AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Düşüş

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Düşüş   C.tesi 25 Haz. 2011 - 13:24

Güne her zamanki gibi başlamıştı tüm hayallerini kaplayan rüyasından uyanarak. Ama tek farkla canı derse gitmek istemiyordu tamam belki normalde derslerle pek alakası olmayan biri gibi görünebilirdi. Aslında kesinlikle öyle görünüyordu, ama yine de Dean ile ders çalışmaya başladığından beri ondan hoşlanmaya başlamasının dışında derslerle de daha fazla ilgili olmaya başlamıştı. Şimdi ise onun başına açtığı derdi düşününce onunla nasıl yüz yüze gelebileceğini kara kara düşünmüştü uzun süre. Derslerde olabildiğince sessiz ve sanki orada yokmuş gibi davranmaya başlamıştı. Dean'in iyi biri olduğunu biliyordu ve tabi ki arkadaşı ama yaşadıkları son olaydan sonra artık arkadaşlar mıydı? işte bundan kesinlikle şüphe etmeye başlamıştı. Arkadaş olmadıklarını düşünmek istemiyordu ondan hoşlanıyor kısmını ise çoktan unutmuştu aslında sevgilisi olduğunu öğrendiği ilk anda bir şekilde kalbinde ki onunla ilgili tüm o hisleri yok olmuştu. Tekrar eskisi gibi sadece arkadaşlık duyguları içinde barınmaya başlamıştı. Ondan özür dilemiş olsa da o gittikten sonra kütüphanede neler olduğunu bilmiyordu. Kim bilir başına nasıl bir dert açmıştı. Ama sonrasından onunla yaptığı oldukça kısa konuşma sonrası hala onunla arkadaş olduklarını öğrenmek içini rahatlatmıştı. Her ne kadar şimdilik ondan özel ders alma gibi bir durumu olmasa da hala arkadaş olmaları onu yeterince mutlu etmişti. Sabahın bu saatinde hayallerinin içinde boğulmuyor olsa da düşüncelerine kafayı taktığında yine bir şekilde kendini kaybetmişti. Bu durumda da yine derse geç kalacaktı. Birden saatine baktığından çoktan giyinmesi gerektiğini fark etti. Hızlı bir şekilde pijamalarından kurtulup formasını üzerine geçirdi. Artık hazır gibiydi aslında hazır olması gerekirdi tabi çantasını akşamdan hazırlamak gibi bir alışkanlığa sahip olsaydı. Hazırlamamak bir yana şu an çantasını nereye fırlattığın dan bile bir haber durumdaydı. Kısa süre odayı birbirine kattıktan sonra sonunda çantasını bulmayı başarmıştı ama tabi tüm uğraşına rağmen sonuçta derse geç kalmayı başarmıştı. Dersliğin önüne geldiğinde kapıyı çalarak içeri girdi Profesörün bakışında ki imayı gördüğünde dili damağı kurumuş bir şekilde yutkunduktan sonra sessizce yerine geçti. Ona oldukça sıkıcı gelen dersin sona erdiğini gösteren zili duyduğunda suratında sonunda diyen bir ifade belirirken gülümsemeye başlamıştı. Kitaplarını tekrar çantasına yerleştirdikten sonra hızla sınıftan ayrılıp odasına gitti.

Odasına vardığında ilk hiç akıllanmayan kafası nedeniyle çantasını yine fırlatmıştı bir yere. Üstelik sabahleyin bulmak için o kadar uğraş vermişti. Kendini yatağına attıktan bir kaç saniye sonra oda arkadaşı kapıdan içeri girip "Selam Elan nasılsın diye sormayacağım ölü gibisin noldu derste sana özel taşmı taşıttılar "dedi. Oda arkadaşı Nina ondan bir yaş büyüktü ve onunla her zaman bu şekilde imalı konuşurdu aslında başta bunları onu kırmak için söylediğini düşünse de arkadaşlıkları ilerledikçe bu yaptığı ve söylediği şeyler ona eğlenceli gelmeye başlamıştı. Hatta bir zaman sonra onunla aynı sınıfta olmamalarına üzldüğü bir olmuştu. Sıkılmış bir surat ifadesiyle " Hayır ne taşı yine profesör den azar işittim" dedi. Nina da neredeyse profesörün yüzünde gördüğüyle aynı surat ifadesini takınmış bir şekilde " Anlıyorum yani yine derse geç kalmayı başardın ne zaman akıllanacaksın sen " dedi. Elan üzgün surat ifadesiyle " Sende mi ya napim fazla dalgınım bu aralar üstelik beni bu sabah uyandırmadın sen " dedi. Bunun üzerine Nina sinirlendiğini belli eden bir ifadeyle " Uyandırmayı denedim ama uyanmadın üstelik akşam bu sabah erken çıkacağımı ve sana uyuya kalmaman konusunda uyarı yapmıştım hatırlatırım her neyse ben çıkıyorum kütüphanede sınıf arkadaşlarımla işim var görüşürüz " dedikten sonra odadan ayrıldı. Gerçekten çok kızdığı belli oluyordu yani cevap bile vermesini beklemeden bu şekilde odadan çıkmak pek adeti değildi Ninanın. O gittiğinde yatağına daha rahat bir şekilde yatarak tavana bakmaya başladı şimdi iki seçeneği vardı ya beyaz tavana bakarak hayaller alemine dalmak ya da odasından çıkarak biraz turlamak. İkincisi ona daha cazip gelmişti odasında hayal kurmayı pek sevmiyordu en çok sevdiği yer ise göl kenarıydı. Dolabının önüne geçip giyecek bir şeyler aradı ama dolapta en az odasının ona kalan bölümü gibi dağınıktı. Bazen bu kadar nasıl dağınıklık yaptığını kendi bile bilmiyordu. Kıyafet yığının arasından kendine siyah bir pantolon ve sarı bir tişört bulmayı başarmıştı sonunda. Kıyafetlerini üzerine geçirir geçirmez ise odasından ayrıldı.

Koridorda ilerlerken her zamanın aksine ayakları onu bahçeye götürmek yerine üst katlara doğru gitmesi konusunda teşvik ediyordu. Koridorda ilerlerken tabloların seslerini duymama başlamıştı hepsi bir şekilde birbirleri ile sohbet ediyordu iki tablo dışında. Konusunu bile tam olarak anlayamadığı bir nedenden ötürü kavga ediyorlardı. Gülümseyerek onları izledikten sonra hareketli merdivenlerin olduğu kata gelmişti. Hareketli merdivenler hakkında bildiği tek şey ise üzerine çıktığında nereye gideceğin konusunda tek söz sahibinin merdivenler olduğuydu. Merdivenin üzerine çıktığında bir basamakları teker teker çıkmıştı son basamağa geliğinde ise merdiven ani bir şekilde hareket etmeye başladığında sıkıca korkuluklara tutundu. Merdiven durduğunda derin bir nefes alarak ilerlemeyi sürdürmüştü ta ki merdiven tekrar hareket edene kadar. Bu durumda çıkmaktan vazgeçip inmeye karar verdi merdivenin hala hareket etmesine rağmen hızla basamaklardan inmeyi başarsa da merdivenin ani duruşu ile birlikte dengesini kaybetti. Kendini toparlamaya çalışsa da bunu başaramayıp öne doğru düştü. Önünde kız mı erkek mi onu tam olarak fark edemediği bir öğrenci vardı. Ona çekil demeyi düşündü ama bunu kelimelere hadi dökemeden onun üzerine yüz üstü düşmüştü. Üzerine düştüğü kişi ile göz göze gelmişlerdi ve bir kız çığlığı duymadığı için onun erkek odluğunu anlamıştı. Canı yanıyordu her ne kadar çocuk düşüşünü yavaşlatmış olsa da canı gerçekten yanıyordu. Ayağa kalkıp kendini toparladıktan " Önüne bakıp yürümeyi bilmez misin? Sen lanet olsun canımda acıyor zaten önümden de çekilmedin kızların üstüne düşmesinden hoşlanıyor musun yoksa böyle bir hobi mi edindin " dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   C.tesi 25 Haz. 2011 - 17:36

Timmy sabahın ilk ışıklarıyla birlikte okula girdi. Yorgundu hem de fazlasıyla yorgundu. Birkaç gecedir doğru düzgün uyuyamıyordu. Derslerde büyük bir dikkat dağınıklığı sorunu yaşıyordu. Ve ne yaparsa yapsın dikkatini derse bir türlü veremiyordu. Aklında dönüp dolaşan sorular, düşünceler ve stacy bir türlü dikkatini dersine vermesine izin vermiyordu. Stacy… Hayır onu artık arzulamıyordu. Ona karşı bir şey hissetmiyordu. Stacy’i her gördüğünde onun dudaklarına yapışma hissi yoktu. O gece bir daha hiç ortaya çıkmamak üzere kaybolmuştu bu hisler. Ona olan ilgisi öfkeye dönüşmüştü. Ondan nefret ediyordu. Bir sevgilisinin olduğunu timmy’e söylemediği için ve onun duygularıyla oynadığı için ondan hiç olmadığı kadar nefret ediyor ve ona büyük bir öfke besliyordu. Ona bir sevgilisinin olduğunu söylemediğine hala inanamıyordu. Bunu nasıl yapmıştı? İnsanların duygularıyla oynamak ona ne kazandırmıştı? Timmy ona ne gibi bir kötülük yapmıştı da stacy onun tüm duygularıyla oynamıştı. Kötü olmaktan ne zevk alıyordu? Eline ne geçiyordu kötü davranınca çevresindekilere? Kaç tane arkadaşı vardı? Gerçekten onu seven ve çıkar sağlamak için ona yanaşmayan… Peki neden hala böyleydi? Okula girdiğinde zorda olsa düşüncelerinden kurtularak etrafa bir göz gezdirdi. Henüz kimse uyanmamıştı. Bu iyiydi. Birilerinin onu görüp koşa koşa profesöre şikayet etmesi asla istemediği bir şeydi. Elinden geldiğince hızlı ama bir o kadarda dikkatli bir şekilde binasına ilerlemeye başladı. Kimseye görünmeden binasına gitmeliydi. Kimsenin gece timmy’nin yatağında olmadığını öğrenmemesi için üzerini değiştirip üniformalarını giymeliydi. Böylelikle herkes onun erken kalkıp derse hazırlanmaya başladığından bir an olsun tereddüt etmeyecekti. Binasına doğru giderken birilerinin ayak seslerini duymuştu. Yatakhaneye dönmek için çok mu geç kaldım? Diye kısa süre saklanarak düşündükten sonra gelen kişinin etrafı bir kolaçan edip geri dönmesiyle rahat bir nefes aldı. Adımlarını daha da hızlandırmaktan ziyade artık koşmaya başlamıştı. Uzun bir koşunun ardından kimse görmeden yatakhanesine vardığında derin bir nefes aldı. Yakalanmadığı için kendini şanslı bile sayabilirdi. (Ondaki de ne şanstı ama ) Hızla dolabını açıp üniformasını çıkartarak üzerini değiştirdi. Saçlarını ve üniformasını düzelttikten sonra dolabının üzerinde yazan kitapları acele etmeden bulmaya başladı. Arkadaşları uyanmaya başlamıştı ama sorun değildi. Üzerindeki kıyafetlerden kurtulup üniformasını tam zamanında giymişti. Yeni yeni uyanan arkadaşlarına sahte bir gülümsemeyle günaydın dedikten sonra kitaplarını alarak yatakhaneden çıktı. Büyük salona inip kahvaltısını etti ve günün ilk dersine girdi. Dersi dinlemekten çok dinliyormuş gibi yapıyordu ama sorun değildi. Dersleri stacy’e rağmen yeterince iyiydi. Birkaç dersi kaçırmak onun için çokta büyük bir sorun sayılmazdı.

Tüm gün bu ruh haliyle derslere girip çıktıktan sonra sonunda son dersinde zili çalmıştı. Sabırsızlıkla beklediği son zil... Aslında derslerden pek sıkılan bir öğrenci değildi. Fakat birkaç gündür ders dinleme aşkıyla yanıp tutuştuğu da söylenemezdi. Kitaplarını alarak hızla derslikten ayrıldı. Profesör çıkmadan önce dersten ilk çıkan kişi o olmuştu büyük ihtimalle ama kimin umurundaydı iyi öğrenci tavırları sergileyecek kadar sabrı kalmamıştı. Son zili bile zor beklemişti. Binasına gidip eşyalarını yatağının üzerine rastgele fırlattıktan hemen sonra üzerini değiştirdi. Çok düzenli biri olmasına rağmen bu gün her günkü gibi titiz davranmıyordu. Arkadaşlarıyla zoraki bir şekilde kısa süre muhabbet ettikten sonra kütüphaneye gidip ders çalışması gerektiğini söyleyerek yanlarından ayrılmıştı (Tabi bu büyük bir yalandı. Tek amacı onlardan kurtulmaktı ve amacına ulaşmıştı. ) Binasından çıktıktan sonra hızla merdivenlere yöneldi. Yalnız kalmak istiyordu ve ne yazık ki seçenekleri oldukça kısıtlıydı. Ya göl kenarına gidecekti ya bahçeye çıkacaktı ya da gerçekten kütüphaneye gidecekti. Biliyordu kütüphane fikri kulağa baya itici geliyordu ama öğrencilerin ders çalışmaktan pek hoşlanmadığı da bir gerçekti. Aslında şöyle bir düşününce bir alternatifi daha vardı. Oda boş derslik… Adı üzerindeydi boş bir derslikti ve öğrencilerin pekte ilgisini çeken bir yer olduğu da söylenemezdi. Yalnız kalmak için oldukça uygun bir yerde kapıya bir kilit büyüsü yaptıktan sonra istediği kadar orda kalabilirdi. Ve kimse de onu rahatsız edemezdi. Hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Yolda ve merdivende karşılaştıklarına merdivenlerden inerken zorunlu olarak başıyla selam vermeyi de ihmal etmedi. Bu merdivenlerden nefret ediyordu ama mecburi sürekli kullanıyordu. Bir merdiven daha bitmişti. Merdivenler harekete geçmeden bir merdiven faciasından daha son anda kurtulmuştu. Sürekli hareket etmeleri sinir bozucuydu. İnsan gideceği yere bir türlü gidemiyordu sırf bu yüzden… Tekrar merdivenleri kullanmak için onların durmasını beklerken kendini bir anda yerde buldu. Kafasını sertçe yere çarpmış olmanın verdiği etkiyle ''ahhh'' diye bağırdı. Tanrı aşkına neler oluyordu? Bu da neydi şimdi? Gözlerini araladığında üzerinde bir kızın olduğunu gördü. İçinden '' Ah harika merdivenleri kullanmaktan aciz bir öğrenci daha '' diye geçirdi. Öğrenciler genel olarak sık sık merdivenlerde düşme tehlikesi atlatır ya da şu an üzerinde olan kızlar gibi düşer tabi öğrencilerin çoğunluğu direk yere düşse de bazıları şuan üzerindeki kız gibi başka öğrencilerin üzerine düşebiliyordu. Üzerindeki kıza sinirle bakarak üzerinden kalkmasını bekledi. Üzerindeki kız kalktıktan sonra yerinden doğrularak başını ovuşturdu. Kıza büyük bir sinirle bakmaya devam ediyordu. Özür dileyecek olması dikkatsiz olduğunu değiştirmiyordu ve kesinlikle üzerine düşmek için yanlış kişiyi seçmişti. Ve timmy’ninde kesinlikle yanlış zamanına denk gelmişti. Timmy kızın ilk sözlerinden sonra büyük bir sinirle ayağa kalkmıştı. Hem üzerine düşen kendisiydi hem de timmy’i suçluyordu. Olacak iş değildi. Bu ne hadsizlik ne kendini bilmezlikti böyle… Özür dilemesi gerekirken birde pişkin pişkin onu azarlıyordu. Kızın söyleyecekleri bittikten sonra büyük bir sinirle ''Bana bak üzerine ben düşmedim sen benim üzerime düştün yani dikkatsiz olan sensin… Biraz önüne bak yaha hatta sen bence varya yürüme dersleri falan al merdivenlerden inip çıkma konusunda ne kadar becerikli olduğun ortada sonuçta üzerime düştün birde özür dileyeceğine utanmadan beni suçluyorsun'' dedikten sonra kıza bakarak ''Önce yürümeyi öğren sonra suçu karşındakine yıkmaya çalış ''dedi. Ardından küçümseyerek bakarak '' Ayrıca boş zamanlarımda senin gibi ukala kızların düşüşünü yavaşlatmak gibi bir hobimde yok düşerken en azından çığlık falan atsaydın sesin geldiği yöne baktığımda düştüğünü görür önünden çekilirdim sende direk yere düşerdin böylelikle senin altında kalıp kafamı senin yüzünden yere vurmazdım '' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Salı 5 Tem. 2011 - 16:30

Düştüğü anda çocukla göz göze gelmişlerdi ve daha da ötesi neredeyse burunları birbirine değecek kadar yakın bir mesafede. Sırf bu nedenle canı çok acıdığı halde kendini bir an önce toparlamaya çalışmıştı ve sonuç olarak da bunu başarabilmişti. Canı yandığı için yüzünde bunu belirten bir ifade oluşmuştu ta ki çocuğun yüzünde ki ifadeyi görene kadar aslında hatalı olduğunu bildiğin den ondan özür dilemeyi başta istemişti. Ama çocuğun surat ifadesini gördüğünde bundan vazgeçti. Garip bir şekilde bu bakışlardan rahatsız olmuştu, bakışlarından anladığı tek şey hadi benden özür dile de kaybol ortadan ifadesiydi. Sırf bu ifadeden ötürü yüzünü sinirli bir biçime getirerek çocuğu gıcık etmek istercesine konuşmaya başlamış ve bitirmişti. Çocuğun rahatsız olduğunu ise anlamak için yüzüne bakmaya bile gerek yoktu. Yani karşısında ki kişiden özür bekleyen biri üstüne üstlük kendini haklı göstermeye çalışıp sizinle ona göre konuşmaya başlarsa her insan mutlaka bu duruma sinir olurdu. Tıpkı karşısında duran öğrenci gibi. Çok geçmeden çocuk büyük bir sinirle konuşmaya başlamıştı. Kelimeler tek tek ağzından sinirle dökülürken ondan korkmalı mı yoksa sinir edecek bir kaç davranış daha sergilemeli miydi? doğrusu karar verememişti. Yine de gerçek olan bir şey vardı o da çocuğun söylediği laflara sinir olduğu gerçeğiydi. Çocuğun konuşması uzamaya başladığında ise neredeyse bir anlığına kendi hayal dünyasına dalacaktı neyse ki tam zamanında kendine gelmeyi başarmış ve anı anda çocuk konuşmayı kesmişti. Sinirli bir şekilde " Tamam dikkatsiz olan ben olabilirim ama bu durumda illa senden özür dilemem mi gerekiyor ne oldu özür isteyen bakışlarına karşılık bulamadığın için mi bu kadar sinirlisin ayrıca bütün sorun bu aptal merdivenlerde birden hareket ettiği için dengemi sağlayamadım hepsi bu" dedi. Çocuğun küçümseyen bakışları ise onu daha fazla sinirlendirmişti aslında şimdilik cici kızlık yaparak gerçekten özür dileyebilirdi ama bu bakışlar. Çocuk her nasıl oluyorsa sadece bakışları bile onu sinir etmeyi başarıyordu. Çok geçmeden sinirli tavırlarla " Hobim yok diyorsun ama sanırım çığlık atan kızlarla ilgili bir hobin var öyle mi eh en azından bir hobinin ne olduğunu öğrenmiş oldum. Ayrıca düşerken korkmadım çığlık atma gibi bir derdim de yok o yüzden hem önümden çekilmeyerek zaten bunu hake etmiştin canıma değsin. Hem burada canı tek yanan sen değilsin " dedi. Konuşmasının ardından elini koluna götürerek ovmaya başladı. Çocuğun üstüne düştüğün de yere sertçe vuran tek kısmı koluydu ve bu yüzden çok acıyordu. Hatta elini çektikten sonra morarmış olduğunu gördü. Sanki sakarlıkları yetmiyormuş gibi açık tenli oluşu her sakarlığının sonunda vücudunun ya çok çabuk kızarmasını ya da morarmasına neden oluyordu. İşte gerçekte lanet okuması gereken sorun buydu, yani koca okulda kolu morarmış ya da kızarmış gezen kaç öğrenci vardı ki tabi birinci sınıflar dışında.

Aralarında oluşan kısa sessizliğin ardından artık çocuğu görmezden gelmeye başlamıştı ve sırf bu görmezden gelmenin bir getirisi olsa gerek garip bir hayaller kervanının içinde buldu kendini. Hayalinde gene Dean vardı ama eskiden farklı bir şekilde artık ona karşı arkadaşlıktan öte hissettiği hiçbir şey hissetmiyordu. Sanki içinde ki aşk sandığı o duygu bir anda buhar olup ortadan kaybolmuş gibiydi. Hayalin de Dean ona ders anlatıyordu aslında anlatmaya çabalıyor demek daha doğru olurdu. Çünkü hayal dünyasının için de bile başka bir hayal dünyasını bulmak mümkündü. Sonuçta onun sahip olduğu hayaller sınırları çizilemeyecek kadar geniş bir yer kaplıyordu. Hayali başta sıradan bir gününü kapsıyor gibi görünse de bir kaç saniye de Dean'i hayalinin içinde ki başka bir dünyaya çekip götürdüğün de hayalinin eğlenceli kısmı başlamıştı. Aklında kurduğu garip hayallerle bakışları giderek donuklaşmaya başlamıştı. Yani şu an onu gören biri muhtemelen onun bir ruh olduğunu ya da cansız bir bedene sahip olduğunu düşünürdü. Cansız beden kısmı ise şu an ki duruma daha fazla uyuyor olmalıydı çünkü ruhu sanki bedenin den ayrılarak o hayal dünyasının içine hapsolmuş gibiydi. Ta ki arkasında bulunan hareketli merdivenlerin yeniden hareket etmesi ile birlikte çıkardığı sesi duyana dek bu olduğunda başını hafifçe sallayarak Timmy ile göz göze geldi. Ama nedenini anlamadığı bir neden den ötürü başının döndüğünü hissetmişti. Bu yüzden öne doğru bir kaç adım attı kendine oturabileceği bir yer bulmak için çok geçmeden bulmuştu da hareketli merdivenlere gelmek için kullanılan sabit basamaklar oturmak için gayet uygun görünüyordu ki oraya doğru attığı ikinci adım da sendeleyerek yere yığıldı. Bir kaç saniy eiçin de kendini tamamen kaybetmiş, kendinden geçmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Paz 10 Tem. 2011 - 16:17

Timmy kızın söyledikleri karşısında sinirden deliye dönmüştü hala kızın bu kadar pişkin davranabilmesi sinirlerini bozuyordu. Elinden geldiğince sakin olup tepkisiz kalmaya çalışıyordu fakat bunu ne kadar başarabildiğini bilmiyordu. En azından hala kızı merdivenlerden itmemişti ya da ona büyü yapmamıştı bu da henüz kendine ve sinirlerine hakim olabildiğinin büyük bir göstergesiydi. Kızın ilk birkaç cümlesini hatırlayarak ona sinirle baktı. Şuan gerçekten karşısındaki kızın özür dilemeyi bilip bilmediği konusunda tereddüde düşmüştü. Belki de kız şu bilindik aptal sarışın tabirine oldukça uyduğu için böyle düşünüyordu. Kızın tartışmanın ortasında sessiz kalarak donuk donuk bakmasıysa arada sırada burada olmayabildiğinin bir göstergesiydi. Ya fazla düşünceli ve dalgındı ya da aptal sarışınlara özgü hayal perestliği devreye girmişti. Timmy şuan için kızın ikinci seçeneğe daha yatkın olduğunu düşünerek oluşan kısa sessizlikte Kıza küçümser bir edayla gülümsedi. Kafasına özür dilemesi gerektiği gerçeği ne zaman dank edecekti merak ediyordu doğrusu… Sonuçta kendi dikkatsizliği yüzünden timmy’nin üzerine düşmüştü. Timmy onun yüzünden yere düşmüştü bu yüzden özür dilemeliydi. Kendi dikkatsizliğinin bedelini en azından küçük bir özür dileyerek ödemeliydi. Aslında aklı bu olayın neden bu kadar büyüdüğü sorusuna takılı kalmıştı. Özür dilemek neden bu kadar zordu kız için merak ediyordu. Halbuki Timmy’nin üzerinden kalkar kalkmaz kendini savunmaya geçip tüm olanlar için timmy’i suçlamak yerine ondan özür dileseydi olaylar asla bu kadar uzamazdı diye düşünüyordu. Ama belki de uzardı. Timmy’nin özür dilese bile ona ters bir cevap vereceği gayet açıktı olay yine ne olursa olsun her iki türlüde uzayacaktı büyük ihtimalle yine de belki de uzamazdı düşüncesi kafasını kurcalıyordu. Kızın sonunda konuşmaya başlaması üzerine gözlerini kızın gözlerine dikti. Yine ne tür şeyler saçmalayacağını merak ediyordu. Kızın ilk sözlerinden sonra yüzündeki sinirli gülümseme daha da artmıştı. Bu kız gerçekten sinirlerini bozuyordu. Aptal sarışınlardan olabilirdi ama kabul etmeliydi ki sinir bozuculukta üzerine yoktu. Kızın lafını bitirmesini bile beklemeden '' Evet dikkatsiz olduğun ve üzerime düştüğün için özür dilemelisin… Senin yüzünden yere düştüm yani benim yere düşmem tamamen senin yüzünden oldu bu yüzden evet özür dilemelisin… Normal insanlar bak normal kelimesini altını çizerek söylüyorum başka bir insan kendisi yüzünden yani kendisinin sebep olduğu bir nedenle başına herhangi bir şey gelirse ya da karşısındakinin üzerine düşerse özür diler. Bu kural gibi bir şeydir ama senin bundan haberin olduğunu pek sanmıyorum hala pişkin pişkin karşımda konuştuğuna göre…'' dedi.

Kızın diğer zırvalamalarını da dinledikten sonra gözlerini yere devirerek derin bir nefes aldı ve ''Bak son kez söylüyorum kızların ister çığlık atsın ister atmasın düşerken düşüşünü yavaşlatmak gibi bir hobim yok düşerken en azından bir hey çekil önümden tarzında bir şeyler söyleseydin düştüğünü görür önünden çekilirdim. Sessiz kalıp üzerime düşmek için bekleyen sensin birde senin düştüğünü görmedim diye beni suçluyorsun yahu olacak iş değil. Nerden biliyim ben senin üzerime düşeceğini günün 24 saati acaba üzerime birileri düşer mi ya da düşmek üzeremi diye etrafıma sürekli bakarak paronayak bir şekilde dolaşmıyorum doğal olarak '' dedi. İç çekerek ''Ayrıca düştüğünü fark etseydim emin ol öylece durup üzerime düşmeni beklemez anında önünden çekilirdim. '' dedi. Kıza laf anlatmaya çabalamanın bir işe yaramayacağını düşündüğü halde yine de cevap vermeden duramıyordu. Sessiz kalmak doğasında yoktu. Elinde değildi istemese de cevap veriyordu. Kızın tekrar donuk bir şekilde bakmaya başlamasıyla elini başı ağrıyormuşçasına alnına götürerek bir süre sessiz kaldı. Kesinlikle boşa zaman harcıyordu. Kıza bir şeyler anlatmak imkansızdı. Tartışmanın ortasında bile dalıp gidebilen birine ne anlatılabilir di ki… Timmy hareketli merdivenlerin tekrar harekete geçmesiyle beraber dağılan dikkatini tekrar toparlamayı başararak kıza baktı. Oda kendine gelmiş garip dalgınlığından sıyrılmıştı. Bir an timmy’le göz göze gelseler kız hiçbir şey dememişti. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu düşündü bir an için ama bu uzun sürmedi. Kızın harekete geçmesiyle beraber son bulmuştu. Sessizce kızı izlemeye başladı. Kız bir adım attıktan sonra sendelemişti. Timmy kızın artık sakar olduğunu düşünmeye başlamıştı. Hatta düşünmeyi bırakmış artık kesin emin olmuştu. Kız çok geçmeden yere yığılmıştı. Başta timmy kızın iki adım atamayacak kadar beceriksiz ve bir o kadarda sakar olduğu için yere düştüğünü sansa da kızın yerde hiç kıpırdamadığını görünce hızla yanına gitti ve kızı kollarının arasına aldı kıza tam olarak ne olduğunu ve ne yapacağını bilmiyordu. Bu yüzden bayılmış olabileceğini düşündüğü kızı hafifçe sarsarak ''Hey iyi misin... Bana bak kendine gel… Uyan…'' dedi. Bir süre acaba yardım bulabilir miyim diye etrafa bakındı ama etrafta onlardan başka kimse yoktu. Kıza bakarak ''Kahretsin tüm aksiliklerde beni bulur zaten normalde etraf öğrenci kaynar ama ihtiyacın olduğunda sana yardım edecek kimseyi bulamazsın'' dedi. Kızı tekrar sarsarak '' Hey uyan. Kendine gel. '' dedi. Kızı revire götürmeyi düşünürken kız gözlerini aralamıştı. Rahat bir nefes alarak ''İyi misin? Seni revire götürmemi ister misin?'' diye sordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Perş. 18 Ağus. 2011 - 21:29

Yavaşça yere yığılmış olsa da düşmenin etkisi ile başını yere çarpmıştı. Zaten az önceki düşüş nedeniyle canı yanmışken şimdi bu düşüşle beraber gözünü açtığın da kendini daha da kötü hissedecekti. Peki ama neden bayılmıştı ki bayılmak için az önce ki çarpışma dışında bir nedeni yoktu hem hiç. Her hangi bir hastalığı yada yanlışlıkla içtiği bir iksir bunlardan hiç biri olmamıştı sadece bir anda kendini kaybetmiş ve kendinden geçmişti. Kendini kaybettiği ilk saniye de büyük bir boşluğa çekildiğini hissetmişti. Büyük, karanlık ve dipsiz bir yere. Kafasının içinde hayalleriyle karışık bir çok kare oluşmaya başlamıştı ve bunların hiç biri iyi hissettirmeye neden olacak karelerden değildi. Daha çok etrafındaki karanlığı besleyen bir çeşit kabuslar topluluğuydu ve geçen her saniye bu topluluk giderek artıyordu. Tabi bu şekilde ki hızlı artışın en büyük nedeni hayalperesliğin verdiği bir çeşit alışkanlık olmalıydı tek fark her zaman iyi yönde kurulan hayallerin yerinde içinde sakladığı en büyük korkularının olmasıydı. Bu korkular oldukça eskiye dayanan yaşadıklarını kapsıyordu aslında. Şimdiki haliyle elan hayaller ülkesinde yaşayan bir barbie bebeğe benziyordu ama önceleri çok farklıydı bir barbie bebekten çok külkedisinin üvey annesine benziyordu. Hayatı o dönemlerde o kadar karmaşık ve karanlıktı ki aslında kendini bilmezliğin içine düşmüş denilebilirdi. Çocukluğunun büyük bir bölümü ölüm yiyenlerin arasında geçmişti. Ailesi öldükten sonra onu yaşayan tek akrabasına teslim etmeyi uygun görmüşlerdi; Amcasına.... Amcası o dönem her hangi bir büyücü ya da cadının korkulu rüyası olan ölüm yiyenlerin en kötüsüydü. Zevk için ailelere eziyet edene çeşitli lanetlerle muggle ya da büyücü ayırmaksızın zevk için cinayet işleyen biri. Elan onun eline anne ve baba dışında başka bir kelime söyleyemeyen küçücük bir bebekken verilmişti. Sürekli gülücükler saçan küçük bir bebek anne ve babasının başına gelenlerden habersiz.

Amcası ile geçirdiği bir ayın sonunda ise öğrendiği ilk kelime yasaklı lanetlerden biri olan crucio olmuştu ve sonraki yıllarda amcasının hem arkadaşı hemde ortağı olmuştu. Asası olmamasına rağmen onu iyi bir ölüm yiyen yapabilmek adına sürekli yanında gezdirmeye başlamıştı. amcası içindeki kötülüğe ve yaptıklarına rağmen ona bir kez bile kötü davranmamıştı aralarında hiç bir zaman amca yeğen ilişkisi olmamıştı onlar hep arkadaşlardı ve tabi amcasının en büyük suç ortağı elan dan başkası değildi. Öyle ki bazen kurbanlara tuzak kurmak onları yanlarına çekmek adına bir çok kez elan büyük bir rol oynamıştı. Küçük bir cadı adayından kim şüphe edebilirdi ki üstelik yaptıklarına rağmen sarı saçları ve parıldayan gözleri ile sevimli bir cadıya benziyordu. Yaptıklarının yanlış olduğunu bilmeden amcası ile yaşamaya devam etmişti ta ki amcası bir gece yarısı öldürülene kadar. Ölümünü hiç bir şey yapamadan sadece izlemişti gözlerinden belki de ilk kez dökülen yaşlar ve duyduğu üzüntü ile onu öldüren seherbazın yanına gitmişti. Ona ne söylediğini şu an bile anımsıyordu onu kötü biri olarak görmüştü ve bu kötülüğü yapmasının bedeli ödeyeceğini söylerken aslında kendisinin şeytanın en büyük çırağı olduğundan habersizdi. Seherbazda bunun farkında olmalıydı ki onun bu dediklerine aldırmadan onu yanına almayı ve ona yanlış bildiği bu hayatı yeniden öğretmeyi kendine görev edinmişti.
.......
Görüntülerin arasında duyduğu sese irkilerek kulak verdi bir anda benliğinin yavaşça uyandığını hissediyordu. Gözlerini açtığı ilk anda tüm o kareleri bir daha görmek istemediği bir şekilde tekrar geriye gömdü. Şimdi ise aklında sadece o seherbaz vardı daha doğrusu çok sevdiği değerli babası. Onu düşünüyordu çünkü eski benliğinin uyanmaya çalıştığını hissediyordu işte buna asla izin vermemeliydi vermeyecekti de. Sonrasında kendisi sarsarak kendine getirmeye çalışan çocuğa baktı ve " Beni sarsmayı keser misin? İyiyim kendimdeyim revire gitmeye de ihtiyacım yok " dedi. Çocuktan destek alarak yavaşça ayağa kalktı daha iyimser bir tavır takınarak "Bugün ikinci kez başına bela olduğum için özür dilerim " dedi. Daha önce yaptıkları tüm o ukalaca konuşmaları bir kenara bırakmıştı hatalıydı baştan bu hatasını neden kabul etmediğini bile bilmiyordu belki de o da tamamiyle eski benliğinin bir oyunuydu kim bilir ama şimdi kendindeydi yani yenilenene elandı. Tekrar barbie olmuş ve gülümsüyordu.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Ptsi 22 Ağus. 2011 - 20:25

Timmy gözlerini az önce onu bir kaşık suda öldürebilecek kadar sinir olduğu kıza dikti. Birkaç dakika öncesine kadar öldürmek istediği kız için endişeleniyordu. Bu huyunu sevmiyordu. Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmeden duramıyordu yardıma ihtiyacı olan kişi baş düşmanı bile olsa… Daha birkaç dakika önce onu merdivenlerden itmeyi düşünüyordu oysaki şimdi ise onu revire götürmeyi teklif etmişti. Bazen kendini bile şaşırtabiliyordu. Kızın mavi gözlerine dalıp gitmişti bir anda. Neden bilmiyordu ama tüm belalar onu buluyordu. Tıpkı şuan karşısında duran bela gibi. Kafasında bin bir türlü düşünce varken ve en yalnız kalmak istediği anda bu kız çıkmıştı karşısına sanki yeterince sorunu yokmuş gibi daha stacy’le olan olayları üzerinden tam olarak aramamıştı bile…Üstelik kızda tam bir baş belasıydı. Hakkını yememeliydi insanları çileden çıkarmak konusunda oldukça başarılıydı her ne kadar merdiven kullanmak konusunda oldukça başarısız olsa da.Gerçi uzaktan bakıldığında pekte sorun çıkaran birine benzemiyordu. Onunla bu şekilde tanışmasalardı onun sevecen ve iyi biri olduğunu bile söyleyebilirdi ama kesinlikle öyle değildi. . O iyi gibi görünen görüntüsünün altında tam bir süpürgeli cadı yatıyordu. Kızın ilk sözlerini hatırladı. Ona yardım etmeye çabalayan birine ne kadarda kötü davranıyordu. Bu kız tam bir belaydı.

İçinden ''Kesinlikle yardım etmemeliydim niye yardım etmeye çabalıyorum ki zaten '' diye geçirdi ve daha sonra sinirle ''Sana yardım etmeye çalışanda kabahat zaten niye yardım etmeye çalışıyorum ki sen kendi başının çaresine bakabilirsin nasılsa… Senin için endişelenende suç… Gözlerini açar açmaz insanı tersliyorsun ama şaşmamalı değil mi üzerine düştüğü için özür dilemeyen birinden nezaket bekleyemezsin sonuçta yardım etmeye çalıştığım için üzgünüm küçük hanım ''diyerek ayağa kalktı. Bu kız cidden sinirlerini bozuyordu. Üzerine düştüğü için özür dileme kısmını çoktan geride bırakmıştı ama bu konu kesinlikle göz ardı edilemezdi. Ona yardım etmeye çalışıyordu. Onun için ne olursa olsun endişelenmişti. Bu şekilde ters bir cevabı hak etmemişti.Boş gözlerle kıza bakarken kızın özür dilediğini duydu. Kulaklarına inanamamıştı özür diliyordu. Şaşırmıştı. Ukalaca cevap vermesini beklemişti ondan oysa o özür dilemişti. Biraz şaşkın bir şekilde sessizce kıza baktıktan sonra ''Önemli değil bende sinirliydim sanırım bende biraz abarttım tabi senin tepkilerinde üzerine tuz biber oldu ya neyse '' dedikten sonra derin bir nefes aldı ve ''Şey az önce fazla sert çıkıştığım için bende üzgünüm. Neyse iyi olduğuna sevindim '' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Louise Elan Madison
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Aslan Maymun
Mesaj Sayısı : 70
Kayıt tarihi : 01/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Salı 23 Ağus. 2011 - 19:39

Gözlerini açarken geride bıraktığını sandığı karanlık benliği daha ilk saniye de kendini yeniden göstermiş ve ona yardım etmeye çalışan kişiyi terslemişti. Tamam şimdiye dek yaptıkları için bu benliği suçlayamazdı canının sıkıntısını ve hissettiği acıyı sadece karşısındaki çocuktan çıkarmaya odaklanmıştı hepsi bu hem de hiç yapmaması gerektiğini bildiği halde. Zaten sonrasından neden yapmaması gerektiği gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpmıştı baygınken gördüğü anıları neden cici kız olması gerektiği anlatıyordu ona. Her şey den önemlisi hatta verdiği karadan bile daha önemli bir şey vardı oda babasına verdiği söz. Onunla ilk karşılaştığı anı asla unutmayacaktı ve tabi ona katil çocuk aklıyla söylediklerini de bunlar büyüdükçe için de daha büyük bir yük halini almıştı ama o hiçbir zaman bunu yük olarak görmemesi gerektiğini söylüyordu çünkü onu yaptıklarına amcasına yardım etmiş olsa dahi hala küçük bir çocuğun sahip olduğu masumiyete sahip olduğunu söylemişti. Sonuçta çocuk aklıyla yaptıklarını sadece eğlence olarak yapıyordu amcasıyla oynadığı bir oyundu her şey ama sonrasında oyunun altında yatan gerçek amcasına yardım ederken kendi gibi kaç çocuğu annesiz ya da babasız bırakmıştı. İşte bunları düşünmek onu yoruyordu derin bir nefes aldı tüm ciğerlerini dolduran havayı tekrar dışa verdiğin de ise artık hiç bir şey düşünmüyordu ve çocuğun konuşmasıyla düşünmeyi kesin anlamada bırakmıştı aslında bu durumda ona teşekkür etmeliydi ama çocuğun sinirli tavırları ve sarf ettiği sözlere bakılırsa en akıllıca olanı sessizce beklemekti ve oda bunu yapmaya başladı.

Çocuk cümlesini tam anlamıyla bitirdiğinde nedensizce içten içe gülmeye başladı bu normal miydi? Cevabı bilse de bugünü geçmişi yerine anormal biri gibi yaşamayı tercih ederdi. Çocuk konuşmayı bitirdiğinde ise en başından beri beklediği özür kelimesi dudaklarından bir çırpıda çıkıvermişti. Artık çocuğu sonunda rahatlatmış olduğunu düşünüyordu sadece iki kelimeyi söylememek için ne kadar da fazla dil dökmüştü. Şimdi söylediğine göre artık ayrılabilirler diye düşünmeye başlamıştı. Herkes kendi yoluna o hayal dünyasına doğru uzaklaşmayı aklına getirdiğinde çocuk yeniden konuşmaya başlamıştı ve onu dinlemeye başladığı anda bir anda onunla göz gelmişlerdi. Gözlerinin içine bakarak onu dinliyordu onunla kavgaları nedeniyle sahip olduğu ön yargı sadece tek bir bakış silmeye yetmişti, tüm o sözlerin ardından karşısında ki kişi oldukça iyi biriydi. Tüm çabasına rağmen onun olamadığı kadar iyi biri tabi bu tamamen kendi görüşüydü çünkü onu herkes iyi ve cici kız olarak görürken onlara içinde yatan gerçek yaratığı anlattığında kimseyi inandıramazdı her halde. Konuşmasına tamamlandığında gözlerini ondan ayırdı " Üzgün olmanı gerektirecek bir durum yok ortada suçlu bendim az önce ki çıkışlarım ise bu aralar çok garip günler geçiriyorum ve bu bende garip bir asabiyet yaptı. Bir yerlerden patlak vermesi gerekiyordu ama bu durum sende patlak verdiği için üzgünüm" dedi. İçten içe gülümsemesini dışa vurmaya başlamıştı. Yüzünde en cici kız gülümsemesiyle " Bende iyi olduğuma sevindim yani kötü bir durumda olsam birde beni revire götürmen için başına iş açacaktım " dedi. Sonrasında artık onun adını bilmesi gerektiğini düşünmeye başladı az önceki bakışmaların da garip bir şeyler hissetmişti. Daha bir kaç gün önce Dean'e duyduğu sandığı garip hislere benziyordu ama sadece benziyordu ortada kesinlikle kesin bir şey yoktu. " Bu arada adım Louise Elan hangi ismimi söylemek istersin bilmiyorum gerçi duruma bakılırsa beni bir daha görmek isteyeceğini bile sanmıyorum " dedi gülümsemesini hiç eksiltmeden.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Timmy Taylor
Grryffindor V. Sınıf
avatar

Ikizler Maymun
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 12/06/11

MesajKonu: Geri: Düşüş   Cuma 16 Eyl. 2011 - 23:43

Timmy sadece birkaç dakika içinde bambaşka biri olmayı başaran kızı uzun süre inceledi. Garipti ama ona karşı duyduğu öfke neredeyse tamamen yok olmuştu. Ona artık yürümeyi bile beceremeyen 1. sınıf bir aptal sarışın gözüyle bakmıyordu. Hoş bir kız olduğunu düşünmeye başlamıştı. Hatta o az önceki kibirli halini saymazsak baya iyi bir kız olduğu bile söylenebilirdi. Sadece fazla saftı. Konuşmanın hatta kavganın ortasında dalıp dalıp gitmelerinin sebebini buna bağlıyordu. Gözlerini kızın o deniz mavisi gözlerine dikti. Gayet sakin cici bir kızın gözleriydi. Ama bazen o deniz mavisi güzel gözler yerini gece mavisine bırakabiliyordu. O zamanda az önce kavga ettiği kız çıkıyordu ortaya ya da ona öyle gelmişti tam olarak bilemiyordu. Açıkçası az önce kavga ettiği kızla da pek ilgilenmiyordu. Onun şuan için ilgisini çeken tek şey bu özür dilemesini bilen cici kızdı. Nedense bu kızı tanıma isteği oluşmuştu içinde… Belki de kızı tuhaf bulduğu için onu bu kadar tanımak istiyordu. Yüzünde büyük ihtimalle nedensiz bir şekilde aptal bir gülümseme vardı. Biliyordu bu gülümsemeden bir an önce kurtulmalıydı ama bunu bir türlü başaramıyordu. Kızın ilk cümlesinden sonra gülümseyerek ‘’ Önemli değil’’ dedi. Bunu söylediğine inanamıyordu. Az önce gerçekten önemli değil demişti değil mi? Hem de özür dilemediği için o kadar laf soktuktan sonra. İşte yine yapmıştı. Kendini şaşırtmayı bir kez daha başarmıştı. Neden bir anda fikir değiştirdiğini bile bilmiyordu. Kızın " Bende iyi olduğuma sevindim yani kötü bir durumda olsam birde beni revire götürmen için başına iş açacaktım " demesiyle gülmesi bir oldu kabul ediyordu kıza başta katlanamıyordu. Tamamen ona bir baş belası gözüyle bakıyordu ama açıkçası onu revire götürmeyi hiç fazladan bir iş olarak görmemişti. Kendini tutamayarak gülerek ''Şey aslında seni revire götürmeyi pekte işten saydığım söylenemez sonuçta ne olursa olsun yardıma ihtiyacın vardı. Ve bende yardım etmek zorundaydım hepsi bu'' dedi. Gerçi onu revire götürürken yolda yaşayacakları olayları düşünmeden de edemiyordu itiraf etmeliydi. Büyük ihtimalle revire gidene kadar tartışırlardı ve onları böyle görenler saçma sapan dedikodular üretirdi ve daha çok tartışırlardı. Kendini tanıtıp tanıtmaması gerektiğini düşündü kısa fakat sonra neden beni tanımak istesin ki ? diye düşünerek vazgeçmişti. Sanırım artık gitme zamanı gelmişi kız ondan özür dilemişti ve oda önemli olmadığını söylemişti. Ve her şey bitmişti. Timmy tüm bunları düşünürken kız konuşmaya başlamıştı. Dikkatini kıza verdi. Ve kızın kendini tanıtmasıyla beraber gülümsemesi bir olmuştu. bu az önceki kararının büyük bir hata olduğunu gösteriyordu. Tuhaftı ama bir anlığına stacy’ye karşı hissettiği tüm duyguları kıza karşı hissettiğini sanmıştı. Kim bilir belki öyleydi belki de değildi. Gözlerini kızın gözlerinden ayırmayarak ''Benim adımda Timmy Taylor tanıştığımıza memnum oldum louise. Ve bence o kadarda kötü bir tanışma sayılmazdı. Kim bilir belki yakında tekrar görüşürüz. Ve senin gibi tatlı bir baş belası için hayatımda her zaman bir vardır.''dedi. Daha sonra aklına yapması gereken ödevleri olduğu geldi. Louise gülümseyerek ''Üzgünüm ama gitmeliyim halletmem gereken işler var.Görüşürüz umarım.''dedi ve gitti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Düşüş
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HOGWARTS :: IV. Kat :: Hareketli Merdivenler-
Buraya geçin: