. Oda elan konusunda ki elan sayesinde bu yalan çok sürmemişti. Ve gece ölümle burun buruna geldikten sonra son anda stacy’nin fikir değiştirmesiyle cesetsiz kapanmıştı. Scarlett’ın son sözlerinden sonra umursamazca ''içimi rahatlattın en azından dans konusuna takılmayacaklar. Bu tarafsız oluşum gibi ufak bir detayı görmezden gelmelerini sağlayacaktır… '' dedi. Mutlaka takılacakları bir şeyler olacaktır dercesine umursamadığını belli eden bir şekilde scarlett’ın gözlerine baktı. Bundan bahsederken bile her zamanki gülümsemesini kaybetmemişti. Stacy kabul ediyordu hassas olduğu bir konuydu fakat ailesiyle tanışmak her ne kadar önemli olsa da bunu çoğunlukla dalgaya vurabiliyordu. Scarlett’sa dean’ın bu tepkisi karşısında biraz şaşırsa da sonunda haklısın dercesine kafasını sallayarak gülümsemiş ve dans etmeye devam etmişlerdi. Fakat bu uzun sürmemişti. Kapının açılmasıyla müzik kesilmiş dansta sona ermişti. Gelen kişi stacy’di. Belli etmek istemese de bu gün onda bir gariplik vardı. İğneleyici konuşmuyordu. Ve belli ki scarlett’la uğraşmak her zaman olduğu kadar cazip görünmüyor olacaktı ki konuşmasını kısa tutarak iğneleyici ve aşağılayıcı laflar sarf etmeden dean’la yalnız kalabilir miyiz tarzında bir soru yöneltmişti. Stacy’i gördüğüne sevinmişti fakat onu bu saatte burada gördüğüne de bir o kadar şaşırmıştı. Şaşkınlıkla ''Stacy…'' diye mırıldandı. Gözleri ister istemez duvardaki saate kaydı. Ders saatiydi. Stacy’nin bu saatte derste olması gerekiyordu. Peki neden derste değildi? Ne olmuştu da Stacy dersi ekmişti? Dean her zamanki gülümsemesiyle ''Sevgilim seni bu saatte görmek gerçekten güzel fakat derste olman gerekmiyor muydu? '' diye sordu merakla ve hemen ardından ''canını sıkan bir şey mi oldu? yada benim bilmediğim kötü bir olay? sen dersi kolay kolay ekmezdin yoksa'' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Perş. 4 Ağus. 2011 - 9:44

Dean ile danslarının ortasında ister istemez açılmaması gereken bir konuyu dile getirmişti. Balo.... O gece neler olacağını tahmin bile zorlanıyordu. Yine de emin olduğu bir şey vardı aslında o da annesinin Dean'e karşı alacağı tavır. Sevgili kızlarına gerçekten layık olup olmadığı konusunda ona türlü sorular yöneltecekti ve bu sorular bir süre sonra işkence halini almaya başladığın da hoşuna gitmeyen tek bir cevapla onu kapı dışarı edecekti. yine de Dean nispeten şanslı sayılabilirdi Stacy onu çok sevmesinin dışın da belki de en büyük kozu Scarlett olacaktı. Yani aile şu an ona karşı ne istese tereddütsüz kafa sallar modda olduklarından ona karşı gelemezlerdi. Tek yapması gereken bunu onayladığını belirtmek ve onlara bunun doğru olduğuna inandırmak. Zorlanmayacağı için sadece bir kaç saniye dil dökmesi gerekecekti hepsi bu ve bu durum sevgili arkadaşını mutlu ettiği sürece sorun olmayacaktı. Dean ve stacy konusunu bu kadar kolay çözmüştü işte şimdi ise aklına belki de o gece ile ilgili en önemli soru gelmişti. "O gece ne yapacaktı?". Değişmişti, kendini hem de büyük ölçüde değiştirmişti. Her ne kadar bunu içinde kaybettiği bir şeylerin uyanışı olarak açıklamayı tercih etse de değişmişti ve bu değişimin getirisinden oldukça memnundu da. Ama o gece bu değişimin ona nasıl bir faydası olacaktı ki ailesi ile uğraşmak onları kuklaya çevirmek kolaydı. Sonuçta stacy yıllardı onları kukla niyetine kullanmıştı. Onun tek yaptığı ise Stacy'nin elindeki ipleri alarak onların kontrolünü ele geçirmek olmuştu. Ama o gece asıl sorun köken bir vampirle uğraşmaktı. Gerçekten onun karısı olacak mıydı? Bunu istemediğini biliyordu ama durum buyken bu durumu değiştirememekten korkuyordu. Bir anda karamsarlığın içine düşmüştü sanki gözleri boş boş bakarak Dean'le danslarını sürdürüyordu. Ayakları ise kendiliğinden müziğin ritmine göre hareket ediyordu. Dean'in sözlerini duyduğunda ise birden kendine gelir gibi oldu bir an da saniseler içinde hem plan yapıp hemde kendini karamsar bir çukura düşürmeyi başardığı için kendini tebrik etmeliydi. Dean'in gözlerine bakarak " Merak etme ailemi fazla kafana takmana gerek yok o konu da bir kaç fikrim var " dedi.

Dansları devam ederken için de garip bir his oluşmuştu birinin varlığı daha yanlarına yaklaşamadan fark etmeye başlamıştı. Vampirler den zaten bu konu da iyiydi ama durum farklıydı çünkü hissettiği kişi bir vampirin hissetmesi alanda bile değildi. Bu durum da bu varlık sadece tek bir kişi olmalıydı stacy. İkiz olmalarından dolayı ikisi arasında ki garip bap kabul etmek istemese de bazen yüzüne vuruluyordu. İşte şimdi olduğu gibi. Kısa süre sonra ise onun yanlarına yaklaşmaya başladığını fark etti. Bu durumda eskiden olsa Dean'den hemen uzaklaşır ve bir tatsızlık çıkmasını bir şekilde engellerdi ama şimdi tatsızlık çıkmasının bekliyordu sanki ikizinin canını biraz daha yakmak için, bu belki intikam belki de stacy'nin hak eden kişi olmasından ötürü bir durumdu. Ama her iki şekilde de eğlenceli olacağı kesindi. İkizi içeri adım atar atmaz onun gözlerine odaklanmıştı. Gizlemeye çalışsa da gerçek duygularını hissetmekte zorlanmıyordu ve bu bitik hali onu gülümsetmekten başka bir etki yaratmıyordu. Söylediği cümleye ise sinsi sinsi gülümseyerek " Kızma hemen stacy sadece zararsız bir dans hepsi bu eşini memnuniyetle alabilirsin hem zaten bu dans işinden sıkıldım" dedi. Kapıya doğru ilerlerken " Görüşürüz Dean " diyerek ihtiyaç odasından ayrıldı. Kafasında bin bir düşünce ve karamsarlık saçan tohumlarla.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Cuma 5 Ağus. 2011 - 13:47

Söylediği cümle takındığı tavır her ne kadar ona benziyormuş gibi görünse de aslında ona ait değildi. Hareketleri inandırıcı görünüyor olsa da evet kesinlikle şu an kendinde değildi. Eğer kendinde olsa daha attığı ilk adımla Scarlett'ı sinir edecek kelimeleri bir bir sıraladıktan sonra sevgilisi ile vakit geçirmeye başlardı. Ama şimdi neredeyse Dean ile birlikte olmak için ikizinden izin alması gereken saçma bir durumun içine düşmüştü. Eşimi geri alabilir miyim? Ne kadar zavallıca bir cümleydi yani ikizi hayır dese arkasına bile bakmadan ihtiyaç odasından ayrılacak mıydı? İtiraz dahi etmeden sessizce odasına doğru adımlar mı atmaya başlayacaktı. Yani Scarlett'ın değişen hali göz önüne alındığında sorusuna sırf onu üzmek için hayır diye yanıt verme ihtimali oldukça yüksekti. Yine de güvendiği ve tutunması gereken bir konu yok değildi o da Dean. Dean gitmesine asla izin vermezdi bunu biliyordu onu öldürmeye çalıştığı ve neredeyse bunu başarmak üzere olduğu durumdan sonra bile onu bırakmamış biri sadece Scarlett'ın hayır demesiyle onu bırakamazdı. İşte bu kesinlikle imkansızdı. Bu düşünceler ve çeşitli var sayımlarla sadece bir kaç saniye de kafasının için doldurmaya başlamıştı. Ama o ne düşünürse düşünsün şu an sadece yapması gereken Scarlett'ın dudaklarından çıkacak kelimelere odaklanmak olmalıydı ki bir süre sonra ikizi konuşurken farkında bile olmadan yapmaya başlamıştı. İkizinin cümlesinin altında tavır ve onun bakışları iğneleyici olmanın yanı sıra onu gerçekten zora sokuyordu çünkü o inandırıcılığın ikizi üzerinde etki yaratmadığını anlamıştı. Bu durum ise inandırıcılığı bir parça olsun kaybetmesine neden olmuştu. Ama cümlenin bitimi ile konuşmaya başladığında bir anda normale döndü "Scarlett seni gerçekten kıskanma mı istersin diğmi sadece sahip olduğun yeni egonu tatmin etmek için ama ne yazık ki egon ve sen üzüleceksiniz çünkü seni kıskandığım falan yok sadece Dean'i özledim. dedi. Bu cümlesinde haklıydı hem de gerçekten onu kıskanmamıştı ama kıskanmamayı öğrenmişti demek daha doğru bir terim olabilirdi. Daha önce olanlar düşünülünce. İkizi ihtiyaç odasından ayrılırken için de bulunan son güçle eskisi gibi bakmaya çalışmıştı ona ve başarmıştı da ama tüm o yüz ifadesi ve bakışlar ikizinin odadan ayrılması ile bir anda yok olmuş ve yerini sadece öfke ile hüznün birleşiminden oluşan garip bir ifadeye bırakmıştı. Şu asıl Stacy'in tamamen uzak durduğu ve asla kullanma gereksinimi duymadığı ifade.
_

Dean ile artık yalnız olmalarından ötürü rol yama gereği duymamıştı.Şu an ki ruh halini ve içinde bulunduğu durumu başka kime anlatabilirdi ve onu Dean den daha iyi kim anlayabilirdi. Belki Isabel ama yine de şu an onu anlayacak kişinin Scarlett'ı gerçekten tanıyan biri olduğu düşünülünce Isabel'i ister istemez es geçiyordu. İkizi hala yanlarındayken ona yönelt,ilen sorulara bilerek cevap vermemişti ünkü üzüntü halini bir an bile göstererek onu mutlu etmek istememişti. Ama şimdi tüm gerçekliği ile sevdiği kişiye hissettiği gerçek duyguları anlatabilir ve belki de ondan yardım isteyebilirdi. Gerçi nasıl yardım edeceğini bilmese de sadece onun varlığını hissetmek bile iyi olması için yeterli bir nedendi. " Dean Scarlett buradayken sorduğun ve söylediğin kelimere cevap vermediğim için üzgünüm sadece onun yanında konuşmak istemiyordum ama artık yalnız olduğumuza göre rahatlıkla konuşabilirim " dedi. Cümlesini aslında rahat bir şekilde söylemişti ama son cümle ile birlikte gözleri dolmaya başlamıştı bir şekilde ve hemen ardından Dean'e sokularak ona sıkıca sarılıp, kokusunu içine çekti. Onun yanında olduğunu hissetmek istercesine sadece görmek değil onu gerçekten hissetmek istiyordu. Bunun yanında ağlamamaya çalışıyordu dolan gözlerine rağmen göz yaşlarının akmasına izin vermek istemiyordu. "Bende seni özledim Dean hemde çok soruna gelince son olanlar o kadar canımı sıkmaya başladı ki hayatımda değişen tek şey ikizim olsaydı keşke dedirten şeyler yaşıyorum ve değişmeyen tek şey sensin bu yüzden bana bir söz ver ve asla değişme" dedi. Daha fazla konuşamadı çünkü gerçekten kendini iyi hissetmiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Salı 16 Ağus. 2011 - 18:09

Stacy dean’ın sorduğu sorulardan çok şuan için dean’ın yanında olan scarlett’la ilgileniyor gibiydi. Gözleri Scarlett’a kaydı. Yüzünde her zamanki somurtkanlık yerine sinsi bir gülümseme vardı. Ve gözlerindeyse stacy’le uğraşma isteği… Bunu yıllardır ilk kez görüyordu. Anlaşılan scarlett gerçekten değişmişti. Derin bir nefes aldı. Bu olaya sevinmesi gerekiyordu aslında biliyordu ama yapamıyordu. Stacy’i görmenin üzüntüsünü ve beraberinde onun varlığının getirdiği öfkenin belirtileri yoktu bu iyiydi fakat dean buna sevinemiyordu bile… Her ne kadar onun değiştiğini kabullendiğini gösterse de henüz tam olarak bunu kabullenemediği ortadaydı. Mantığı her ne kadar bu değişimin onun için en iyisi olduğunu ve aslında en iyisinin onun yeni hali gibi olmak olduğunu söylese de derinlerde bir yerlerde hala bundan emin olmadığını söyleyen cılız bir seste yok değildi. Scarlett’ın verdiği cevaptan sonra gözlerini yine stacy’e dikti. En azından yeni bir tartışma içine girmeyecekleri kesinleşmişti. Scarlett’ın neden stacy’le uğraşmayı tercih etmediğinin nedenini tam olarak anlayamasa da şimdilik her şeyin yolunda gitmesinden rahatsız değildi. Scarlett’ın gitmeye kalkışına ses çıkarmadı. Sanırım en iyisi daha fazla sorunun oluşmaması için scarlett’ın gitmesiydi en azından dean böyle düşünüyordu. Scarlett’a ''Görüşürüz '' dedikten sonra stacy’e döndü. Stacy’nin ilk sözlerinden sonra omuzlarını silkerek '' Önemli değil ikinizin bir arada olduğu zamanlarda kötü bir şey mi oldu? Ya da canını sıkan bir şey mi var? Tarzındaki sorularımın cevapsız kalmasına alışkınım ve sizi anlıyorum. Düzeltiyorum yan yanayken sorularıma cevap vermemenizin sebebini anlıyorum sadece… ''diye mırıldandı. Kısa süre sessiz kaldıktan sonra '' Evet şimdi anlat bakalım benim güzel sevgilimin canını bu kadar sıkan şey ne? ''diye sordu.

Aklında scarlett ve ilişkileriyle ilgili bu kadar çok soru işareti varken bile hala onu bu kadar çok düşünüyor olması dean’a tuhaf geliyordu. Bunun hiçbir mantıklı açıklaması yoktu çünkü… Aslında bir açıklaması vardı ama o da mantık dışıydı. Tüm her şeyi alt üst edebilecek bir güç adı aşktı ve kesinlikle aşkta mantık diye bir kavram yoktu. Bir an için düşüncelere dalıp gitmişti. Scarlett’ın yeni haline alışabilecek miyim ? Scarlett’la stacy arasındaki bu durum daha ne kadar sürecek? Stacy’i bu kadar üzen olay ne? gibi sorularla birlikte bir sürü gerekli ve gereksiz düşünce dolmuştu beyninin içine... Fakat bu dalgınlık uzun sürmedi stacy’nin ona sarılmasıyla kendine geldi. Bir süre tepkisiz kaldıktan sonra oda stacy’e sarıldı. Onun öfkesini daha önce birçok kez hissetmiş hatta öfkesine birçok kez tanık olmuştu ama üzüntüsünü ilk defa hissediyordu. Üzgündü ve hisleri onu yanıltmıyorsa ses tonundan anladığı kadarıyla ağlamak üzereydi. Stacy’nin kulağına ''Seni o kadar çok özledim ki tüm gün boyunca sana sarılmış bir şekilde durabilirim sevgilim '' dedi dinlendirici bir ses tonuyla… Doğruydu onu özlemişti her ne kadar ilişkileriyle ilgili aklında bir sürü soru olsa da bu ona aşık olduğu ve onu özlediği gerçeğini değiştirmiyordu. Daha sonra stacy’nin sorduğu soruya hala cevap vermediğini hatırlayarak ''Peki bana neler olduğunu anlatmayacak mısın? '' diye sordu. Stacy’nin söylediklerinden sonra bir süre sessiz kaldı ve scarlett’la konuşurkenki ses tonuyla '' Anlıyorum… En azından anlamaya çalışıyorum.'' Dedi. Stacy’e sıkıca sarılarak ''Merak etme ben hep senin yanında olacağım. Ve değişmemeye de özen göstereceğim söz veriyorum.'' Dedi. Tam olarak değişmeyeceğine söz verememişti ama en azından değişmemeye çabalayacağına söz vermişti. Bu da şimdilik dean için büyük bir sözdü. Tutamayacağı sözler vermeyi sevmiyordu çünkü… Derin bir nefes aldıktan sonra ''Merakımı mazur gör sevgilimin canını bu kadar sıkan şeyi öğrenmek istiyorum. Scarlett’ın değişmesinden yani uğraşmaktan en çok zevk aldığın kişinin değişmesinden ve artık onla uğraşamayacak olman dışında seni bu kadar üzen şey ne? ''diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Ptsi 22 Ağus. 2011 - 19:26

Dean'in kolları arasında kaybettiği huzuru bir anlığına tekrar hissetmeyi başarmıştı ama bu anlık bir histen öteye geçememişti. Çünkü yaşamaya başladığı şeyler uzun yıllar kendisinden uzak tuttuğu ve asla yaşamam dediği her şeyin bütünüydü ve birden gelen bu duygu karmaşasının altında eziliyordu. Kendini bir türlü toparlayamamıştı her ne kadar ikizine etkilenmemiş olduğunu göstermeye çalışsa da başaramıyordu yada ikiz oldukları için Scarlett onun gerçek duygularını anlıyordu. Bunu bilmesi ise onu daha fazla üzmekten başka hiç bir işe yaramıyordu. Hayatını bir yalanın için de yaşadığını geç olsa da anlamıştı ama bunun için çok geç kalmıştı. Isabel dışın da tek bir arkadaşı bile kalmamıştı hepsi yeni gözde olmuş ikizine yalakalık yapıyordu hem de her biri. Ailesini ise düşünmek dahi istemiyordu zaten onları ipleri elinde bulunan kuklalar olarak görmüştü bunca yıl ama şimdiye dek hiç onları özleyebileceğini düşünmemişti. Ama şimdi onların eski hallerini özlüyordu ona içtenlikle kızım dedikleri zamanları bir kukla olsalar da....

Kafasına dolan her bir düşünce onu zayıflatıyordu, zayıflatmaktan da öte soyutlaştırıyordu sanki Dean'in kollarındayken bile onu hissetmekte zorlandığını fark etti. Sırf bu nedenle düşünmeyi bırakmıştı onu düşünceleri yüzünden kaybetmek istemiyordu bu yüzden tekrar somut yaşamına döndü ve bununla birlikte Dean in söylediklerine kulak verdi. Ona sevgilim dediğin deki ses tonu o kadar hoş ve kulağa o kadar rahatlatıcı geliyordu ki bunu her duyduğunda ona tekrar tekrar aşık olabilirdi. Oluyordu da aslında içindeki aşk bir an olsun azalmıyor katlanarak artıyordu adeta. Bir anda Dean'in sorusu üzerine zorla tuttuğu göz yaşlarını akıtmaya başlamıştı. Ağlamak acınası bir şeydi birini ağlatmanın verdiği zevkin yanında ne kadar da çaresizce yapılan bir hareketti. Ama işte duramıyordu kendini kontrol etmekte zorlanmayan benliği artık ağlamamasını bile sağlayamayacak güçteydi. Ağlamaya başlayalı bir kaç saniye bile olmadan Dean'e sarılmayı bıraktı sadece ağlıyordu geçen sürede bu ağlama hıçkırıklara dönüşmüştü. Ta ki derin bir nefes alarak yanaklarındaki göz yaşlarını silene kadar. İşte o zaman kendini konuşacak güçte hissetmişti ve artık bir şey söylemesi gerekiyordu da zaten.

Bir kaç saniyelik duraksamanın ardından konuşmaya başladı " Dean beni üzen şey yok aslında çünkü beni rahatsız eden ve üzen birden fazla şey var ne yazık ki ve bunların çıkış noktası olan tek bir kişi Scarlett" dedi ve sustu bir anda. Gözleri boş bakıyordu sanki bir duvarla konuşur gibi böyle olmaması gerektiği halde engelleyemediği bir durumdu bu ve sadece bir kaç saniyenin ardından konuşmaya başlamıştı duruşunu ve bakışlarını değiştirmeden. "Hayatımı bir yalanın için de yaşadığımı fark ettim Dean etrafımda ki herkes, her biri sadece bir kaç iyi oyuncudan ibaretmiş hepsi bu ve şimdi her biri yeni gözdeleri ikizimin yanında yalakalık yapmakla meşgul. Aslında belki buna üzülmemem gerek tabi iyimser biri olsaydım ama yok ben hep başkalarının canını yakan onları üzerken karşılarına geçip onlarla alay eden biri oldum peki şimdi... Şimdi ise her biri kaşıma geçip benimle alay edebilir aslında ben bunları hak etmiş bile olabilir aslında biliyor musun? Hak ettim bile " dedikten sonra bir anda durdu sanki ağzından çıkan kelimeleri biri bıçakla kesmiş gibiydi. Tekrar ağlamaya başlamıştı artık ne yaptığını bilmez haldeydi aslında bir nevi sinir krizi geçiriyor olmalıydı ki evet kesinlikle sinir krizi geçiyordu. Sonra bir anda bakışlarını Dean in gözlerinde birleştirmişti ama bakışlarında ay önce ki boş ifade yoktu bunun yerine deliliği belirten garip bir bakışa sahipti ve birden tekrar konuşmaya başladı "ve sen Dean sen bile diğerleri gibi düşünüyordun öyle değil mi yaptığım her şeyin bedelini ödemem gerektiğini şu an yanımda olmanın tek nedeni seninle sevgili olmuş olmam öyle değil mi Dean az önce verdiği zoraki sözü ele alarak kesinlikle böyle olmalı senden onlar dan birisin Dean Stacy ye acı çektirenler kulübünden hadi artık itiraf etmelisin " dedi konuşmasının ardından ağlaması daha artmış ve bununla birlikte Dean in yanından uzaklaşmaya başladı. Sinirleri artık iyicene yıprandığından bir şeyler yapma gereği duymuştu gözüne takılan ilk şey ise odanın içinde bulunan oldukça büyük üzerinde her türlü eşyanın bulunduğu masaydı. Hızla onun yanına giderek eline geçirdiği eşyaları fırlatmaya başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Perş. 15 Eyl. 2011 - 21:06

Konu dönüp dolanıp scarlett’a gelmişti. Scarlett… Dean’ın en yakın arkadaşı… Birkaç gün öncesine kadar dünyanın en zavallı insanıydı. Stacy gibi bir abla yetmezmiş gibi birde şu lord mevzusuyla boğuşmaya başlamıştı. Başının sık sık belaya girmesinden bahsetmiyordu bile… Ama Tüm bunlar sadece birkaç gün önce değişmişti. Scarlatt’ın geçirdiği değişimle beraber her şey değişmişti. Scarlett’ın yeni haline tam olarak alışamadan stacy’nin sorunları baş göstermişti. Scarlett’tan dertliydi. Onun gibi olmayı kabullenememişti. Bir başka değişle scarlett için yarattığı o cehennemde şimdi kendisi yanıyordu. Ailesi… Oynamaktan en çok zevk aldıkları oyuncaklar elinden alınmıştı. Sürekli olarak gördüğü ilgi artık scarlett’a yönelik olmuştu. Diğer bir deyişle dünya artık onun etrafında dönmüyordu. Nefret ettiği ikizi etrafında dönüyordu ve buda onu çıldırtıyordu. Scarlett için yarattığı cehennemde yaşamayaysa henüz alışamadığı her halinden belli oluyordu. Dean derin bir nefes aldı. Sanırım stacy’nin dertlerini dinlemeye de alışmalıydı. Gerçi bu gibi durumlara alışıktı. Birinin ona sarılıp ağlamasına, hayatından bezme nedenlerini anlatıp daha fazla ağlamasına tüm bunlara alışıktı alışık olmadığı tek şey tüm bunları yapan kişinin scarlett değil de stacy olmasıydı. Bu duruma alışması zor olacak gibiydi. Şuan hiçbir şey düşünemiyordu. Normalde scarlett’ı teselli etmek için şimdiye kadar pek çok sözcük sarf etmiş olurdu ama şuan tek bir kelime bile edemiyordu. Böyle bir durumda hangi teselli sözcükleri onu sakinleştirirdi. Hangi kelimeler onu iyi hissettirirdi emin değildi. Sonuçta o şuan scarlett’ın konumuna düşmüş olabilirdi ama kesinlikle onun gibi biri değildi. Ve hiçbir zamanda olmayacaktı bunu biliyordu. Oysa biraz sadece biraz değişseydi. Şimdi her şey çok farklı olabilirdi. Zamanında kardeşine eziyet etme alışkanlığından kurtulsaydı ve ona destek olsaydı şimdi her şey farklı olabilirdi. Yani en azından dean böyle düşünüyordu. Stacy’nin tekrar konuşmaya başlamasıyla kendine gelerek tekrar tüm dikkatini stacy’e verdi. Stacy’nin '' Hayatımı bir yalanın içinde yaşadığımı fark ettim '' demesiyle gözlerini yere devirdi. Bunu yenimi fark etmişti? Sadece onun değil onun gibi olan herkesin ve tüm ailesinin hayatı sadece koca bir yalandan ibaretti. Sahte arkadaşlar, sahte dostlar, yapmacık davranışlar ve çıkar ilişkisine dayalı bir beraberlik… Kısaca buna iyi gün dostları da diyebilirdiniz. Zirvede siz varken herkes sizin dostunuzdu. Ama zirveden indiğinizde bir tek arkadaşınız bile kalmazdı. Dean stacy’nin bunu zaten bildiğini düşünmüştü. Çünkü onların ailesinde onların arkadaşlıkların da, dostlukların da önemli olan tek şey çıkardı.

Onlar çıkar ilişkisine dayalı olarak birileriyle iletişim kurar işleri bitince de kaldırıp bir köşeye atarlardı. Tıpkı stacy’nin eskiden sürekli yaptığı gibi… Gözlerini tekrar stacy’nin gözlerine dikti. Kim bilebilirdi ki belki tüm bunları hak etmişti beklide etmemişti. Gerçi çoğunluğu onun bunu çoktan hak ettiğini düşünüyordu. Dean’sa bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyordu. Stacy’nin tekrar ağlamaya başlamasıyla gözlerini yere devirdi. Şimdiye kadar tek bir kelime bile etmemişti. Ne söyledikleri hakkında yorum yapmak için nede onu teselli edici sözler söylemek için ağzını bir kere bile açmamıştı. Onu teselli edecek sözler tabi ki söyleyecekti ama şimdilik onun sözlerinin bitmesini bekliyor ve onu teselli edecek sözler arıyordu. Gözlerini tekrar stacy’nin gözlerine diktiğinde bir tuhaflık hissetti. Neden bilmiyordu ama içinden bir ses işlerin kötüye gideceğini söylüyordu ve dean genel olarak iç sesinin sürekli haklı çıkmasından artık sıkılmaya başlamıştı. Stacy’nin sözlerinden sonra kısa süre şaşkınlıkla ona baktı. Olay yine dean’ın elinde patlamıştı. Buna inanamıyordu. Konu nasıl olmuştu da yine dean’ın başına kalmıştı. Dean stacy’le kavga etmekten çok yorulmuştu artık… Ama ne yazık ki stacy sürekli dean’la kavga edecek bir şey buluyordu. Gözlerini yere devirdi artık kendini açıklamaya çalışmaktan yorulmuştu. Neden onlarda normal birer sevgili gibi olamıyorlardı bunu merak ediyordu doğrusu… Onlardan çokta uzakta olmayan bir mesafede bir masa belirmişti. Üzerinde bir sürü eşyayla birlikte öylece duruyordu. Stacy hızla masaya doğru giderek eline geçen eşyaların hepsini fırlatmaya başlamıştı. Burayı seviyordu ama her ihtiyaca yanıt vermesi bazen sinir bozucu olabiliyordu. Tıpkı şimdiki gibi… Dean ona doğru gelen birkaç eşyadan kolaylıkla kurtulduktan sonra yorgun ama bir o kadar dinlendirici bir ses tonuyla ''Keser misin şunu Lütfen… Farkında olmayabilirsin ama seninle kavga etmekten yoruldum artık hiçbir şey yapmasam da konu dönüp dolanıp nasıl oluyorsa benim başıma patlıyor ve ben artık bundan çok sıkıldım. '' dedi. Bir süre sessiz kaldı stacy’nin dikkatini çekmeyi başardığını düşündüğünde aynı ses tonuyla '' Tüm bunları hak edip etmemen konusuyla ilgilenmiyorum. Bu konuda konuşmuyorum, yorum yapmıyorum ben sadece olanları tepkisizce izliyorum hepsi bu. Aileni ben seçmedim ya da lordun düşüncelerini ben yönetmiyorum. Ve scarlett’ın değişimiyle de uzaktan yakından bir alakam yok. Yani artık gerçekleşen her olayda suçlu benmişim gibi davranmaktan ya da beni sürekli suçlamaktan vazgeç. İlişkimizde bir sürü sorun yaşadık. Yani büyük tartışmaları geçtim beni öldürmeye bile kalktın ama ben hala buradayım. Hala senin yanındayım. Ve ben tüm bunları sadece senin üzgün olduğunu görmek için göz ardı etmedim tamam mı ? Sence senin üzgün olduğunu görmek için seninle olsaydım seni bizzat kendim ufak tefek oyunlarla tadını çıkara çıkara üzmek dururken başkasının seni üzmesini bekler miydim? '' dedi. Stacy’nin yanına gitti. Gözlerini gözlerine dikerek ''Buradayım çünkü tüm olanlara rağmen hala seni seviyorum. Şimdi sakinleş lütfen…'' dedi.


En son Dean Alone tarafından Cuma 16 Eyl. 2011 - 20:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Cuma 16 Eyl. 2011 - 18:28

Sinir ve kendini kaybetmenin eşiğinde söylemişti tüm söylediklerini aslında mantıklı düşünüp bir saniyeliğine kendinde olabilse etrafından onu rahatsız eden her şey den bir şekilde sıyrıla bilecekti. Bunu biliyordu aslında hemde çok iyi biliyordu içinde var olan gücü herkesi etkileme yeteneğini şu an önündeki tek engel ikizi ve onun değişimiyle bazı şeyleri bir anlığına kabullense her şey düzelecekti. Ama olmamıştı işte becerememişti içindeki kıskançlık duygusuna kendini öyle çok kaptırmıştı ki ikizinin etrafında dönen her şey onun gözüne batmaya başlamıştı ve her şeyi geri istemesinin yarattığı aç gözlülükle onlara yeniden sahip olmayı denediyse tekrar aynı yalanlar üzerine görüntüde dost olduğu kişiler ona sırtını çevirmişti bir kere ve Stacy tekrar eski konumuna gelene dek bu durum kesinlikle değişmeyecekti. Yine de tüm bunların dışında tutunabileceği bir iki şey de yok değildi tabi ki tek gerçek dostu Isabel ve hayatında en çok değer verdiği sevgilisi Dean ve tabi ikizinin ne kadar uğraşırsa uğraşsın kendi gibi kötü olamayacağı düşüncesi. Bu düşüncesi gün geçtikçe inandırıcılığı kaybetse de diğerleri hala değişmemişti aslında Isabel hala yanındaydı ve Dean yanında olmanın dışında şu an karşısında duruyordu. Onunla konuşmak yanında hissetmek bile iyi hissetmesi için bir neden değil miydi? bu soruya evet dese de diğer duygularının bir getirisi olarak kendini kaybetmişti işte deli gibi eline geçirdiği her şeyi fırlatmaya başlamıştı bir şekilde için deki siniri boşaltabilmek için ne denli işe yaradığını ise kesinlikle bilmiyordu. Sadece çığlıklarının arasında tüm eşyaları fırlatıyordu.

İhtiyaç odasının içi bir kaç saniye içinde darmadağın olmuştu aslında vampir hızını kullanmamıştı ya da kullanmış ama fark etmemişti. Çünkü sıradan bir cadı asasız bu denli odayı birbirine katamazdı her halde. Dean sessizliğin içinde onu izlerken sonunda konuşmaya karar vermiş gibi duruyordu ve stacy onu duyar duymaz bir an da eline aldığı son eşyayla olduğu yerde dondu. Cümlesi bittiğin de ise elindeki ona çok yakın bir yere fırlattı ve " Sinirimi boşaltmak için senin bana söyleye bileceğin bir önerin varsa söyle yani kavga etmek istemiyorsan etmeyiz ama şu an birinin gırtlağını sıkmadan nedense sakinleşemeyeceğimi düşünüyorum sence de öyle görünmüyor muyum? " dedi ve masaya yöneldi. Tam eline bir şey alacaktı ki Dean tekrar konuşmaya başlamıştı. Ses tonu her ne kadar dinlendirici bir ton da olsa da söyledikleri işe yaramıyordu tepkisizliği Stacy'yi daha çok rahatsız ediyordu tamam belki söylediklerinde haksızdı Dean'i haksız yere suçlamıştı ama bir gerçek daha vardı. O da şu an bu haldeki kişi ikizi olsaydı Dean bu kadar tepkisiz kalabilir miydi yani onun için neredeyse her şeyi yapardı onu sakinleştirmek için ve bunu başarırdı da peki neden aynı şeyi kendisi için yapmıyor ve sadece tepkisiz kalmakla yetiniyordu. İşte bu düşünce onu çılgına çevirmeye yetiyordu. Dean cümlesini tam anlamıyla ile bitirdiğin de gözlerinin önüne Dean'i kanlar içinde bıraktığı zaman gelmişti. Onu o halde biraz daha bıraksa ya güç bulup etrafa saldıracak yada en kötüsü ölecekti. Bu görüntü suçluluk duymasını sağlamalıydı evet kesinlikle bu olmalıydı ama şu an bu görüntü onu garip bir şekilde neşelendirmişti ve tatmin etmişti saki onu tekrar öyle görmeyi arzuluyormuş gibi. Gözlerinde sinsilik belirmişti ve söylediklerine en ufak bir cevap dahi vermemişti kendini o görüntüye o kadar fazla kaptırmıştı ki şu an tek yaptığı boş gözlerle bakmak olmuştu.

Bu donuk ver durgunluk Dean yanına gelip onun gözlerinin içine bakana dek sürmüştü. Gözlerinde ki sinsiliği bir an bile kaybetmeden onun gözlerinin içine bakıyor ve söylediklerini algılayamaya çalışıyordu. Onu tam anlamıyla anladığında ise " Bende seni seviyorum Dean " dedi ama bu söylediği doğru olmakla birlikte o kadar ruhsuzdu ki Dean muhtemelen ters giden bir şey olduğunu anlayacaktı belki anlamıştı da. Gözlerini ondan bir an olursun bile ayırmadan "Merak etme sakinleşicem bir kaç saniye içinde hiç bir derdin kalmayacak çünkü sana en büyük derdi verenden kurtulacaksın" dedi ve vampir hızında onun yanından uzaklaşarak asasının kendine doğrultu ve " Sectumsempra" diye haykırdı bir kaç saniye içinde tüm bedeni derin yaralarla kan içinde kalmıştı. Vampir olmasından ötürü yaraları iyileşmeye başlamış olsa da besleneemdiği için bu oldukça yavaş gerçekleşiyordu ve aynı zaman da çektiği acı da o denli artıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Cuma 16 Eyl. 2011 - 22:13

Nedenini bilmiyordu ama stacy’nin tepkisiz kalması ona tuhaf geliyordu. İçinde kötü bir his vardı. Son sözlerinden sonra stacy’nin yüzünde oluşan sinsi gülümseme gözünden kaçmamıştı. Dean’ın onu öldürmeye kalktığını hatırlattıktan çok kısa bir süre sonra yüzünde sinsi bir gülümseme belirmişti ve bu durum dean’ın hiç hoşuna gitmemişti. Daha birkaç dakika öncesine kadar ağlayan kişi şimdi sinsice gülümsüyordu. Bu tuhaftı. Ya onunla oyun oynuyordu ya da gerçekten çıldırmış ve bütün kontrolü kaybetmişti. Bazen onu anlayamıyordu. Aslında bazen değil çoğunlukla onu anlayamıyordu. Hareketlerini ve ne yapacağını kestirmek oldukça zordu ve dean çoğunlukla bu konuda zorlanıyordu. Vampirlerin düşünceleri okuyabilme gücü olsa ne güzel olurdu. En azından şuan stacy’nin neler düşündüğünü bilirdi ve ona göre hareket ederdi. Böyle hiçbir şeyi kestiremeden öylece durmak dean’ı deli ediyordu. Şuan stacy’nin onu dinleyip dinlemediğinden bile emin değildi açıkcası… Gözleri boş bakıyordu sanki ve buda dean’ı dinlemediğinin büyük bir göstergesiydi. Ya da dean’a öyle geliyordu bilmiyordu. Kararsız kalmak dean’ı yiyip bitiriyordu ve tabi ileriyi görememekte… Dean ileriyi görememekten nefret ediyordu. Eskiden sürekli planlı programlı yaşayan biri içinse bu gayet doğaldı. Tüm bu düşüncelerinden kurtulup zar zor kendine geldiğinde stacy’nin hala boş boş baktığını fark etti. Vampir hızıyla birkaç adımda stacy’nin yanına giderek onu sevdiğini söyledi. Belki de bu şuan için söylenebilecek en doğru şeydi. Onu seviyordu bunu ona söylemesi gerektiğini düşündü. Berbat bir durumdaydı belki dean’ın onu sevdiğini dean’dan duyarsa en azından dean’ın her zaman onun yanında olacağı gerçeğini görür ve bir nebze olsun kendini iyi hissederdi. Dean gözlerini stacy’nin gözlerine dikti ona söylemek istediği bir sürü şey vardı ama o sessiz kalmakta kararlıydı. Düşünmeye ihtiyacı vardı biliyordu. Stacy’nin bazı şeyleri düşünmesi için biraz sessizliğe ihtiyacı vardı. Kasvet… Etrafa büyük bir sessizlik çökmüştü. Ve bu sessizlik dean’ı her geçen saniye daha da huzursuz ediyordu. Sabırlı olmalıydı biliyordu ama bunu gerçekleştirmek o kadar zordu ki… Evet dean normalde oldukça sabırlı biriydi ama bu gibi durumlarda sabrı çok çabuk tükeniveriyordu özellikle söz konusu sevdiği kişilerse sabır denen şey tam bir işkence geliyordu. Dean tüm bunları düşünürken Stacy konuşmaya başlamıştı. Tüm dikkatini stacy’e verdi. Onu sevdiğini söylemişti. Normalde bu sözcüğü duyunca sevinmesi ya da azda olsa rahatlaması gerekiyordu ama bunların hiçbiri olmamıştı. Aksine söyleyiş tarzı ona daha derin düşüncelere itmişti. Seni seviyorum kelimesini o kadar soğuk ve o kadar ruhsuz söylemişti ki stacy’nin onu sevdiğinden emin olmasa şimdiye kadar onunla sadece oyun oynadığını düşünürdü. Biliyordu stacy’de onu seviyordu bunu daha önce birçok kez gözlerinde görmüştü. Peki bu soğukluk neydi? İnsan aşık olduğu kişiye seni seviyorum derken bu kadar ruhsuz olabilir miydi? Tamam kabul ediyordu kendiside birçok kez seni seviyorum kelimesini birçok kez bu şekilde söylemişti ama gerçekten aşık olmadığı kişilere söylemişti.

Stacy’e bir kere olsun bu kadar soğuk seni seviyorum dediğini hatırlamıyordu. Ters giden bir şeyler vardı. Ne olduğunu ya da neden kaynaklandığını bilmiyordu ama bir şeyler ters gidiyordu biliyordu. Gözlerini stacy’nin gözlerine dikti. Şuan stacy’nin aklından neler geçiyordu merak ediyordu doğrusu… Stacy’nin "Merak etme sakinleşicem bir kaç saniye içinde hiç bir derdin kalmayacak çünkü sana en büyük derdi verenden kurtulacaksın" demesiyle duyduklarına inanamayarak dean’ın ''Ne?'' demesi bir oldu. Ne demek istediğini tam olarak anlayabildiği konusunda büyük tereddütleri vardı. Kimden kurtulacaktı? Ona en büyük derdi veren kişi kimdi ? Stacy bunu söylerken kimi kastetmişti ? Yoksa… Dur bir dakika bu olamazdı. Bu büyük bir saçmalıktı. Düşüncelerden zar zor kurtulup kendine geldiğinde stacy’nin karşısında olmadığını fark etti. Kaşla göz arasında nereye gitmişti? Stacy’nin sesini duymasıyla şok olması bir olmuştu. Büyü yapmıştı… Normal büyücüleri ağır bir şekilde yaralayan bir büyü… Gözlerini sesin geldiği yere çevirdiğinde stacy’i kanlar içinde gördü. Yoo hayır bu olamazdı stacy bunu yapmış olamazdı. Tanrı aşkına ne yapmaya çalışıyordu bu kız böyle? Dean ''Stacy hayır…'' diyerek stacy’e doğru koştu onu yere düşmeden yakaladı. Yaraları iyileşiyordu ama oldukça geç iyileşiyordu ve fazla acı çekiyordu. Dean kendini berbat hissediyordu. Nasıl olmuştu da ona engel olamamıştı. Stacy’i sakinleştiremediğine inanamıyordu. Tabi olayların bu noktaya gelmesine de… Endişeli bir ses tonuyla ''İyi misin?Tanrı aşkına ne yaptığını sanıyorsun sen? '' Dedi. Endişeliydi, öfkeliydi, üzgündü, şaşkındı kısaca tüm duyguları aynı anda yaşıyordu. Stacy’nin daha fazla acı çekmesini engellemek için bileğini ısırıp ona doğru uzattı bundan hoşlanmıyordu oda bir vampirdi ve başka bir vampir tarafından ısırılmaktan nefret ediyordu ama buna mecburdu. Stacy’nin daha fazla acı çekmesini istemiyordu. Belli ki uzun süredir beslenmemişti yoksa iyileşmesi bu kadar uzun sürmezdi ve canı bu kadar çok yanmazdı. Biliyordu stacy oldukça iştahlı bir vampirdi muhtemelen stacy’nin dean’la işi bittiğinde yani karnını doyurduğunda dean oldukça berbat bir durumda olacaktı ama bu umurunda değildi. Kafasını diğer tarafa çeviren stacy’e bakarak ''Ah hadi yapma belliki uzun süredir beslenmemişsin ve fazlasıyla acı çekiyorsun ve ben buna dayanamıyorum ısırılmaktan bende hoşlanmıyorum ama buna mecburuz '' dedi. Stacy birkaç dakika sonra dean’ın kanının kokusuna dayanamayarak dean’ı ısırmıştı. Dean ısırılmanın etkisiyle ''ah…'' diye mırıldandı. Birkaç dakika sonra gözleri yine ani bir şekilde kırmızılaşmıştı. Kendini kötü hissediyordu. Ama bu stacy için gerekliydi bu yüzden kolunu çekme gibi bir girişimde bulunmadı. Nefes alışları anlamsızca sıklaşıp kendini daha da kötü hissetmeye başladıktan kısa süre sonra stacy doymuş olacaktı ki dean’ın görüşü yeni yeni bulanıklaşmaya başladığı anda durmuştu. Görüşü düzelene kadar bir süre sessizce bekledi. Görüşü tam olarak düzeldikten sonra gözlerini stacy’ye dikti iyi görünüyordu. Tamam belki psikolajik açıdan iyi olmayabilirdi ama onun haricinde oldukça iyiydi. Dean’ın gereksiz nefes alışları yavaş yavaş yok olmaya başladığında koyu kızıl gözlerini stacy’nin gözlerinden ayırmayarak ''Tanrı aşkına ne yapmaya çalışıyorsun? Sorunun ne senin? Benim için ne kadar değerli olduğunu göremiyor musun ?'' dedi. Kısa süre sessiz kaldıktan sonra ''Lanet olsun vampir olduğunu bildiğim halde senin için çok endişelendim. Lütfen bir daha böyle bir şey yapma. Hem bir şeylere vurmadan ya da birilerine zarar vermeden sakinleşemez misin sen? '' dedi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra dinlendirici ama bir o kadar yorgun bir ses tonuyla ''Ayrıca evet başlı başına bir sorunsun ama bu sana aşık olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Seni seviyorum ve senden kurtulmak falan istemiyorum aksine senle yaşlanmayı bile düşünebilirim '' dedi. Gülümsemeye çalışarak… Ve stacy’i dudaklarından uzunca bir süre öptü. Bir süre sonra geri çekilerek kızıl gözlerini stacy’nin o içinde kaybolduğu gözlerine dikerek '' şimdi bana söz ver bir daha böyle saçma bir girişimde bulunmayacaksın anlaştık mı?'' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Cuma 16 Eyl. 2011 - 23:17

Lanetle birlikte attığı ilk çığlığın ardından Dean onu yere düşmeden yakalamıştı. Acılar içinde kıvranırken bunu kendine neden yaptığını anlayamaya çalışıyordu. Evet bunu neden yapmıştı neden kendini öldürmeye çalışmıştı aslında tam olarak öldürmeye niyetli olduğu da söylenemezdi. Çünkü gerçekten ölmek istese elindeki asa ile kendine bir lanet yapmak yerine tek yapması gereken şey asayı kalbine saplamaktı. Bir vampiri öldürmenin belki de en basit yoluydu bu kalbine saplanan basit bir tahta parçası. İşte o bunu yapmamıştı tek yaptığı laneti lanet vücudunda onarımı zor yaralar açmıştı. Tabi bu sürekli iyi beslenen bir vampirin üstesinden gelemeyeceği bir şey değildi. Yani bu öyle bir vampire uygulansa sadece acıdan bir anlığına bağırır ve sonrasında yaralarının onarımı seyrederdi ve bu seyirin oldukça kısa süreceği kesindi. Ama onun için yaralarına bakmak seyirden çok ona acı dolu dakikalar vadediyordu ki tarifi imkansız acılar çekiyordu. Laneti uyguladığı anda attığı çığlık neredeyse kulakları sağır edecek kadar güçlüydü ama şimdi acıdan bağıramıyordu bile tek düşündüğü şey acının bitmesiydi hepsi bu öyle ki acıyı geçirmek için asayı büyü yapmak yerine direk kalbine saplamayı yeğlerdi. Tabi kendini iyileştirmek için de bir büyü yapabilirdi laneti tersine çevirebilecek her hangi bir şey ama aklına gelmiyordu. Düşünmek yorucu ve bir kadar da zahmetli olduğun dan o kolay yolu seçerek kalbine asayı saplamayı tercih edecekti tabiki de. Tabi her şey şu an ki Stacy'nin kafasından geçenlerdi bütün krizler yaşadıkları psikolojik olarak o denli yıpratmıştı ki sanki içinde ikinci bir kişilik ortaya çıkmış gibiydi ve bu kişiliğin aklında tek bir şey vardı o da yalnızlığını ölümle ödüllendirmek işte bu nedenle kendine bir an da zarar vermiş olmalıydı. Evet olay kesinlikle bundan ibaretti. Mantıklı düşünmeye çalıştığı ilk anda ise gerçek benliği yavaşça gün yüzüne çıkmış ve Dean e odaklanmıştı. Daha doğrusu onun söylediklerine tüm düşünceler o kadar hızlı bir şekilde kafasından geçmişti sadece bir kaç saniyede. Titrek bir ses tonuyla " Tabiki de iyi değilim Dean " dedi. Sesi öfke doluydu ama bu öfke Dean ya da bir başkasına değildi sadece kendine duyduğu öfkeydi kendini bir kaç gün de nasıl bu kadar berbat bir hale sokmuştu. Kendine duyduğu öfkesi hiç olmadığı kadar büyüktü öyle ki acı çekmeyi bile umursamıyordu ne kadar süreceğini bile umursama dan kanlar içinde bu şekilde kalmayı tercih edebilirdi hatta etmişti de. Ama Dean kendi bileğini ısırıp ona doğru uzattığın da tiksiniyormuşcasına bileğinden uzak durmaya çalıştı.

Kan kokusu tüm benliğini esir almaya başladığın da Dean ısrarlı bir şekilde konuşmaya başlamıştı. O ise yapmayı düşündüğü şey de kararlı olduğundan tabiki reddecekti ama bunu söylemeye fırsatı bile olmadan içgüdüsel bir şekilde Dean'in bileğine çoktan dişlerini geçirmişti. Kanı her içine çekişinde gözleri koyu kızıl bir hal alırken kendini kaybetmeye başlamıştı bile kan dışında hiç bir şey düşünmeden onu emmeye devam ediyordu ta ki tatmin olup doyumuna ulaşana dek. Bu olduğun da neredeyse yaralarının tamamı iyileşmişti bir kaç çiziğin dışında onlarda bir süre sonra yok olmuştu zaten. Şimdi tek yaptığı sessizce Dean'in kendine gelmesini beklemekti. Hala anlamıyordu onu bu kadar severken onu neden bu şekilde üzmeye çalışıyordu daha önce olduğu gibi onu öldürmeye çalışması,acı çekmesini görmek istemesi gerçek olmadığını bildiği halde bir düşünceye takılarak kendini öldürmek istemesi. Onun için gerçekten dertti Dean her ne kadar bunu kabullenmiyor gözükse de durum kesinlikle böyleydi. Belki de ikizini hayatında ilk kez örnek alma gereksinimi duymuştu o da onun değişimine kendini değiştirerek yanıt vermek. Üzgün olmak ya da ağlamak hiç bir şeyi geri getiremezdi zaten geri gelmeyenler aslında etrafında onun hiçte ihtiyacı olmayan lüzumsuz tiplerdi. Sadece yanındakilerle yetinir ve kendini biraz olsun değiştirmeyi başarırsa işte o zaman her şey iyi olacaktı ve bu düşünce ile birlikte buna kendi için de sessizce söz vermişti.

Dean kendine geldiğinde gözlerini bir an olsun ondan ayırmadan onu dinlemeye başlamıştı. Koyu kızıl gözlerinden bile onu sevdiğini belli ediyordu Stacy hiç bir boşluk ve duygusuzluk yoktu bakışlarında. Duydukları ise onu gülümsetmeye başlamıştı Dean onun gerçek aşkıydı o onu ne kadar çok seviyorsa Deanden gördüğü sevgide aynı boyuttaydı. Dean bunu bir çok kez kanıtlamıştı hatta belkide kanıtlamasının gerekmediği kadar çok sayı da. Şu an söylediklerine cevap vermek yerine onu öpmek istiyordu belki de sırf o nedenle sessizliğini bozmuyor ve konuşmaların bitmesini bekliyordu. Tüm konuşmalar bittiği de ise o davranamadan Dean onu öpmeye başlamıştı bile. Bu öpücük tutkulu olduğu kadar bir o kadar da ateşliydi daha önceki öpüşmelerinden belki de en büyük farkı buydu. Dudakları birbirlerinden ayrıldığın da gülümseyerek " Hayır anlaşmadık Dean zaten böyle bir şeyi yapmayacağıma dair kendime bir söz verdim ikinci söze ne gerek var" dedi alaycı bir şekilde ve sonrasında " Seni seviyorum Dean ve merak etme bir daha böyle bir şey olmayacak sanırım bu bir süreçti ve artık hepsi bitti kendinim biraz değiştirerek bu durumun üstesinden gelicem ikizim ve yanında ki yalakalarsa umurumda bile değil " dedi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Alone
Vampir|Hufflepuf IV. Sınıf
avatar

Balık Keçi
Mesaj Sayısı : 87
Kayıt tarihi : 14/04/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   C.tesi 17 Eyl. 2011 - 18:48

Gerçekten onun için çok endişelenmişti. Onun bir vampir olduğunu ve kendine yaptığı büyünün onun hayatını tehlikeye sokmayacağını biliyordu. O bir vampirdi canının acıması asla uzun sürmez yaralarıysa saniyeler içinde iyileşirdi ama yinede endişelenmişti işte… Onu sakinleştiremediğine inanamıyordu. Nasıl olmuştu da onu sakinleştirememişti. Onun kendine zarar vermesini nasıl olmuştu da engelleyememişti. Bu yüzden kendine fazlasıyla kızıyordu. Scarlett’ın daha kötü hallerini de görmüştü stacy’i sakinleştirmeyi ne olursa olsun başarması gerekiyordu. Birilerini sakinleştirip teselli etmeye alışkındı sonuçta değil mi? peki neden stacy’i sakinleştirememişti? Stacy’nin scarlett’tan ne farkı vardı? Dean neden stacy’nin karşısında donup kalmıştı? Stacy’i sakinleştirecek uygun sözcükleri bulmak bu kadar zor muydu? Onu sakinleştirmeyi beceremediğine inanamıyordu. Gözlerini stacy’nin gözlerine dikti. Gözleri hiç olmadığı kadar boş bakıyordu. Bedeni buradaydı ama ruhu kesinlikle burada değildi. Gözleri hala koyu kızıldı ve kendini hala oldukça kötü hissediyordu ama dikkat dağınıklığının nedeni kesinlikle bunlar değildi. Stacy’e bakarken her zaman yüzünde oluşan hafif gülümsemeden eser kalmamıştı. Ona zarar gelmesini engelleyememişti. Kafasında aynı cümle tekrarlanıp duruyordu. Kendini suçlamaması gerektiğini biliyordu. Stacy’nin ne yapacağını kestirmek oldukça zordu ama o onun sevgilisiydi sonuçta onu sakinleştirmesi gerekiyordu. Bunu yapamayacak kadar beceriksiz miydi yani? Normalde konuşacak çok şey vardı biliyordu ama suskunluğunu koruyordu. Bir transa girmiş gibiydi. Etraf derin bir sessizliğe gömülmüştü. Stacy ona gülümsüyordu. Kendini aynı şekilde ona gülümsemek için zorladı ama gülümsemeyi başaramadı. Stacy’nin ilk cümlesinden sonra boş bakan gözlerini stacy’nin gözlerinden bir an olsun ayırmayarak oldukça ruhsuz bir şekilde sadece '' haklısın…'' diyebildi. Haklıydı sevgilisine zarar gelmesini ya da sevgilisinin kendine zarar vermesini engelleyemeyecek kadar beceriksiz birine söz vermek zorunda değildi. Stacynin son sözlerinden sonra aynı ruhsuzluk ve boş bakan gözlerle ''bende seni seviyorum sevgilim. Umarım bu süreç bir daha asla tekrarlanmaz. Çünkü eğer bir daha tekrarlanırsa neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. '' dedi. Seni Seviyorum kelimesini ruhsuzca söylemişti ama bu onu sevmediği anlamına gelmiyordu. Düşüncelerinde boğulduğu için boş bakıyordu gözleri ve bu yüzden ruhsuz davranıyordu. Daha sonraysa '' seni kaybetmek istemiyorum…'' diye mırıldandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stacy Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Terazi Maymun
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 26/01/11

MesajKonu: Geri: Dalgınlık...   Paz 18 Eyl. 2011 - 12:14

Tüm o sinir krizi ve yaptığı şeyin sonrasında kendini oldukça garip hissetmişti acaba ikizinin de başına değişimden önce bu tür şeyler gelmiş olabilir miydi. Muhtemelen bu benzer şeyler yaşadığını tahmin ediyordu çünkü büyük değişimlerin hepsinin öncesi kaosa dayanırdı ve Scarlett'ın böyle olmadan önce muhtemelen Stacy'nin yaptıkları denemişti. Artık emindi belki ikiz oldukları için belki de kendi değişimi nedeniyle.

Sakin tavırlarıyla Dean'in gözlerinin içine bakıyordu kafasının bir şeylerle meşgul olduğu o kadar çok belli oluyordu ki buna kızamıyordu bile. Sonuçta kendisi ile uğraşmanın ne kadar zor olduğunu biliyordu bunun yanında birde ikizi ile uğraşması gerekiyordu ki tek başalrına bile yeterince bela olan ikizlerin ikisi ile uğraşabilmek herkesin yapabileceği bir şey değildi. Yine de Dean bunu bir şekilde başarıyordu ya da başarıyor gibi görünüyordu. Bir şeyler yapamamış olsa dahi hala aklının başında olması yeterli bir durumdu aslında. Boş bakışlarını fark ettiğin de kendine gelmesi adına yavaşça yanağını okşadı dudakların sevgisi dile getirmişti. Gözleri boş olsa da yalan söylemediğini biliyordu zaten son mırıldandığı şeyle birlikte ondan şüphe bile duymaması gerektiğini anlıyordu. Eli hala onun yanağında gözlerini içine bakmaya devam ediyordu hiç bir şey söylemeden bazen sessizlik çok şey anlatabiliyordu ve Dean'in konuşmasa bile onu anladığını biliyordu. Yine de sessizlik çok uzun sürdüğün de can sıkıcı bir hal almıyor da değildi. Bunu hissettiğin de ona sıkıca sarılıp kulağına "Merak etme aşkım beni kaybetmeyeceksin. Yaptıklarım ve seniüzdüğüm her şey için son kez özür diliyorum" diye fısıldadı sonrasında sarılmayı bırakarak onu dudaklarından öpmeye başladı. Az önce söylediği her şeyi mühürlemek ister gibi. öpücüğü elinden geldiğince uzun tutmuştu bittiğin de ise ikisinin de bugün için dinlemeye ihtiyacı olduğu her hallerinden belli oluyordu. Vampir oldukları için bedenen değil belki ama zihinlerini kesinlikle boşaltmalılardı ve Stacy'nin değişimi için gözden geçireceği daha yığınla iş. Gülümseyerek ona bakmayı sürdürürken " Sanırım artık yatakalrımıza dönmenin vakti geldi Dean seni seviyorum iyi geceler" dedikten sonra yanağından öperek koridora kadar ortaka salona kadar birlikte ilerlediler sonrasından ise her ikisi de yatakhanelerinin olduğu tarafa ilerlemeye devam etti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Dalgınlık...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HOGWARTS :: VI. Kat :: İhtiyaç Odası-
Buraya geçin: