AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ağacın gölgesinde....

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Ağacın gölgesinde....   Çarş. 13 Nis. 2011 - 9:16

Son dersin ardından sessizce koridorda ilerliyordu. Canı o kadar sıkılmıştı ki ikizi ile aynı evi paylaştığı yetmiyormuş gibi Hogwarts'ta da aynı odayı paylaşmak zorunda kalmıştı. Geçen dört sene boyunca ayrı odalar da kalmayı başarmış olsalar da bu sene her yolu deneyerek sırf onu daha fazla sinir etmek uğruna aynı odayı paylaşmalarını sağlamıştı. En çokta bu huyuna sinir oluyordu herkese istediği her şeyi yaptırabilen biriydi ve tabi çoğu isteği Scarlett'ı rahatsız edecek türdendi. Öyle ki sırf onun yüzünden berbat bir çocukluk geçirmişti. Herkesin gözünde Stacy'nin sadece bir gölgesi gibi kalmıştı hatta Stacy'nin dediğine göre onu kıskanana ve onun gibi olmak için her şeyi yapabilecek bir gölge. Ama tabi bu sadece ikizinin bakış açısıydı o ise onu daha çok öldürmek istiyordu hemde acılar içinde kıvranarak. Bazen bu düşünce bile onu rahatsız ediyordu çünkü yapamayacağı bir şeydi bu daha doğrusu yapmaması gereken. Tabi ailesi tarafından öldürülmek istemiyor ya da azkabana atılma gibi bir niyeti yoksa. Bir kaç saniye de kafasının içinde dolaşan bunca düşünce daha fazla sinir olmak dışında onda bir değişiklik yaratmamıştı. İçten içe ikizine lanetler okuyarak odasına çıktı ve kitaplarını masasına yerleştirdikten sonra üzerini değiştirerek odadan ayrıldı.

Eski odasında daha fazla zaman geçiren biriydi tabi ikizinden kaçabildiği tek yer olduğu için ama şimdi onu göremeyeceği tek bir yer bile kalmamıştı koca okulda. Onu düşünerek kendine daha fazla işkence ettiğini anladığı anda ayaklarının onu bahçeye doğru götürdüğünü fark etti. Her ne kadar aralarında oldukça uzun bir mesafe olsa da ikizini fark etmişti o ve arkadaşları yasak ormana doğru ilerliyordu. Bu yüzden o da okulun arka tarafından bulunan büyük gölün oraya gitmeye karar verdi. Hava güzel olduğu için öğrencilerin bir çoğu dışarıdaydı. Bu da sakin bir ağaç altı bulmayı oldukça zorlaştırıyordu. Vampir olduğunu kendi söylemediği hiç kimsenin bilmemesini istediğinden hızını kullanarak da ilerleyemiyordu. Mecburen attığı adımlarını biraz hızlandırarak gölün en uç kısmına ilerledi. Burası hem daha sessiz hemde göl etrafında bulunan en büyük ağacın olduğu yerdi. Ağacın gölgesine oturarak sırtını ağaca dayadı ve bacaklarını uzattı. Her ne kadar elbisesinden ötürü bacağı açılmış olsa da kimse görmediği için sorun yoktu. Odasından çıkmadan önce yanına aldığı çantasından müzik çalarını çıkardıktan sonra kulaklığını taktı ve kendini müziğin ritmine bırakarak dinlediği şarkıyı mırıldanmaya başladı.



Rp Out:Gelecek Var

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Agness
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Yay Maymun
Mesaj Sayısı : 17
Kayıt tarihi : 08/02/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Çarş. 13 Nis. 2011 - 14:58

Hızla kütüphaneden çıktı. Kitapları seviyordu. Ama sessizlik uykusunu getiriyordu. Buna dayanamayacaktı artık. Çünkü son yarım saattir Büyü ve Sihir Tarihi kitabının üzerinde uyuyordu. Biraz gürültü ve temiz hava için dışarıya çıktı. Bahçe güzel hava nedeniyle kalabalıktı. Ama tanıdık birilerini görememişti. Etrafına bakarak yürümeye başladı. Herkes birşeyler hakkında konusuyor ya da birşeylerle uğraşıyordu. "Benim yapacak hiçbir şeyim yok mu?" diye mırıldandı kendi kendine. Düşünüyordu ama aklına fazla birşey gelmiyordu. Bir iki tane ödevi vardı, çalışması gereken büyüler ve yazması gereken bir mektup vardı. Ama genelde işlerini son ana bırakırdı. Yani şu an için boştu. Canını sıkan tek şey de bu boşluktu zaten. Bu zamana kadar, nadiren, kendini boşluktan kurtulduğunu hissettiren ufak tefek olaylar yaşamıştı. Sonunda ise yine boşluğa dönmüştü. Düşünceler arasında göl kenarına kadar gelmişti. "Çok sıkıcı..." diyerek iç çekti. Birşeyler yapmalıydı. Yoksa sıkıntıdan ölecekti. Büyü tarihi ona masal gibi gelmişti. Muggelların izlediği büyülü dizilere çok uzaktı ama bir o kadar sıkıcıydı. Düelloları, iksir hazırlamayı ve kukla patlatmayı daha çok seviyordu. Ama Büyü ve Sihir tarihmi dersini de yok sayamazdı. Malesef ona da çalışması gerekiyordu.

Birden arkasında bir ses duydu. Sesin geldiği yöne döndü. O sırada ayağı bir taşa takıldı ve yere düştü. Canı acımamıştı, çünkü buna alışıktı. Sadece vücudundaki morluk ve çiziklere bir yenisi eklenmişti. Kanıyan eline baktı iç çekerek. Kafasına konan baykuşu hışırtının nedenini açıklıyordu.

"Netsu, sana o kadar yemek veriyorum. Niye hala beni korkutuyorsun, anlamıyorum." diye söylenerek yerinden kalktı. Kanayan elini silmek için mendile ihtiyacı vardı. Ama kendi mendilini en son ağlayan bir kıza vermişti. Az ileride biri oturuyordu. "Belki onunki yanındadır." diyerek yanına gitti.

Kız ağacın dibine oturmuş, gözleri kapalı, müzik dinliyordu. "Acaba rahatsız etmesem mi?" diye düşündü. Ama yarasından akan kan avucundan damlayacaktı neredeyse. Elini uzatıp kızın omuzuna dokundu.

"Affedersin. Mendilin var mı?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Perş. 14 Nis. 2011 - 13:42

Kendini geçen her dakika müziğe biraz daha kaptırıyor, hatta onun bir bütün oluyordu sanki. Kafasının içinde yankılanan yüksek sesli müzik sayesinden beyninin uyuştuğunu hissedebiliyordu. Dinlediği şarkıyı sevdiği söylenemezdi, zaten hayatta sevip değer verdiği şeyler bir elin parmaklarını bile geçmezdi. Şu an uğraştığı tek şey beynin santim santim kemiren düşüncelerden tamamiyle uzaklaşmaktı ve bu uğurda bu şarkı dinleme istediği sadece bir araçtı hepsi bu. Ama en azından işe yarar olması da onu sevindirmiyor değildi. Hatta o an içinden bu anın hiç bozulmamasını bile dilemişti, gerçekleşmeyeceğini bile bile. Çünkü biliyordu hiç kimse gelmese bile ikizi. O kesinlikle sadece sanını sıkmak istediğinde onu bulur ve aralarında büyük bir kavga yaratmadan ve onu sinir etmeden hiç bir yere gitmezdi. Böyle durumlarda gerçekten ikiz olup olmadıklarını sorguluyordu hatta bir gün biri gelir de "Stacy ile ikiz değilsiniz, biz büyük bir hata yaptık. Siz o aileden bile biri değilsiniz" dese muhtemelen bunu söylenen kişinin boynuna atlar ve ona sarıldı. Ama bu da gerçekleşmeyecek dileklerinin arasına sıkıştırdığı küçük bir umuttu sadece. Umut bazen ne kadar da yanıltıcı olabiliyordu ve bir o kadar da yalanlarla dolu.

Geçen onca dakikanın ardından gölgesine kaçtığı bu ağaca artık ihtiyacı kalmamıştı. Güneş yavaş yavaş batarken o Scarlett'ı rahatsız eden ışığını azaltmaya başlamıştı. Gözlerini gök yüzüne çevirdiği anda bu içini kaplayan garip bir ürperti ile burnuna gelen kan kokusunu fark etti. Eliyle burnunu kapatıp kulaklığını çıkarmak için hareket ettiğinde omzuna dokunan eli fark etti ve istemsiz bir şekilde elini burnunda çekmişti. Tüm o kan kokusu göz göze geldiği bu kızdan kaynaklanıyor olmalıydı. Zaten kızın söylediklerinden sonra hızlıca ayağa kalktı ve cebinde bulunan mendili kızın yarasına bastırdı. O an canının acıyıp acımadığını bile umursamamıştı, sadece lanet olası kan kokusunu engelleyecek bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Kan kokusunun yavaşça azaldığı hissettiği anda konuşmaya başladı. " Elini nasıl bu kale getirdin " dedi. Kızın ne adını sormuş ne de onunla daha önce konuşmuştu. Şu an sadece ona saldırmamak için kendini zapt etmeye çalışıyordu, zor olsa da...

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Agness
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Yay Maymun
Mesaj Sayısı : 17
Kayıt tarihi : 08/02/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Cuma 15 Nis. 2011 - 14:55

Kız aceleyle verdiği mendili avucuna iyice bastırmıştı. Canı acımıyordu. Ama akan kan sinirini bozuyordu.. Karşısındaki kıza gülümsedi ve sorusunu "Baykuşum beni korkuttu. Ben de takılıp düştüm. Aslında Netsu'nun bir suçu yok. Bu benim her zamanki halim. Ani bir haraket yaptığımda genelde düşerim." diyerek yanıtladı. Öyleydi de. Hogwarts'a geldiğinden beri düşme rekorunu da kırmıştı. Merdivenlerden çıkarken, süpürgeye binerken, uykusu varken, büyü yaparken... Annesi ona biraz daha yavaş ve sakin olmasını söylüyordu hep. Nancy bunu deniyordu. Ama bir süre sonra unutuyor, heycanına yenilip yine düşüyordu. Hayatı boyunca böyleydi. O yüzden artık sorun etmiyordu.

Kız hala elindeki mendili bastırıyordu. "Şimdi daha iyi.. Teşekkür ederim." dedi elini çekerek. Kız hala garip bir şekil de bakıyordu. Sanki nefes almakta zorlanıyordu. "Acaba kanla bir sorunu mu var? Belki de kan görmeye dayanamıyordur.." diye düşündü, Nancy. Diğer elini kanlı mendilin üzerne iyice bastırıp yarasını kapatmaya çalıştı. Şimdi bayılırsa ne yapardı? Endişeyle "İyi misin?" diye sordu...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Cuma 15 Nis. 2011 - 17:57

Kızın sakine yakın tavırları ile açıklamasını dinliyordu ama pekte anladığını söylemezdi. Yani sadece dinliyordu ama aklı kelimeler yerine tek bir şeye odaklanmıştı kızın hala akmakta olan kanına. Bu durum canını sıkmıştı kendini o kadar fazla zorluyordu ki o an. Yani bir anlık kendini bıraksa kızın kanayan eline dişlerini geçirebilirdi ya da daha kötüsü boynuna atlar ve kanının son damlasına kadar içebilirdi. Ama yapmaması gerekiyordu işte, iyi biri insanalra zarar vermek istemeyen biri olduğu için değil sadece Hogwarts'da kalabilmek içindi bunlar. Burada kalıp vampir güçlerine ek olarak çok güçlü bir cadı olmak ve ailesinden tamamen uzaklaşmak istiyordu. Bu istediğini gerçekleştirmek için de bura da kalmalıydı işte tüm derdi buydu. Ama içinde ki canavara dur demek o kadar zordu ki geçen her saniye kendini kaybederken canavar da kontrolü ele alacağı o anı sabırla bekliyordu ve sonunda olmuştu artık kızın karşısında Scarlett'tan eser kalmamıştı. Artık karşısında öldürme isteği ile yanıp tutuşan bir yırtıcı vardı. Öldürücü bakışlarını kızın üzerinde gezdirirken sorusuna " Şu an pekte iyi sayılmam ama sen eminim iyi olabilmemi sağlayabilirsin" dedi. Cümlesinin bitimin de ise kızı bir anda kolundan tutarak az önce yaslandığı ağaca dayadı ve dişlerini bir anda boynuna geçirdi. İçine çektiği kanın ona verdiği tatmin duygusunu hiç bir şeyle karşılaştıramazdı.

Çok değil sadece bir kaç dakikanın ardından canavar istediği almanın mutluluğu ile yavaşça tekrar geldiği derinlikte kaybolmuştu, tekrar gün ışığına çıkabileceği an gelene dek. Karşısında ki kızın halini ilk gördüğünde şok dalgası ile hemen kendi bileğini ısırarak kanını kıza verdi bu sayede kız iyileşecekti. Onu revire götüremezdi onu iyileştirme işini kendi bildiği şekilde yapmalıydı peki kız uyandığın da ne olacaktı. Muhtemelen onu şikayet edecekti bu da tüm o hayallerinin hüsranla sonuçlanması demekti. Aslında bu duyguya o kadar alışıktı ki şaşırası bile gelmiyordu çoğu zaman. Kız yavaşça kendine gelirken derin bir nefes aldı ve kendine geldiği ilk anda onun kolundan tuttu en azından kaçıp gitmeden önce onu dinlemesi gerekiyordu. Hemen konuşmaya başladı " Çığlık atıp kaçmadan önce lütfen beni dinle demin olanlar için üzgünüm anlayabileceğin gibi ben bir vampirim bazı nedenler den ötürü okuldaki vampirlerin kimliği gizli tutuluyor her neyse sana beni şikayet etme falan diyemem ama inan ki bunu isteyerek yapmadım yani sana kanın sadece beni çıldırttı hepsi bu çünkü halen kontrol sorunu olan bir vampirim üzgünüm" dedi ve elini kızın kolundan çekti. Kız artık gitmekte özgürdü zaten bu saniyeden sonra elinden hiç şey de gelmezdi.

-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Wulfric
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Başak Ejderha
Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 22/01/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Paz 24 Nis. 2011 - 9:01

Bugün her zamankinden daha enerjik bir şekilde uyanarak güne başlamıştı ama bu enerjisi masasının üzerine bırakılan ve üstünde kendi adı yazan zarfla birden bire kesildi. Yavaşça ilerleyerek zarfı açtı ve zarftan şu sözler döküldü. ''Hemen odama gelmen gerek sana bir görev vermeliyim. Dikkatli ol zarf okunduktan bir süre sonra yanıcaktır.'' Duyduğu kelimeler üzerine zarfı şömineye atarak yatağının yanından asasını aldı ve müdür yardımcısının odasına doğru gitmeye başladı. Hızlı bir şekilde odaya vardıktan sonra görevle ilgili detayları dinledi ve kendisinin dışında diğer binaların yetenekli öğrencilerinin ve sınıf başkanlarınında orda olduğunu gördü. Bu durumda ölümyiyen tehditi olmuş olabilirdi. Yoksa bu kadar öğrenciyi telaşlandırmazlardı. Müdür yardımcısının sözlerini dinledikten sonra hemen çıktı ve görevi olan göl kenarına gitmek için yola koyuldu. Ölümyiyenlerin okula sızıp isyan çıkartıcağı söyletisi müdürün kulağına kadar gitmişti ama bu olay öğrencilerin sağlığı ve okulun güç kaybettiğinin sanılmaması için gizli tutulmuştu.

Gölün yakınındaki ağaçların yakınlarında başkalarının kendini görmemesi için bir alan koruma büyüsü yapmıştı. Böylece ister okuldan biri isterse ölümyiyenlerden biri de gelse görevi ortaya çıkmayacaktı. Gözlerini ayırmadan etrafı izliyordu ve herhangi bir saldıraya karşı derslerde öğrendiği bütün saldırı ve savunma büyülerini hatırlamaya çalışıyordu. O sırada öğrencilerden birinin yakınına doğru gelmesiyle gözlerini ona çevirdi. Aceleci ve sinirli bir ruh hali içindeydi. Ölümyiyenlerden birini okula sokmak için yıkanılan beyinlerden biri olabilirdi yada sadece sevgilisiyle buluşmak için bir yer arayan genç bir kız. Her ihtimale karşı gözlerini ondan ayırmayarak yaptıklarını izlemeye başladı. 20 metre ilerideki bir ağacın altına oturup müzik dinlemeye başlamıştı. Böylece aklındaki ilk fikri eleyerek derin bir nefes aldı ve elindeki asayı yere doğru çevirdi. İlk kez bu kadar tehlikeli bir ortamda bulunmuyordu ama kalbi yinede çok hızlı çarpmıştı. Kafasındaki düşünceleri biraz olsun dağıtarak tekrar izlemeye başladı. Yine bir kızın uzaktan dalgın bir şekilde geldiğini gördü. Normalde burası sessiz ve yalnız takılanların yeri olmuştu ama görünüşe göre şuanda burası okulun en popüler dinlenme yerine dönüşmeye başlamıştı. Yeni gelen kızıda gözleriyle süzmeye başlamıştı. Aslında diğer kızın aksine bu daha iyimser ve sevimli birine benziyordu. Bir ölümyiyenle anlaşmayacak kadar dürüst gibiydi ama yanılıyorda olabilirdi. Aniden kızın takılarak düşmesiyle ona yardım etmek için büyülü alandan çıkmaya karar verdi ama duraksadı. Bir kızın kanayan elimi yoksa okula sızıp bütün öğrencileri öldürmeye kalkışacak bir psikopatmı daha önemliydi. Asasıyla elindeki deri kesenin içinden bir iskemle çıkararak oturdu. Kızı takip ederek ne yapıcağına bakmaya başladı. İki kızın birlikte konuşmaya başladığını gördü. Tam gözlerini onlardan çevirip tekrar görevine odaklanıcakken tuhaf tipli kızın yaralı olanın boynunu ısırmasıyla nefesi kesildi. Şok olmuştu. Etraflarında hatta okulun vampirlerin olduğunu biliyordu ve onun için hocalarından özel büyüler de öğrenmişti ama bir vampirin buna cesaret edebileceğini hiç aklından geçirmemişti. Hemen asasını çıkartarak onların yanına doğru koştu ve asasıyla ''Locomotor Mortis'' diye bağırdı ve kızın hareket etmesini önledi. Hızlı davranmalıydı. Onu yavaşlatıcak veya durdurucak bütün büyüleri denemeliydi. Tekrar asasıyla ''Nemo Saram'' diyerek vampirin görüşünü bozmaya çalıştı ve ardından kendisinin etkilenmemesi için gözlerini kapadı. Bu büyü ile oldukça rahatsız olması gerekiyordu. Hemen yerde yarı baygın yatan kızın kollarından sürükleyerek güvenli bir mesafeye getirdi. Yarası sanki hiç yokmuş gibiydi. Anlaşılan pislik vampir olayı örtbas etmek için ona kendi kanından vermişti. Hemen kızın ağzına kesesinden çıkardığı mine çiçeği iksirini içirdi ve ardından kendide bu enfes lezzetin tadına baktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Agness
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Yay Maymun
Mesaj Sayısı : 17
Kayıt tarihi : 08/02/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Ptsi 25 Nis. 2011 - 14:52

Nancy, kızın söylediklerini anlamaya çalışıyordu. Kız hala nefes almakta zorlanıyordu. "Ne demek istedi şimdi bu?" dedi içinden, kıza şaşkınlıkla bakarken. Ama kız birden boynuna atlamıştı ve daha tepki veremeden gözleri kararmıştı. Simsiyah örtülerle kaplı bir odaya düşmüştü uyandığında. Etrafına baktı ama yalnızdı. Bir çıkış kapısı aradı ama bulamadı kalkıp koşmak istedi. Ama kalkamıyordu. Odayı örümcek ağı gibi saran görünmez iplere takılmıştı ve her yerini kesen ipler kanıyla kırmızı rengini alıyordu. Duyduğu tek ses siyah kumaşların arasından akıp giden kanının sesiydi. Nefes alıp verişi hızlanmıştı. Burası nereseydi? Bilmediği bir yerde ölecek miydi? Buraya nasıl gelmişti? Düşünceler canının daha da yanmasına neden oluyordu. Ama ipler birden kopmuştu. Siyah parlak kumaşlar aralanmıştı. Boşluğa doğru düşmeye başladı ve sonunda yeşil çimlerin üzerine düşmüştü. Gözlerini açmadan önce bir süre durdu.. Kızın mırıldandıklarını duyabiliyordu. Ama tepki veremiyordu. Zorla yutkundu. Ağzında kan tadı vardı. Gözlerini araladığında kız hala başındaydı. Yüzündeki ifadeden pişman olduğu belliydi. Konuşmak istiyordu. Ama konuşamıyordu. Bu yaptığı şey dehşet verici bir duygu uyandırmıştı Nancy'de. O... O kız bi vampirdi ve az önce Nancy'yi ısırmıştı. Ama bir şey olmamıştı. Hala yaşıyordu ve hala cadıydı. Zar zor kendini toplamıştı. Tam birşey diyecekti ki birden gözlerinin önünde bir ışık patlaması olmuştu. Yeni açtığı gözlerini sımsıkı yumdu. Sonra birinin kollarından onu çektiğini hissetti. Bir şeyler yapmak istiyordu. Ama hala kımıldayacak gücü yoktu.. Neler olmuştu? Halbuki sadece düşmüştü. Etraf sakinleşince gözlerini araladı. Başında bir çocuk duruyordu. Kız yoktu.

"Neler oluyor?!" dedi zorlukla...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Venom
Vampir|Slytherin V. Sınıf
avatar

Akrep Keçi
Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 23/01/11
Lakap : Bela, kan emici

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Perş. 28 Nis. 2011 - 7:32

İçindeki yaratığın uyanışı... Az önce yaşatıklarının sadece bu kısacık cümle ile özetlemek mümkündü. Yaptığı şey her ne kadar kendindeyken bu durum suçluluk duymasına neden olsa da kendini kaybettiğinde, benliğini, bedenini hatta ruhunu bile o canavara teslim ettiği an tüm iyi duygulardan arınıyordu. Susuzluk çekiyorsa her kim olursa olsun yanındakinin kanı içmekte tereddüt etmeyen, susuzluğu olmasa bile canı sıkıldığı için etrafında ki her hangi birini kolayca öldürebilecek birine dönüşüyordu. Bunu engellemek ise çoğu zaman çok zor oluyordu, başardığında ise kendini gerçekten şanslı sayıyordu. Ama bu kez şanslı gününde değildi kız yanına geldiği andan itibaren frenlemeye çalıştığı susuzluğu bir anda kendini göstererek aç yaratığı uyandırmıştı ve sonrası tahmin etmesi hiç de zor değildi. Kanlı bir ziyafetin ardından kendine geldiğinde için de oluşan suçluluk duygusu. Aslında bu duyguyu sadece bir kelime ile özetlemek yetmezdi içinde birikmiş bir korku da vardı tabi ki belki de suçluluk duygusunu kullanarak bu duyguyu ört bas etmeye çalışıyordu hepsi bu. Olanlardan sonra başına gelecekleri düşünüyordu da sonu ya azkaban ya da evi olacaktı. Her iki durumda da yaşayacağı yer cehennem den farksız olacaktı. Hatta belki azkaban evin den daha iyi bir yer olacaktı onun için ama sonuç olarak bu durum oranın bir cehennem olmadığını göstermiyordu. Kafasından içinde bulunan tonlarca soru ve içine düştüğü ikilemlerin ardından kızın yarasının tamamen kapandığını fark etti. Tabi ki bu durum onu hiç şaşırtmamıştı sonuçta ona kanını verdiğin de böyle bir tepkinin olacağını biliyordu. Dışarından nasıl göründüğü önemli olmasa da bakıldığın da suçunu ört bas etmeye çalışan biri gibi görünüyor olabilirdi. Ama durum bundan çok daha karmaşıktı kızın iyileşmesini istemişti evet ama uyandığın da ona söyleyeceği o kadar çok şey vardı ki anlayışlı olduğu sürece sonuç olarak bu Hogwarts'ta kalmasını sağlayacaktı, peki o durumda anlayış beklemek ne kadar doğruydu. Yani birinin canını yaktıktan bir süre sonra hatta bir kaç saniye sonra ondan anlayış beklemek her halde kafası yerinde olmayanlara göre bir davranış olmalıydı. Durum ne olursa olsun bu düşünceler şu an ona yardımcı olmuyordu. Sonucu belirleyecek tek kişi olan kız hala uyanmamıştı daha kötüsü bu kadar düşüncenin arasında fark edemediği bir şeyin farkına vardı. Birinin onlara çok yakın olduğunu hissetmişti. Etrafına bakmak için hamle yaptığın da ise ona uygulanan büyü ile hareketsiz bir şekilde kaldı ve ardından ona yapılan bir büyü daha....

Büyülerden kurtulması fazla uzun sürmemişti ama yine de her ne kadar hareket edebiliyor olsa da görüşünde ki bozukluk düzelmemişti. Cebinden asasını çıkararak kendine yapılan büyüyü kaldırdı. Her şeyin hızlı oluşundan dolayı ona bunu yapanı fark edememişti bile ama onu bulacağı bir gerçekti. Çünkü kızın kanı hala damarlarından akıyordu ve bununla beraber kızın kan kokusu artık beynine işlemişti, ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar ona sadece bir nefes mesafesindelerdi. Hızlı bir şekilde koşarak bir ağacın arkasına geçti kız ve ona büyü yapan büyücü tam karşısında duruyordu. Peki şimdi ne yapacaktı yani asasına eline alıp ona karşılıklı vermeliydi. Bunun sonucunda ya büyücü ya da kendisi zarar görecekti tabi Scarlett için bu durum daha avantajlı olabilirdi yani vücudunda yara açabilse bile saniyesine yarası iyileşebilirdi. Ama işin içine lanetler girdiğinde durum bundan daha da karmaşık bir hal alacaktı. Ya da ilk laneti büyücüye yollayacak kişi olarak içinde ki yaratığın serbest kalmasıyla büyücü her yeri kanlarla kaplanmış bir cesetten farksız olacaktı ve bu da başına açılan yeni bir derdi oluşturacaktı. Hamle yapmadan önce bir süre onları izlemeyi tercih etti. Kız hafif baygınken gevelediği her şeyi duymuş olabilirdi bu yüzden onun tepkisini gerçekten görmesi gerekiyordu ve tabi ki bu büyücü ona ne anlatacaktı ki yani bir anda ortaya çıkıp asasından ona büyüler savurmuştu. Pek dinleyici bir tipe de benzemiyordu. Yine de okulda kalmak istediği gerçeğiyle yüzleşmesi gerekirse kalmak için her şeyi yapacağını biliyordu. Bir süre daha bekledikten sonra yüzünde bulunan yaratıktan kalma izleri yok ederek yüzünü ve bakışlarını sanki sıradan bir cadıymış görüntüsü vererek yeniden oluşturdu. Onlara doğru attığı bir kaç adımın ardından gözlerini büyücüye odaklandırdı asasını eline almamıştı bile çünkü tek istediği sadece konuşmaktı. Onlarla arasında yeterli yakınlık oluşturarak " Ne yapmayı planlıyor ya da benimle ilgili ne karar verdiniz bilmiyorum ama bir şey yapmadan önce lütfen beni bir kaç saniye dinler misiniz?" dedi. Ardından sessizce beklemeye başladı.


-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dean Wulfric
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Başak Ejderha
Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 22/01/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   Salı 17 Mayıs 2011 - 17:51

Zar zor kızı o bölgeden çektikten sonra kollarında kıpırdamaya başlamıştı. Gözlerini açıp ona doğru seslenmişti. Dean kız ile ilgilenmeliydi ama şuan vampiri etkisiz hale getirip okul yönetimine teslim etmek daha öncelikliydi. Kızın yarası kapanmış gibiydi. İçinden ''Kendi kanından içirmiş olsa gerek. Ne yapmam gerek bir vampir ile dövüşmek hem hız hem de dikkat gerektiren bir şey şartları eşitlemeliyim. Ayrıca benim orda olduğumu anlması imkansız. Neden kızı öldürmek yerine onu iyileştirdi.'' dedi ve asasını düzelterek etrafa bakmaya başladı. Bir anda kızı hatırlayıp bir yandan etrafa dikkatlice bakarken diğer yandan kıza olanları anlatmaya başladı. ''Ben burda okula sızmalar için görevdeydim ve o pis vampirin size saldırdığını gördüm. Afedersiniz biraz geç kaldım. Çok hızlı davranıyordu. Şuanlık bir yaranız yok ama vampire saldırdığım için büyük ihtimal bize doğru saldırıcaktır. Bu ruhsuz ölüler tam bir ölüm makinesidir. Dikkatli olun. Ben şartları eşitlemeye çalışıcam.'' dedi ve kızı büyük bir kaya ile kendisi arasına aldı. İlk önce hız sonra duyu ve koklama dengisizliklerini eşitlemeliydi. Mine çiçeği üstünde ve kanında oldukça vardı ve kızada içirmişti.

Duyulan hışırtılardan canavarın geldiğini anlamıştı. Yanlarına kadar gelmişti ama bir tuhaflık vardı. Konuşmak istiyordu belliydi ya da bu bir tuzakta olabilirdi. Her ihtimale karşı güvende olmak zorundaydılar. Kendini tutamama ve onlara saldırma olasılıkları vardı.''evertastartin'' diyerek kızı geri doğru uçurdu ve hemen ardından ''petrificus totalus'' büyüsüyle onun hareket etmesini engelledi. Son olarak asasını hedefleyerek ''accio'' dedi ve kızın asasını eline aldı. Şimdi canavar onlardan uzak bir mesafedeydi ama sesleri duymada biraz problem olucaktı. Kendine ve hemen ardından kıza ''sonorus'' yaparak iletişim sorununu halletti ve ''Şimdi konuşabilirsin ama yanlış bir hareket yapıyım deme yoksa sonun azkaban olur pis canavar! '' dedi ve kıza doğru bakmaya başladı.

Görevinden ne kadarda çıkmıştı. Bir büyücüyle karşılaşacağını sanıyordu ama şuan yanında kendine yeni gelmiş bir kız ve onlara her an saldırabilecek bir kapasitede olan vampir. Düşünmeliydi bu durumdan nasıl kolayca kurtulabilirdi. Üstelik kurtulsa bile vampire ne yapacaktı. Kurallara göre bir büyücünün kanını içtiğinde direk onu yakalamalı ve azkabana yollamalıydı. Canavarın bu durumundan istifade ederek seherbazları veya okul müdürünü çağarmalımıydı yoksa ilk önce bir çılgınlık yaparak onu dinlemelimiydi. Kendi düşüncleriyle çelişiyordu. Ne yapacağına bir an önce karar vermeliydi. Bir an gözlerini kapatarak durdu ve hemen açarak ne yapıcağına karar verdi. Çılgıncada olsa vampiri dinlicekti. Eğer hareket etmeye kalkarsa onu gözünü kırpmadan öldürecekti. Bir şansı vardı. Bu şansı kaçmak veya saldırmak için kullanmasa iyi olurdu ama her türlü bunu bildirmek zorundaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Agness
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Yay Maymun
Mesaj Sayısı : 17
Kayıt tarihi : 08/02/11

MesajKonu: Geri: Ağacın gölgesinde....   C.tesi 6 Ağus. 2011 - 12:42

Çocuk ona neler olduğunu anlatmıştı. Ama anlaşılan ortada bir yanlış anlaşılma vardı. O vampir kötü değildi. Nancy buna inanıyordu. Eğer kötü olsaydı ölmesine izin verirdi. Ayrıca elindeki yarayla bir vampirin yanına gitmek kendi hatasıydı. Nereden bilebilirdiki böyle birşey olacağını?

Vampirin geldiğini duyabiliyordu. Konuşmak istiyordu. Çocuğun birkaç büyü yaptı ve bir süre tereddütte kaldıktan sonra konuşmasını söyledi. Ama konuşma şeklinden hala ona güvenmediği anlaşılıyordu. Ona güvenmiyorsa konuşması ne işe yarardıki? Söylediği söz durmadan kulağında dönüyordu. "Pis canavar..." En sonunda dayanamadı ve "Ah!" diye bir iç çekip eliyle yerden destek aldı. Birden gözü eline kaydı. Elindeki yara iyileşmişti. Bu vampirin kanından kaynaklanıyor olmalıydı. Kendini daha iyi hissediyordu şimdi. Yerden kalktı ve çocuk ile vampirin arasına girdi.

"Tanrım! Pis canavar demeyi kesermisin?" diyerek çocuğa doğru döndü. "O bir canavar değil. Öyle olsaydı bir vampirle uğraşabileceğini mi sanıyorsun? İkimiz de henüz öğrenciyiz istese çok rahat bize karşı gelirdi. Ayrıca benim ölmeme izin vermedi. Bu bir kazaydı." dedi hızla. Derin bir nefes alıp saçlarını geriye savurdu. Aslında şu an içinde bulunduğu durumdan pek şikayetçi değildi. Değişik bir gün geçiriyordu. Ölmediği sürece sorun yoktu. Bugünü değişik kılan vampire döndü. "Ve sen!" dedi işaret parmağını ona doğru uzatarak. "Eğer burada kalmak istiyorsan kendine daha fazla hakim olmalısın. Sanırım açtın. Ama burada bir sürü büyücü adayı var ve dolayısıyla bir sürü kan. O yüzden kendini boşlaman daha büyük sorunlara yol açabilir. Biraz dikkatli ol.!" dedi yeniden hızla.

Gözlerini yeniden ona şaşkınlıkla bakan çocuğa çevirdi. Aslında o da haklıydı. Sonuçta dışardan bakıldığında bu olay kaza olmasına rağmen saldırı gibi duruyordu. Sadece olayın büyümesini istemediği için böyle davranmıştı. Belki vampirin iyi olduğunu düşündüğünü söylerse çocuk birşey yapmazdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ağacın gölgesinde....
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HOGWARTS :: Okul Arazisi :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: